Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dava, davacı Kurum tarafından 506 sayılı Kanunun 26. maddesine dayanılarak iş kazası sonucu % 23 orannda sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalıya ilk peşin sermaye değerli gelir ve yapılan ödemeler nedeniyle uğranılan kurum zararının tahsili istemidir.
Mahkemece, davalı ile sigortalı arasında iki adet ambar kapısı yapımına ilişkin sözlü götürü iş yapım sözleşmesinin olduğu, bunun hizmet akdi olarak değerlendirilemeyeceği zira davalı ile sigortalı arasında bağımlılık ilişkisinin mevcut olmadığı, aradaki ilişkinin eser sözleşmesi niteliğinde olduğunun kabulü ile davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Uyuşmazlık konusu olayın meydana geldiği 09.05.2008 tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 506 sayılı Kanunun 2'inci maddesinin birinci fıkrasına göre; hizmet akti ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanlar sigortalı sayılırlar. Söz konusu Kanunda “hizmet akdi” tarifine yer verilmemiş, yalnızca Borçlar Kanununda tanımlanan hizmet akdi ve iş mevzuatında tanımlanan iş sözleşmesine atıfla yetinilmiştir. 4857 sayılı İş Kanununun 8’inci maddesinde iş sözleşmesi (hizmet akdi) tanımlanmış, olay tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 313. maddesinde hizmet akdi, "Hizmet akti bir mukaveledir ki, onunla işçi muayyen ve gayri muayyen bir zamanda hizmet görmeyi ve iş sahibi dahi ona bir ücret vermeyi taahhüt eder" şeklinde tarif edilmiştir. Hizmet akdinden söz edebilmek için belirli bir işin, işverene bağımlı olarak çalışma karşılığında bir ücret mukabili yapılması gerekmektedir. 506 sayılı Kanunun 4.üncü maddesinde işveren,
aynı Kanunun 2'inci maddesinin kapsamında sigortalı sayılan kimseleri çalıştıran gerçek ve tüzel kişiler olarak tanımlanmıştır.
Somut olayda, taraflar arasında hizmet akdinin varlığı konusunda davalı işverene (Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı ile sigortalıya husumet yöneltilmek suretiyle) dava açılması için süre verilmesi ve dava sonucunun bekletici mesele yapılması gerekmektedir.
Mahkemenin, bu maddi ve hukuki olguları gözetmeksizin eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde karar vermiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 22/03/2018 gününde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy