Mahkemesi :İş Mahkemesi
İcra takibine vaki itirazın iptali ile takibin devamı ve icra inkar tazminatına hükmedilmesi istemli davanın yapılan yargılaması sonunda; ilâmda yazılı nedenlerle isteğin kabulüne ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi taraflar Avukatlarınca istenilmesi ve davalı Avukatınca duruşma talep edilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 04.06.2013 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü duruşmalı temyiz eden davalı adına gelen olmadı. Karşı taraf adına Av. ... geldi. Duruşmaya başlanarak, hazır bulunan avukatın sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
1-Dosyadaki yazılara, delillerin taktirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı avukatının temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı avukatının temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Dava; 5510 sayılı Yasanın 56. maddesi uyarınca, boşandığı eşi ile birlikte yaşadığından bahisle yersiz ödendiği anlaşılan aylıkların tahsili için davalı borçlu aleyhine girişilen icra takibine vaki itirazının iptali ile icra takibinin devamına ve borçlunun %40 icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulması istemine ilişkin olup, Mahkemece; icra inkar tazminatı talebi hakkında karar verilmemiştir.
İcra İflas Kanunu’nun 67. maddesinin 2. fıkrası hükmüne göre, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının, alacağını mahkemede dava ederek, haklı çıkması yasal koşullardandır. İcra inkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra takibine itiraz eden borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır.
Öte yandan, alacağın likit ve belli olması gerekir. Başka bir ifade ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya belirlenmek için bütün unsurlar bilinmekte veya bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından tahkik ve tayin edilmesi mümkün nitelikte olması yeterlidir. Borçlu ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur.
Dava konusu somut olayda; takip konusu alacağın likit, yani belirgin olduğu, başka bir anlatımla borçlunun, herhangi bir hesaplamaya gerek olmaksızın yalnız başına borç miktarını bilebilecek durumda olması karşısında, borçlunun icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulmasına karar verilmesi gereğinin gözetilmemiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Ne var ki; bu hususun düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, 6217 sayılı Kanun’un 30’uncu maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen geçici 3’üncü madde atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438’inci maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ:Hükmün fıkrasına “Asıl alacağın %40’ı oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine” cümlesinin yazılmasına, ve kararın bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, davacı Avukatı yararına takdir edilen 990,00 TL duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, aşağıda yazılı temyiz harcının davalıdan alınmasına, 04.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy