.....
Dava, davacının 01.01.2006-30.06.2008 tarihleri arasında isteğe bağlı sigortalı olduğunun tespiti ile dava tarihinden itibaren yaşlılık aylığı tahsisi istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı vekili ile davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun geçici 7.maddesi delaletiyle mülga 506 sayılı Yasanın 60 ve Geçici 81. maddeleridir. 16.01.1966 doğumlu olan davacının, 911 gün 1479 sayılı Yasaya, doğum borçlanması ve isteğe bağlı sigortalılık süresi dahil 4073 gün 506 sayılı Yasaya tabi sigortalılığının bulunduğu, 28.07.2011 tarihli tahsis başvurusu sonrası, Kurumca, isteğe bağlı sigortalılık başvuru dilekçesinin bulunmadığı gerekçesi ile primi ödenen 660 gün isteğe bağlı sigortalılık süresinin iptal edildiği ve 5000 gün prim ödeme şartı bulunmadığı için tahsis talebinin ret edildiği anlaşılmaktadır.
Mahkemenin, davacının isteğe bağlı sigortalılığının geçerli olduğunun kabulü isabetli ise de; 4759 sayılı Yasanın 3. maddesi ile değişen 506 sayılı Yasanın Geçici 81. maddenin B fıkrası gereği, 23.05.2002 tarihinde 17 yıl 9 ay 8 gün sigortalılık süresi bulunan davacının, anılan madde çerçevesinde, yaşlılık aylığı tahsisi için, 20 sigortalılık süresini doldurması, 5000 gün yaşlılık, malullük ve ölüm sigortaları primini ödemiş ve 41 yaşını doldurmuş olması şartlarını ikmal etmesi gerekmekte olup, tahsis talep tarihi itibariyle isteğe bağlı sigortalılık süresi dahil 4984 prim günü bulunan davacı yönünden, tahsis için yaş şartının gerçekleştiği, ancak 5000 gün şartının gerçekleşmediği belirgin ise de, davacının 27.03.2012 tarihinde Kuruma 300,00 TL. doğum borçlanması adı altında prim ödemesinin varlığı ile 29.07.2011 tarihinden itibaren devam eden 5510 sayılı Yasanın 4. maddesinin 1. fıkrasının (b)
./..
-2-
bendi kapsamındaki sigortalılığı gözetilerek ve davacının eldeki davada dava tarihini takip eden ay başı itibariyle tahsis talebinde bulunduğu da nazara alınarak, öncelikle, Kurumdan, ödenen doğum borçlanması bedelinin karşıladığı gün sayısı sorularak, bu süre de gözetildiğinde davacı yönünden 5000 prim gün sayısı şartının gerçekleşip gerçekleşmediği irdelenmeli, gerçekleşmediğinin belirlenmesi halinde ise, 29.07.2011 tarihinden itibaren devam eden 5510 sayılı Yasanın 4. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi kapsamındaki sigortalılık süreleri gözetilerek, bu çerçevede prim borcunun varlığı araştırılarak, varlığı halinde usul ekonomisi gözetilerek davacıya prim borcunu ödemesi için makul süre verilerek, sonucuna göre yaşlılık aylığı tahsis şartları irdelenerek karar verilmedir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik inceleme ve hatalı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
3-Kabule göre de, davacının 01.01.2006-30.06.2008 tarihleri arasında ödediği primlerin karşıladığı isteğe bağlı sigortalılık süresinin 660 gün olduğu gözetilmeksizin, anılan dönemin tamamında isteğe bağlı sigortalılık tesis edecek şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı vekili ile davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 23.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
......
Full & Egal Universal Law Academy