Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Tedavi giderleri kapsamındaki talebin, yasal dayanağını oluşturan düzenlemenin, yargılama sürecinde yürürlüğe giren 6111 sayılı Yasanın 59 ve Geçici 1. maddeleri hükmü uyarınca ortadan kalkması nedeniyle, tedavi giderleri yönünden tüm davalılar için davanın konusuz kaldığının gözetilmemesi temyiz edenlerin sıfatına göre bozma konusu yapılmamıştır.
2-506 sayılı Kanunun 26. maddesine dayanan rücu davalarında kusurun belirlenmesinde, mahkemece, öncelikle dosya içeriğindeki tüm deliller takdir olunarak, varsa çelişki giderilerek belirlenmeli ve kabul edilen maddi olgular doğrultusunda, kusur oran ve aidiyeti konusunda bilirkişi incelemesine gidilmelidir.
Dava; 23.01.2007 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu sigortalıya bağlanan ilk peşin sermaye değerli gelir, tedavi gideri ve geçici iş göremezlik giderlerinin rücuan tahsiline ilişkin olup, kusura ilişkin 28.09.2012 tarihli bilirkişi raporunda, dava dışı işverenin %10, davalı ...’ın %70, davalı ...’ın %20 oranında kusurlu olduğu, 14.02.2013 tarihli bilirkişi raporunda ise davalı ...’ın %25, davalı ...’ın %75 oranında kusurlu bulunduğu, gerek dava dışı işverenin kusurlu olup olmadığı ve gerekse de her iki rapor arasındaki çelişkinin giderilmesi için yeni bir rapor aldırılmadığı anlaşılmakla, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği ile iş
kazasının vuku bulduğu iş kolunda farklı uzman bilirkişi heyetinden; kusur oran ve aidiyeti konusunda yeniden rapor alınarak, varılacak sonuca göre hüküm kurulmalıdır.
Mahkemece; yukarıda açıklanan maddi ve hukuki ilkeler uyarınca araştırma yapılarak karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilerek hüküm bozulmalı, yeniden yapılacak yargılama sonunda karar verilirken, ilk hüküm yönünden temyiz yoluna başvurmayan davalılar hakkında Kurum yararına oluşan usulü kazanılmış hak olgusu da gözetilmelidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, 16.06.2016 gününde oybirliği ile karar verildi
E.K.
Full & Egal Universal Law Academy