Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Dava malûllük tespiti ve tahsis istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilâmında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
İnceleme konusu somut olayda; davacının tahsis talebi üzerine, davalı Kurum tarafından yapılan inceleme sonucu davacının çalışma gücünün %60 oranında kaybetmediğine dair karar verildiği, davacının itirazı üzerine, S.... 27.08.2014 tarihinde davacının çalışma gücünün %60 oranında kaybetmediğine dair rapor verildiği, yargılama esnasında ... 3. Adli Tıp İhtisas Kurulundan alınan raporda ise davacının çalışma gücünün en az %60 ını kaybettiğinin belirtildiği, mahkemece 3. Adli Tıp İhtisas Kurulunun raporu dikkate alınarak davacının malul sayılmasına ve malul tarihinin 01.05.2010 olduğunun tespitine karar verildiği anlaşılmış ise de, raporlar arasında çelişki oluştuğu belirgindir.
Sürekli iş göremezlik ve malullük halinin belirlenmesinde izlenecek yolun ne olduğu 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanunun “Sağlık Raporlarının Usul ve Esasları”na dair 95. maddesinde hükme bağlanmıştır. Buna göre, kurum sağlık tesisleri tarafından raporlara dayanılarak verilen kararlara karşı ilgililerin S.S.Y.... itiraz hakları mevcuttur. Söz konusu kurulun raporlarının Kurumu bağlayacağı diğer ilgililer yönünden bağlayıcı olmayıp, Adli Tıp Başkanlığı veya Tıp Fakültelerinin ilgili ana bilim dalı konseylerinden S.... İşlemleri Tüzüğü çerçevesinde inceleme ve araştırma yapılmasını isteyebilecekleri 28.06.1976 tarih ve 6/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararının gereğidir.
Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu raporu ile Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi raporu arasında çelişki ortaya çıkması durumunda, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.10.2010 gün ve 10-390 / 449 sayılı kararında da belirtildiği şekilde, çelişkinin Adli Tıp Kanunu'nun 15. maddesi gereği Adli Tıp Genel Kurulunca giderilmesi gereklidir. Çelişkinin Yüksek Sağlık Kurulu ile Tıp Fakültelerinin ilgili ana bilim dalından alınan sağlık kurulu arasında çıkması halinde de, amacın uyuşmazlığı en geniş katılımlı bir kurul kararı ile sona erdirmek, yeni çelişkilerin ortaya çıkıp uyuşmazlığı çözümsüzlüğe itmeyi engellemek olduğu dikkate alındığında, Adli Tıp Genel Kuruluna başvurulmalı ve alınacak raporla uyuşmazlık sona erdirilmelidir.
Kuşkusuz, davacının tahsis talebi dikkate alınarak 5510 sayılı Yasa'nın 25. Maddesinde öngörülen sigortalılık süresi ve prim gün sayısına ilişkin şartların varlığı ayrıca irdelenmeli, 5510 sayılı Yasa'nın 27'nci maddesi hükmü de dikkate alınarak, maluliyet başlangıcı ve şartlar oluştuğu takdirde malûllük aylığı başlangıç tarihi de usulünce belirlenmelidir.
Öte yandan, davacının talebinin 5510 sayılı Yasa'nın 25. ve devamı maddeleri nazarında maluliyet tespiti ve tahsis olmasına karşılık, mahkemece 506 sayılı Yasa'nın 19. maddesi kapsamında inceleme yapılması yerinde görülmemiştir.
O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 16.06.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.