......
Dava, yersiz ödendiği iddiası ile aylıkların iadesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün davacı kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
506 sayılı Yasa kapsamında hak sahibi sıfatı ile 01.09.2005 tarihinden itibaren ölüm aylığı bağlandığı anlaşılan davalı hakkında açılan diğer bir davada, vefat eden eşinin evlenme tarihi olan 23.06.2004’te ayırt etme gücünden yoksun olması nedeniyle fiil ehliyetine sahip olmadığının tespiti ve buna göre davalının evliliğinin iptaline dair verilen kararın 05.12.2011 tarihinde kesinleşmesinin öğrenilmesi nedeniyle, davacı kurum tarafından, 14.06.2012 tarihli işlemle, davalı hakkında 5510 Sayılı Yasanın 96’ncı maddesinin “a” bendi kapsamında 21.09.2005-20.05.2012 tarihleri arasında ödenen aylıkların yasal faizi ile borç tahakkuk ettirildiği anlaşılmakta olup, mahkemece yazılı şekilde karar verilmiş ise de verilen kararın yanılgılı değerlendirmeye dayalı olduğu anlaşılmaktadır.
Davacı Kurum alacağının belirlenmesi bakımından, süre gelen uyuşmazlıklara uygulanmakta olan 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun “Yersiz ödemelerin geri alınması” başlığını taşıyan 96’ncı maddesinin birinci fıkrasında, “Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler;
a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden,
b) Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren üç ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, üç aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan, itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır.” hükmü öngörülmüştür.
Eldeki davada ise davacı kurumun alacağının belirlenmesi bakımından yukarıda anılan yasal düzenlemeler dikkate alınarak, davalı hakkında evliliğin iptaline ilişkin kararın 05.12.2011 tarihinde kesinleştiği hususu dikkate alınarak, Türk Medeni Kanunu’nun 156’ncı maddesinde yer alan,: “Mutlak butlan halinde bile evlenme, hakimin kararına kadar geçerli bir evliliğin bütün sonuçlarını doğurur.” Hükmü dikkate alınmak suretiyle 5510 Sayılı Yasanın 96’ncı maddesinin “b” bendi kapsamında yapılacak irdeleme ile bir karar verilmesi gereğinin, dikkate alınmaması isabetsizdir.
Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki ilkeler gözetilerek, bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacı Kurum avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilerek hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 24.04.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.
....