Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, tahsis talebini takip eden aybaşından itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti ve aksine Kurum işleminin iptali iken ıslahla 27.09.1981-30.09.1981 ve 01.10.1981-06.12.1981 tarihleri arasında geçen 18 günlük hizmetin aidiyetinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, ilâmında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Eldeki davada mahkemece verilen 13.04.2016 tarihli karar, Dairemizin bozma ilamı ile “...dava dilekçesiyle tahsis talebinin reddine ilişkin Kurum işleminin iptali ile 10.05.2013 tarihli tahsis talebini takip eden aybaşından itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitini talep etmiş iken, yargılama devam ederken 12.04.2016 tarihli ıslah dilekçesi ile 7790.44 sicil sayılı işyerinden bildirilen 27.09.1981-30.09.1981 ve 01.10.1981-06.12.1981 tarihleri arasındaki toplam 18 günlük hizmetin davacıya ait olduğunun tespitini talep etmiştir…. Mahkemece, davacının 12.04.2016 tarihli dilekçesi ile talebini ıslah ettiği gözetilerek, HMK'nun 176. ve devamı maddeleri uyarınca ıslaha ilişkin inceleme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi” gereğine işaret edilerek, bozulmuştur.
Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı)
Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK)
Eldeki davada ise bozmaya uyulmuş ise de, bozma gereklerinin yerine getirildiğinden bahsedilmesi mümkün değildir. Mahkemece, davacı hakkında tahsis talebinin reddine ilişkin olarak Kurumca çıkartılan uyuşmazlığın öncelikle aidiyet istemine ilişkin olduğu ve taleple bağlılık kuralı gereğince, ıslah talebinde tahsis isteminin olmadığı dikkate alınarak bir karar verilmelidir.
Mahkemece, açıklanan maddî ve hukukî olgular göz önünde tutulmaksızın yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davalı Kurum avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 26.06.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy