Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Davacı kurum, iş kazası sonucu ölen sigortalı işçinin hak sahiplerine bağlanan gelirlerin tamamının 506 Sayılı Yasanın 26 ve 87. maddeleri uyarınca tazminine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, yazılı biçimde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum avukatı ile ... A.Ş, ... A.Ş, ... A.Ş’den oluşan davalı ortak girişim avukatı ve ... ... ... İnş. Limited Şirketi avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Hüküm İş Mahkemesinden verilmiştir. 5521 Sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 8. maddesi hükmüne göre, İş Mahkemelerinden verilmiş bulunan nihai kararların 8 gün içinde temyiz olunması gerekir.
Olayda hüküm 19/10/2010 tarihinde temyiz eden ... ... ... İnş. Limited Şirketi avukatının yüzüne karşı tefhim edilmiş, temyiz ise 13/12/2010 tarihinde vuku bulmuştur. Şu duruma göre davada 8 günlük temyiz süresi fazlası ile geçmiştir.
O halde, 01.06.1990 gün ve 1989/3 Esas 1990/4 Karar Sayılı Yargıtay içtihadı Birleştirme Kararı da göz önünde tutularak ... ... ... İnş. Limited Şirketi avukatının temyiz dilekçesinin süre aşımı yönünden reddi cihetine gitmek gerekmiştir.
2-Dava, iş kazasından doğan rücu tazminatı istemine ilişkin olup, 506 Sayılı Kanunun 26/1.inci maddesindeki “....sigortalı veya hak sahibi kimselerin işverenden isteyebilecekleri miktarlarla sınırlı olmak üzere...” bölümünün, ... Mahkemesince 23.11.2006 tarih ve 2003/10 Esas 2006/106 Karar sayılı kararı ile iptal edilmiş olması karşısında, Kurumun bu maddeden doğan rücu hakkının, “halefiyete” değil, “kanundan doğan basit rücu hakkına” dayandığının kabul edilmesi ve bu kabul çerçevesinde, Kurumun rücu alacağının, ilk peşin değerin kusura tekabül eden miktarıyla sınırlı bulunmasına, öte yandan, kesinleşen önceki rücu davalarında hükmolunan miktarın mahsubu yapılırken, sigortalıya bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin esas alınması gerektiğine; şayet ilk peşin sermaye değerli gelirle birlikte artışlara da hükmedilmişse, artışların hükmolunacak rücu tazminatından mahsup edilmesine olanak bulunmamasına, bu çevrede meseleye fiili ödemeler açısından bakıldığında ise fiili ödemenin mevcudiyeti halinde, kurumun talep edebileceği miktarın hesabının da aynı şekilde gerçekleştirilmesi gerekmekte olup; şayet ilk peşin sermaye değerli gelirin kusur karşılığı, fiili ödeme miktarından düşük ise o takdirde ilk peşin sermaye değerine itibar edilmesi; aksine fiili ödeme miktarı ilk peşin değerden düşük ise o takdirde de fiili ödeme miktarının esas alınması gerektiğine göre, mahkemece, ... Mahkemesinin iptal kararının derdest davalara uygulanması gerektiği gerekçe gösterilerek, ayrıca 506 Sayılı Yasanın 87. maddesinde öngörülen koşulların varlığı kabul edilerek yargılama yapılıp, hüküm tesis edilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Dosya içeriğinden, ...-... otoyolunun, ...-... kesiminin inşaat işini davalı ortak girişimin ihale ederek 06.07.2000 tarihinde işe başladığı, ortak girişim tarafından bu iş içinde yer alan ... ..., ... ...ve ..., “kalıplı beton işçiliği” işinin 15.08.2000 tarihli taşeronluk sözleşmesiyle davalı ... ... ... İnş. Limited Şirketi’ne verildiği, ölen sigortalı ...’in davalı ... ... Limited Şirketi’nin kalıp ustası olduğu, ... 