Mahkemesi :İş Mahkemesi
KARAR
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılardan SGK Başkanlığı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dava 5510 sayılı Kanun’un geçici 7/1’inci maddesi uyarınca uygulama alanı bulan, mülga 506 sayılı Kanun’un 79/10 hükmü uyarınca açılmış hizmet tespiti davasıdır. Bu tür sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu çerçevede hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyerek, gerekli araştırmaların re'sen yapılması ve kanıtların toplanması gerektiği göz önünde bulundurulmalıdır.
Somut olayda; davalıya ait 1102357 sicil numaralı işyerinin 05.03.2003 tarihinde 506 sayılı yasa kapsamına alındığı, bu işyerinin 2003/1 ile 2008/10 dönemine ait bodrolarının geldiği ancak bilirkişi raporundan davacıya ait başka sicil numarası ile işyeri olduğu ve bu işyerinin 1993 yılında kapsama alındığı belirtildiği, ancak bu işyerine ilişkin dosyada bilgi ve belge olmadığı anlaşılmıştır.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir. Zira dinlenen bodro tanıklarının davalı işyerinde kayden çalışmaları, talep edilen tüm dönemi içermemektedir. Şu halde, resen araştırma ilkesi doğrultusunda; Mahkemece, davalıya ait, bilirkişi raporunda belirtilen, farklı sicil numaralı işyeri araştırılmalı, bu işyerine ait talep edilen tüm dönemi kapsar bodrolar istenmeli, davalı Kuruma verilmiş dönem bordrolarından kayden çalışması görünen ve uyuşmazlığa konu dönemi kapsar şekilde çalışması bulunan diğer bordro tanıkları re’sen
belirlenerek beyanlarına başvurulmalı; talep edilen döneme ilişkin bodro tanıklarına ulaşılamadığı takdirde sigortalı ile birlikte çalışan kişiler ile aynı çevrede işyeri olan işveren ya da bu işverenlerin çalıştırdığı kişiler re’sen saptanarak bilgi ve görgülerine başvurulmalı; sigortalının talep edilen dönem başlanığıcı itibariyle yaşı dikkate alınarak, davacının okul durumu ile sigortalının kayıtlarda görünmeyen çalışmalarının hangi nedenlerle kayıtlara geçmediği ya da bildirim dışı kaldığı hususu yeterince araştırılmalı; toplanan tüm kanıtlar birlikte değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre bir karar verilmelidir.
Kabule göre de; 506 sayılı Kanunun 60/G maddesi; malüllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları uygulanmasında 18 yaşından önce malüllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tabi olanların sigortalılık sürelerinin 18 yaşını doldurdukları tarihte başlamış kabul edileceği, ancak, bu tarihten önceki sürelerin prim ödeme gün sayısına dahil edileceği hükmünü içermekte olup, aynı Kanunun Geçici 54. maddesi kapsamında 01.04.1981 tarihinden önce malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tescili bulunmayan ve 12.09.1981 doğumlu olan davacının 18 yaşını 12.09.1999 tarihinde ikmal ettiğinden; sigortalılık başlangıcı olarak 18 yaşını ikmal ettiği tarihinin esas alınması gerektiğinin gözetilmemiş olması isabetsizdir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalı SGK Başkanlığı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır
S O N U Ç : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 24.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy