Mahkemesi:Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün davacı Kurum vekili tarafından temyizi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Kanun’un 26’ncı maddesinin birinci fıkrasında işverenin sorumluluğu düzenlenmiştir.
Davacı Kurum, 14.09.1999 tarihli iş kazası nedeniyle sigortalıya bağlanan gelir, geçiçi iş göremezlik ödeneğinden oluşan toplam 5.303,79 TL Kurum zararının şimdilik 1.060, 75 TL’sinin rücuan tahsili için açılan davada Mahkemece, davanın zamanaşımı nedeniyle usulden reddine karar verilmiş ise de, verilen karar yanılgılı değerlendirmeye dayalıdır.
Zamanaşımı defi, davanın esası hakkında her türlü muameleye manidir. Bu sorun halledilmeden davanın esası incelenemez. (11.01.1940 tarihli 15/70 sayılı İçt. Bir. Kararı)
Davanın temel yasal dayanağı olan 506 sayılı Kanunun 26/1. maddesinde, iş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya işçilerin sağlığını koruma ve iş güvenliği ile ilgili mevzuat hükümlerine aykırı hareketi ya da suç sayılabilir bir davranışı sonucu olmuşsa, Kurumca sigortalıya veya hak sahibi kimselerine yapılan veya ileride yapılması gerekli bulunan her türlü giderlerin tutarları ile gelir bağlanırsa bu gelirlerinin sermaye değerleri toplamının Kurumca işverene ödettirileceği belirtilmiş, bu tür rücu davaları yönünden 506 sayılı Kanunda zamanaşımına ilişkin herhangi bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Diğer taraftan 818 sayılı Borçlar Kanununun 125. maddesinde, bu Kanunda başka suretle hüküm bulunmadığı takdirde her davanın 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğu bildirilmiş olup sigortalı ile işveren arasındaki hukuksal ilişki hizmet akdine dayandığından, işverence anılan sözleşmeye aykırı davranmak suretiyle sigortalı zarara uğratıldığından, 818 sayılı Kanunda ayrık bir hüküm bulunmadığından zamanaşımı konusunda işveren ve işveren vekili bakımından 125. maddede öngörülen 10 yıllık süre geçerlidir. Zamanaşımının başlangıcı, zararın Kurumun yetkili organınca öğrenildiği tarih olup zararı öğrenme olgusu, gelirler yönünden Kurumun yetkili organının onay günü, giderler için sarf ve ödeme tarihleri itibarıyla gerçekleşmektedir.
Yukarıdaki yasal düzenleme ve açıklamalar ışığında beliren maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulduğunda, sigortalıya bağlanan gelirin onay tarihi 30.11.2001, geçici iş göremezlik ödeneğinin sarf tarihleri 22.09.1999, 26.11.1999 ve 27.12.1999, dava tarihi 19.04.2010 olup, Mahkemece, ilk peşin sermayeli gelir bakımından tahsis onay tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı gözetilmeksizin yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 06.03.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.