(1479 S. K. m. 35, 37)
Dava: Davacı, 1.10.2010-30.4.2013 tarihleri arasındaki yaşlılık aylıklarının hak edildiği tarihten itibaren yasal faiziyle birlikte tahsilini istemiştir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi:
Karar: Somut olay, incelendiğinde; davacının 24.7.2008 tarihinde tahsis talebinde bulunduğu, 28.9.2009 tarihinde 1.8.1995-31.12.1997 tarihleri arasında isteğe bağlı Bağ-Kur'lu sayılması, borçlandırma işleminin iptali ve 1.8.1995-31.12.1997 tarihleri arasında 506 Sayılı Kanun kapsamında sigortalı olduğunun tespiti için, ayrı bir dava açtığı ve mahkemece verilen kabul kararının 19.2.2013 tarihinde 21. Hukuk Dairesi tarafından vekalet ücreti yönünden düzelterek onama yapılmak suretiyle kesinleştiği, davalı Kurum tarafından davacının 24.7.2008 tarihli tahsis talebine, 4.4.2013 tarihinde tahsis talebi itibariyle şartlar oluşmadığından talebin reddine karar verildiği, davacının 10.4.2013 tarihinde tahsis talebi üzerine 1.5.2013 tarihi itibariyle yaşlılık aylığı bağlandığı, uyuşmazlığın 24.7.2008-10.4.2013 tarihleri arasında tahsis talebi bulunmayan davacıya şartların oluştuğu 1.11.2010 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanıp bağlanamayacağına dair olduğu anlaşılmıştır.
Davanın yasal dayanağı 1479 Sayılı Kanun'un 35 ve 37. maddeleridir. Buna göre, davacının yaşlılık aylığından faydalanabilmesi için, yazılı talepte bulunması ve talepte bulunduğu tarih itibariyle prim ve her türlü borçlarını ödemiş olması gerekir. Bu şartların gerçekleşmesi halinde ise, aylığın yazılı istek tarihini takip eden aybaşından itibaren başlayacağı 37. maddenin açık hükmüdür. Somut olayda, her ne kadar davacı 1.10.2010 tarihinde yaşlılık aylığı şartlarını taşıyor ise de; bu tarih öncesindeki ilk tahsis talep tarihinin 24.7.2008 olması ve makul sürenin de aşılmış olması dikkate alındığında davacının bu tarihten sonraki 10.4.2013 tarihli tahsis talebi gereğince yaşlılık aylığı bağlanması hususunun yerinde olduğu gözetilmeksizin, yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, temyiz harcının istenmesi halinde iadesine, 31.10.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy