......
Dava, davacının 01.08.2011 tarihi itibariyle yaşlılık aylığı tahsisi ile ödenmeyen aylıkların faizi ile tahsili ve yersiz ödediği primlerin iadesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre davalı Kurum vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davanın yasal dayanağı 1479 sayılı Yasanın 35 ve Geçici 10. maddeleridir. 23.09.1953 doğumlu olan davacının, 28.02.1996 tarihli giriş bildirgesi ile 05.01.1996 tarihinden itibaren 1479 sayılı Yasaya tabi sigortalı olarak tescil edildiği, 30.06.2011 tarihli tahsis talebinin 270,70 TL. prim borcu nedeni ile ret edilmesi sonucu, 08.07.2011 tarihinde 285,00 TL., 23.12.2011 tarihinde 1766,00 TL. prim ödemesi ve aynı tarihli tahsis talebi sonrası, Kurumca davacıya 05.01.1996-23.12.2011 tarihleri arasındaki 15 yıl 11 ay 19 gün sigortalılığı gözetilerek 01.01.2012 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlandığı anlaşılmaktadır. Anılan yasal düzenlemeler çerçevesinde, 01.10.1999 tarihi itibariyle 3 yıl 8 ay 26 gün sigortalılığı bulunup, 15 yıl sigortalılık süresi için kalan 11 yıl 3 ay 4 günlük sigortalılık süresi nazara alındığında, 1479 sayılı Yasanın Geçici 10. maddesinin 3. fıkrasının (e) bendi gereği, yaşlılık aylığı tahsisi için 15 yıl primi ödenmiş sigortalılık süresi ve 58 yaş şartına tabi olduğu çekişmesizdir. Hal böyle olunca, yaşlılık aylığı tahsis tarihi itibariyle 58 yaşını doldurmayan davacı yönünden yaşlılık aylığı tahsis şartlarının gerçekleştiğinden bahsedilemez.
Mahkemece, davacının 23.09.2011 tarihi itibariyle 58 yaş koşulunu gerçekleştirdiği ve 15 yıl primi ödenmiş sigortalılık şartının ise 05.01.2011 tarihi itibariyle gerçekleştirdiği, prim ödemelerinden, 23.09.2011 tarihi itibariyle davacının
./....
-2-
prim borcunun varlığı sabit ise de, Yasanın aradığı asgari 15 yıl prim ödeme süresi şartının mevcut olduğu, tahsis tarihine kadarki prim borçlarının Kurumca her zaman tahsil edilebileceği gözetilerek, davacının 01.10.2011 tarihi itibariyle yaşlılık aylığı tahsisine hak kazandığı nazara alınarak karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme sonucu, yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
3-Kabule göre de;
A-Davacıya bağlanması gereken yaşlılık aylığı tutarı kurumdan sorularak, davacının anılan tutara itiraz etmesi halinde bu yönde bilirkişi incelemesi yaptırılarak varılacak sonuca göre ödenmesi gereken aylık miktarının belirlenmesi gerekirken, Kurumdan sorulmadan, bilirkişi marifeti ile belirlenen aylık miktarı esas alınarak hüküm kurulması;
B-Yaşlılık aylığı tahsis tarihi sonrasında ödenen primlerin iadesinde, davacının, tahsis sonrasında devam eden 5510 sayılı Yasanın 4/1-b maddesi kapsamındaki çalışmalarının varlığı karşısında, anılan primlerden, anılan Yasanın geçiş hükümlerini içeren Geçici 14. maddede, “bu Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten önce iştirakçi veya sigortalı olanlar, vazife malullüğü, malullük ve yaşlılık veya emekli aylığı bağlananlar ve bu Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihte sosyal güvenlik destek primi ödeyerek çalışmaya devam edenler hakkında sosyal güvenlik destek primine tabi olma bakımından bu Kanun'la yürürlükten kaldırılan ilgili Kanun hükümlerinin uygulanmasına devam edilir. Ancak; ... b) Bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sigortalı sayılanlardan, ilgili kamu kurum ve kuruluşlarından alınacak belgelerle doğrulamak kaydıyla faaliyette bulunulmadığına ilişkin süreler hariç olmak üzere çalışılan süreleri için, sosyal güvenlik destek primi oranı olarak bu Kanunun 30 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendinde belirtilen hükümler uygulanır. Bu oran, bu maddenin yürürlüğe girdiği yılda % 12 olarak, takip eden her yılın Ocak ayında bir puan artırılarak uygulanır. Ancak bu oran % 15'i geçemez...” hükmü ile, anılan Kanunun 30. maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendinin “4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendinin (4) numaralı alt bendi hariç olmak üzere diğer alt bentlerine tabi çalışmaya başlayanlardan aylıklarının kesilmemesi için yazılı istekte bulunanların yaşlılık aylıklarının ödenmesine devam edilir. Bunlardan, almakta oldukları aylıklarının % 15'i oranında sosyal güvenlik destek primi kesilir. Ancak kesilecek olan bu tutar, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendine tabi sigortalılara ilgili yılın Ocak ayında ödenen en yüksek yaşlılık aylığından alınabilecek sosyal güvenlik destek priminden fazla olamaz. Bu sigortalılardan ayrıca kısa vadeli sigorta kolları primi alınmaz. Sosyal güvenlik destek primine tabi olanların primleri, aylıklarından kesilmek suretiyle tahsil edilir. Sosyal güvenlik destek primi ödenmiş veya bildirilmiş süreler bu Kanuna göre malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları prim ödeme gün sayısına ilave edilmez, 31 inci ve 36 ncı madde hükümlerine göre toptan ödeme yapılmaz.” hükmü gözetilerek, yaşlılık ayığı üzerinden belirlenecek sosyal güvenlik destek primi tutarı belirlenerek,
../....
-3-
iade edilecek prim tutarından mahsup edilerek, varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, Üye ...’in muhalefetine karşı, Başkan ..., Üyeler ..., ... ve ...’ın oyları ile oy çokluğu ile 23.09.2013 gününde karar verildi.
(M)
-KARŞI OY-
Davacı, 1479 sayılı Yasa (5510 SY 4/1/b) kapsamında yaşlılık aylığı talep etmiştir. Davacı, 01.08.2011 tarihi itibariyle tahsis talebinde bulunmuş, yaşlılık aylığı şartları 23.09.2011 tarihi itibariyle gerçekleşmiştir.
Yaşlılık aylığının şartlarının gerçekleştiği tarih itibariyle 5510 sayılı Yasanın 28/10. fıkrada “ 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendinde belirtilen sigortalılara yaşlılık aylığı bağlanabilmesi için ayrıca, yazılı talepte bulunduğu tarih itibariyle genel sağlık sigortası primi dahil kendi sigortalılığı nedeniyle prim ve prime ilişkin her türlü borcunun olmaması zorunludur” hükmü vardır. Aynı hüküm malullük aylığı yönünden 26/son fıkrasında da tekrar edilmiştir.
Sosyal Güvenlik Kurumunun en önemli gelir kaynağı prim alacaklarıdır. Bu nedenle kanun koyucu, yaşlılık aylığı, malullük aylığı talep eden sigortalılardan kendi sigortalılıkları nedeniyle tüm prim borçlarını tahsil edebilmek amacıyla bu hüküm konulmuştur. Yasanın metni açıktır. Yasada, aylığa yetecek kadar sürenin prim borcunun ödenmesi şartı aranmamıştır.
Kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlar, çalıştıkları her ay için primlerini ertesi ayın sonuna kadar ödemekle yükümlüdürler. Asıl olan primlerin süresinde ödenmesidir. Sigortalılığın devamı süresince gününde primlerin ödemesi gerekir. Bu sosyal güvenlik sisteminin devamı için zorunludur.
.../....
-4-
Yaşlılık aylığı talep tarihi itibariyle de sigortalının prim borcunun olmaması asıl olduğu, ancak ülke gerçekleri göz önünde tutulduğunda prim borçlarının gününde ödenmediği, yasa koyucu ödenmeyen prim borçlarının tahsilini amaçladığından prim borcu varken aylık bağlanamayacağı görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğu görüşüne katılmıyorum.
.....
Full & Egal Universal Law Academy