.....
Dava, maluliyet aylığının kesilmesine ilişkin Kurum işleminin iptali ve borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, bozmaya uyularak davanın reddine, karar verilmiştir.
Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla, dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Eldeki davada mahkemece ilk kez verilen 05.05.2015 tarihli karar, Dairemizin bozma ilamı ile “…506 sayılı Kanun hükümleri gereğince malûllük aylığı almakta iken çalışmaya başlayan sigortalının aylığının, söz konusu Kanunun 58. ve 63/A maddeleri gereğince kesilmesi gerektiği, çalışırken aylıklardan sosyal güvenlik destek primi kesintisi yapılması olanağının bulunmadığı belirgin olduğu gibi, Kurum kayıtlarında yer alan tahsis bilgisine karşın çalışmaya başlayan ve 5510 sayılı Kanunun 4/1-(a) maddesi kapsamında işverence bildirimleri gerçekleştirilen sigortalıya aylık ödemelerinin devam ettirilmesinde Kurumun hatalı işleminin varlığı da açıktır. Buna göre davacı hakkında 96. maddenin 1. fıkrasının (b) yerine (a) bendinin uygulanması,” gereğine işaret edilerek, bozulmuştur.
Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı)
Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK)
Mahkemece bozma sonrasında bozmaya uygun bir şekilde araştırma inceleme yapıldığından bahsedilmesi mümkün olmayıp, uyulan bozma ilamı kapsamına göre davacı hakkında 2013 yılında yapılan Kurum işlemine göre 5510 Sayılı Yasanın 96’ncı maddesinin “b” fıkrası kapsamında Kurum alacağının net olarak belirlenmesi ile maddeye uygun şekilde faiz başlangıç tarihinin ve borç miktarının tespit edilmesi suretiyle infaza elverişli şekilde bir hüküm verilmesi gereğinin dikkate alınmaması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine 03.04.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.
......
Full & Egal Universal Law Academy