Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, davacının mirasın reddi kararının iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum avukatı ile davalılar ... ve ... vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Kurumca, prim borcu bulunan murisin mirasçılarından bir kısmının mirası ret etmesi üzerine, prim borçlarının mirası ret eden mirasçılardan da tahsili amacı ile mirasın reddi kararının iptali istemi ile dava açıldığı yargılama aşamasında, prim borçlarının ödenmesi üzerine, mahkemece davanın konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği anlaşılmıştır.
Mahkemece, dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına şeklinde karar verilebilmesi için, uyuşmazlık konusu çekişmenin ortadan kalkması, başka bir anlatımla; her iki tarafında davanın esası hakkında karar verilmesinde hukuki yararının kalmamış olması gerekir. Eldeki davada, prim borçlarının ödenmesinin mirasın reddi kararının iptali sonucunu doğurmadığı, bu halde, davanın konusuz kalmadığı belirgindir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 617. maddesinin ilk fıkrasının “Malvarlığı borcuna yetmeyen mirasçı, alacaklılarına zarar vermek amacıyla mirası reddederse; alacaklıları veya iflas idaresi, kendilerine yeterli bir güvence verilmediği takdirde, ret tarihinden başlayarak altı ay içinde reddin iptali hakkında dava açabilirler.” hükmü gereği, ret tarihinden itibaren 6 aylık hak düşürücü süre içerisinde reddin iptali için dava açılması gerekir.
Eldeki davaya konu mirasın reddi kararlarının 04.08.2009 ve 06.08.2009 tarihlerinde kesinleştiği, davanın ise 17.05.2012 tarihinde açıldığı gözetilerek, davanın
hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme sonucu, yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir
Ne var ki; bu aykırılığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, karar bozulmamalı, davalılar ..., ... ve ...’nun hükmü temyiz etmemeleri nedeni ile Kurum lehine oluşan usuli kazanılmış hak durumu da gözetilerek, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun Geçici 3. maddesi delaletiyle 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ:Hüküm fıkrasının 1, 2, 3, ve 4. bentlerinin silinerek yerine,
“1- Davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmaması nedeni ile reddine,
2-Harçlar yasası gereği alınması gereken 19,46 TL harcın davalılar ..., ... ve ...’ndan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davacı taraf kendini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 1.800,00 TL ücreti vekaletin davalılar ..., ... ve ...’ndan alınarak davacı Kuruma verilmesine,
Davalılar ... ve ... kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 1.800,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
4-Bu dava nedeni ile davacı tarafından yapılan tebligat ve posta gideri olan 327,20 TL'nin davalılar ..., ... ve ...’ndan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,” sözcüklerinin yazılmasına ve hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 26.12.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy