Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkindir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davalı Kurum vekilinin temyiz etmeleri üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-6183 sayılı Yasanın 58. maddesi hükmüne göre; ödeme emrine karşı, böyle bir borcun bulunmadığı veya kısmen ödendiği veya zamanaşımına uğradığı nedenleriyle ödeme emrinin ilgiliye tebliğinden itibaren 7 günlük hak düşürücü süre içerisinde iptali için dava açılabilir.
Öncelikle, dava konusu yapılan ödeme emirlerine ilişkin takip dosyaları ve tebliğ belgeleri celbedilmeli, ödeme emirlerinin dayanakları ile söz konusu takip dosyalarından davacına adına ödeme emirleri tebliğ edilip edilmediği belirlenmelidir. Şayet, ödeme emri davacıya,usulüne uygun tebliğ edilmemişse, davanın menfi tespit davası olarak kabulü ile incelenmesi gerektiği, ödeme emrinin, davacıya usulüne uygun tebliğe rağmen, 7 günlük hak düşürücü süre içerisinde iş bu dava açılmamış ise davanın reddine karar verilmesi gerekmektedir.
2-Davanın yasal dayanaklarından olan 506 sayılı Kanunun “Primlerin ödenmesi” başlığını taşıyan 80. maddesinde, 08.12.1993 tarihinde yürürlüğe giren 3917 sayılı Kanunun 1. maddesiyle değişiklik yapılarak Kurumun süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüş, 4958 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 30.09.2003 günü yürürlüğe giren 38. maddesiyle anılan Madde değiştirilerek tahsilde 6183 sayılı Kanunun 51. maddesi hariç diğer maddelerinin uygulanacağı belirtilmiş, sonra bu maddede 06.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5198 sayılı Kanunun 11. maddesi ile bir kez daha değişikliğe gidilerek tahsilde 6183 sayılı Kanunun 51 ve 102. maddeleri hariç, diğer maddelerinin uygulanacağı açıklanmış, böylelikle 3917 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki duruma dönülmüştür.
Şu durumda söz konusu mevzuat kapsamında zamanaşımı süresi bakımından, 08.12.1993 günü öncesine ve 06.07.2004 sonrasına ilişkin prim ve diğer alacaklar yönünden Kurumun alacak hakkı, Borçlar Kanununun 125. maddesinde öngörülen (10) yıllık zamanaşımı süresine tabi olup, zamanaşımının başlangıç tarihi, anılan Kanunun 128. maddesi gereğince alacağın muaccel olduğu tarihtir ve zamanaşımının kesilmesi ile durmasına ilişkin 132. ve ardından gelen maddelerindeki düzenlemeler de uygulama alanı bulmaktadır. 08.12.1993 – 05.07.2004 dönemine ait prim ve diğer alacaklar yönünden ise, 6183 sayılı Kanunun “Tahsil zamanaşımı” başlığını taşıyan 102. ve ardından gelen maddeleri uygulanmakta, anılan madde hükmüne göre (5) yıl olan zamanaşımı süresinin başlangıcı da, alacağın vadesinin rastladığı takvim yılını izleyen yıl başı olarak kabul edilmektedir.
Öte yandan 6183 sayılı Kanunun Zamanaşımının kesilmesi başlıklı 103. maddesinde; "Aşağıdaki hallerde tahsil zamanaşımı kesilir:
1.Ödeme,
2.Haciz tatbiki,
3.Cebren tahsil ve takip muameleleri sonucunda yapılan her çeşit tahsilat,
4.Ödeme emri tebliği
5.Mal bildirimi, mal edinme ve mal artmalarının bildirilmesi,
6.Yukardaki 5 sırada gösterilen muamelelerden her hangi birinin kefile veya yabancı şahıs ve kurumlar mümessillerine tatbiki veya bunlar tarafından yapılması,
7.İhtilaflı amme alacaklarında kaza mercilerince bozma kararı verilmesi,
8.Amme alacağının teminata bağlanması,
9.Kaza mercilerince icranın tehirine karar verilmesi,
10.İki amme idaresi arasında mevcut bir borç için alacaklı amme idaresi tarafından borçlu amme idaresine borcun ödenmesi için yazı ile müracaat edilmesi.
11.Amme alacağının özel kanunlara göre ödenmek üzere müracaatta bulunulması ve/veya ödeme planına bağlanması.
Kesilmenin rasladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren zamanaşımı yeniden işlemeye başlar. Zamanaşımının bir bozma kararıyla kesilmesi halinde zamanaşımı başlangıcı yeni vade gününün rasladığı; amme alacağının teminata bağlanması veya icranın kaza mercilerince durdurulması hallerinde zamanaşımı başlangıcı teminatın kalktığı ve durma süresinin sona erdiği tarihin rasladığı; takvim yılını takip eden takvim yılının ilk günüdür." düzenlemesine yer verilmiştir. Somut olay incelendiğinde; davacının, ... Turizm ve Tic. A. Ş ortağı ve yönetim Kurulu üyesi olması nedeniyle, dava dışı şirketin Kuruma olan borçları nedeniyle davacıya, 2009/034253 sayılı ve 2009/648639 sayılı ödeme
emirleri tebliğ edildiği, davacı tarafından söz konusu ödeme emirlerinin iptalinin istenildiği ve mahhkemece, istem gibi, davanın kabulü ile söz konusu ödeme emirlerinin zamanaşımı nedeniyle iptaline karar verildiği görülmüştür.
2009/034253 sayılı ödeme emrinin "2002 yılı 9 -12 'nci aylara, 2003 yılı 1-12'nci aylara ve 2004 yılı 1-4 'üncü aylarına" ilişkin 29.505.84-TL tutarında prim borcunu,
2009/648639 sayılı ödeme emrinin ""2002 yılı 9 -12 'nci aylara , 2003 yılı 1-12'nci aylara ve 2004 yılı 1-4 'üncü ve 10-12'nci aylara , 2005 yılı 1-3'ncü aylarına" ilişkin 87.295.70-TL tutarında prim borcunu ihtiva ettiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece; her ne kadar ,tüm dönemler yönünden 5 yıllık zamanşımı süresi dolduğu gerekçesiyle ödeme emirlerinin iptaline karar verilmişse de yukarıda açıklandığı üzere, 08.12.1993 günü öncesine ve 06.07.2004 sonrasına ilişkin prim ve diğer alacaklar yönünden Kurumun alacak hakkı, Borçlar Kanununun 125. maddesinde öngörülen (10) yıllık zamanaşımı süresine tabi olmakla,bu husus gözeitilmeksizin yazılı şekilde karar tesisi, usul ve yasaya aykırı olup,bozma nedenidir.
3-Ayrıca, dosya içerisindeki belgelerden dava dışı ... Turizm ve Tic. A.Ş.'nin yapılandırma başvurusunda bulunduğu iddia edildiğine göre, mahkemece uyuşmazlık konusu dönem prim borçlarına ilişkin söz konusu şirketin davalı Kuruma yapılandırma talebinde bulunup bulunmadığı ve bulundu ise ödeme planların temini ile zamanaşımın kesilip kesilmediği hususunun araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar tesis edilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
S O N U Ç : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 14.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.