21 no’lu ayağının başlık kirişinin, beton kalıp dökme işini yapmak üzere, başlık kirişi üzerinde kurulu ve yerden yaklaşık 17 metre yükseklikteki iskele üzerinde çalışırken, kalıp yüzeyi üzerine dökülen betonun katılaşarak sabitlenmesi sağlanmadığından ve talimatnamede belirtildiği gibi her 30 santimetrede 45 ila 60 dakika beklenmeden ve beton kıvamının taşeron firma beton formeni tarafından onaylanması sağlanmadan döküm yapıldığı, akışkan olan betonun basınçla kalıbı patlatıp aynı zamanda iskelenin çökmesine neden olduğu, iskeleden düşen yedi kişiden sigortalı dahil dördünün öldüğü, üçünün ise yaralandığı, ... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2006/98 E. sayılı dosyası ile; asıl işveren ortak girişimin proje koordinatörü ..., sanat yapıları şefi ..., inşaat teknikeri ... , ... yapıları şefi ..., proje müdürü ...ile taşeron...Şirketinin şirket müdürü ..., şantiye şefi ..., formen ve davalı ... aleyhine kamu davası açıldığı, her birinin 1/8’er kusurluluğuna ve ayrı ayrı mahkumiyetlerine dair kararın kesinleştiği, sigorta müfettişi tarafından asıl işveren ortak girişim ve taşeron şirket hakkında 26/1. maddenin uygulanması gerektiğinin bildirildiği, iş müfettişi raporunda ise ortak girişim ile taşeron limitet şirketin birlikte olarak %75, taşeron şirket formeni ve davalı ...’ın %15, taşeron şirketin ekip başı olup, aynı kazada ölen ...’ın %10 kusurlu olduğunun belirtildiği, hükme esas alınan 16.07.2010 tarihli kusur raporunda ise asıl işveren ortak girişimin %50 kusurlu olduğu belirtilip ancak bunun %10’nunun her biri için %2 olmak üzere cezada mahkum olan beş yetkiliye ait olduğunun, yine taşeron limitet şirketin %50 kusurlu olduğu belirtilip ancak bunun %8’inden her biri için %2 olmak üzere cezada mahkum olan üç yetkilinin, %2’sinden ise kazada ölen ekip başı ...’ın sorumlu olduğunun belirtildiği, mahkemece de %100 kusura göre düzenlenen 14.10.2010 tarihli hesap raporu dikkate alınarak yazılı biçimde hüküm tesis edildiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda, hükme dayanak kılınan 16.07.2010 tarihli kusur raporunda davalı asıl işveren ortak girişime verilen %50 kusurun toplam %10’unun kamu davasında mahkum olan dava dışı şirket yetkililerine ait olduğunun, Taşeron ... Şirket’e verilen %50 kusurun ise %6’sının kamu davasında mahkum edilen şirket yetkilileri ile kazada ölen şirketin ekip başı ...’a, %2’sinin de davalı ...’a ait oluğunun belirtilmesine ve davada teselsüle dayanılmamasına göre, dava dışı şirket yetkililerinin kusurları da dahil edilmek suretiyle, davada taraf olan davalıların toplam kusur oranı olan %84 yerine, davalıların %100 kusur oranı ile sorumlu tutulması usul ve yasaya aykırı görülmüştür. Ancak, hükmü temyiz etmeyen davalı ... ile süresinde temyizi bulunmayan davalı ... ... ... İnşaat Limited Şirketi yönünden kusura ilişkin olarak Kurum lehine oluşan usuli kazanılmış hak durumunun gözetilmesi gerekir. Kabule göre de, ilk peşin değerli gelir tutarının %100 kusur karşılıklarının hak sahibi çocuk...yönünden fazla, eş ile diğer çocuklar ..., ..., ... yönünden ise noksan belirlenip yazılı biçimde rücu alacağına hükmedilmesi yerinde görülmemiştir. Diğer taraftan, 506 sayılı Yasanın 26/son maddesinin, “Ancak, iş kazası veya meslek hastalıkları sonucu ölümlerde bu Kanun uyarınca hak sahiplerine yapılacak her türlü yardım ve ödemeler için, iş kazası veya meslek hastalığının meydana gelmesinde kastı veya kusuru bulunup da aynı iş kazası veya meslek hastalığı sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine Kurumca rücu edilemez.” hükmünün, tazmin sorumlularının belirlenmesinde gözden uzak tutulmaması gerekir.
O halde; davacı kurum avukatı ile ...A.Ş, ... A.Ş, ... A.Ş’den oluşan davalı ortak girişim avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılardan ... A.Ş, ... A.Ş, ... A.Ş’ye iadesine, 30.04.2013 gününde oy birliğiyle karar verildi.