Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dava, davalı işverenin işyerinde 30.10.2007 – 30.03.2009 tarihleri arasındaki kesintisiz çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79/10. ve 5510 Sayılı Kanun'un 86/9. Maddesidir. Anılan Kanunlarda ifade edildiği üzere, “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez.” Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkin olduğundan, özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde re’sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.
Mahkemece, kollukça tutulan tutanak ve davacı tanık beyanlarına itibar edilerek davanın kabulüne dair hüküm kurulmuş ise de; ...İlçe Jandarma Komutanlığı personeli tarafından düzenlenen araştırma tutanağında davacının çalışmalarının olduğuna dair bilgi alınan işyerleri çalışanlarının kimlik bilgileri bulunmadan genel bir ibare ile çevre araştırması sonucu çalışmayı tespit eden tutanak düzenlendiği gözetilmeden; dava konusu döneme ilişkin tüm bordrolar celbedilmeden, davacı tanıklarının, dava konusu dönemde çalışmalarının olup olmadığı tespit edilmeden, tanık beyanlarında geçen işyerinden ayrılma sonucu jandarma tarafından tutanak tutulmasına ilişkin beyanları dikkate alınarak Jandarmaca işten ayrılma döneminde tutulan bir tutanak olup olmadığı ve içeriği araştırılıp değerlendirilmeden Mahkemece kurulan hükmün eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olduğu anlaşılmaktadır.
Yukarıda belirtilen ilkeler ışığında, davacının kesintisiz olduğunu iddia ettiği çalışmalarının gerçekliği, işin ve işyerinin kapsam ve niteliğiyle süresinin belirlenebilmesi amacıyla; Kurumdan dava konusu döneme ilişkin tüm bordrolar getirtilmeli; işten ayrılma tarihinde Jandarma tarafından tutulduğu bahsedilen tutanak ilgili Jandarma Komutanlığından sorulmalı; davacının çalıştığı iddia edilen birim veya birimler ile dönemleri tespit edilerek, tespit edilen birimlerde dava konusu dönemde çalışmaları bulunan bordro tanıkları saptanarak re’sen bilgi ve görgülerine başvurulmalı; davacının çalışmalarının işyerinde sürekli çalışanlar ya da mevsimlik çalışanlar içerisinde olup olmadığı ve işyerinde mevsimlik çalışma dönemi tespit edilmeli; gerektiğinde aynı yörede komşu veya benzeri işleri yapan başka işverenler ve bu işverenlerin çalıştırdığı bordrolara geçmiş kişiler re’sen saptanarak, bu kişilerin beyanlarına başvurulmalı; 506 sayılı Kanun m.60/G hükmündeki, “Bu maddenin uygulanmasında; 18 yaşından önce malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tabi olanların sigortalılık süresi, 18 yaşını doldurdukları tarihte başlamış kabul edilir. Ancak, bu tarihten önceki süreler için ödenen malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primleri, prim ödeme gün sayılarının hesabına dahil edilir.” ifadesi nazara alınmalı; böylece bu konuda gerekli tüm soruşturma yapılarak uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca taleple bağlı kalınarak bir karar verilmelidir.
Mahkemenin, yukarıda açıklanan esaslar doğrultusunda araştırma yaparak, elde edilecek sonuca göre bir karar vermesi gerekirken, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 07.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy