Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, bozmaya uyarak, davalı ... şirketine karşı açılan davanın reddine, diğer davalılara karşı açılan davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum ile davalı ... vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dosyadaki yazılara toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre davalı ...’ün temyiz itirazlarının tümden reddine, davacı kurumun sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı Kararı).
Mahkeme ilk kararında toplam 43.872,95 TL ilk Peşin Sermaye Değerli Gelirin onay tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müşeselsilen tahsiline karar verildiği ve ilk kararın davalılar ... ve ... tarafından temyiz edilmediği,yine ilk karar ile davalılardan ... Sigorta A.Ş yönünden faiz başlangıcının ilk peşin sermaye değerli gelirin onay tarihi olarak belirlendiği ilk karar bozmasında faiz başlangıcının bozma konusu yapılmadığı, ikinci verilen kararda ise faiz başlangıcının davalı ... yönünden dava tarihi olarak belirlendiği anlaşılmıştır. Mahkemece davacı lehine oluşan usuli kazanılmış hak ilkesine riayet edilmemiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma sebebidir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi, yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, hüküm bozulmamalı, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 438. maddesi gereğince, temyiz edenin sıfatına göre, düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ : Hüküm fıkrasının 2. maddesinin 2. fıkrasındaki “39.845,65 TL’nin davalı ...Ş’nin sorumluluğunun kendi sigortalısını kusur oranına tekabül eden 17.709,18 TL ile ve poliçe bakiye limiti ile sınırlı olmak kaydı ile davalı ... yönünden dava tarihinden itibaren, diğer davalılar yönünden onay tarihi olan 24.06.2010 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılar ..., ... ve ... Sigorta A.Ş’den müştereken ve müteselsilen tahsiline müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacıya verilmesine,” cümlesinin silinerek yerine “43.872,95 TL’nin davalı ...Ş’nin sorumluluğunun kendi sigortalısını kusur oranına tekabül eden 17.709,18 TL ile ve poliçe bakiye limiti ile sınırlı olmak kaydı ile onay tarihi olan 24.06.2010 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılar ..., ... ve ... Sigorta A.Ş’den müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacıya verilmesine,” cümlesinin yazılmasına ve bu şekliyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz harcının davalı ...'den tahsiline, 07.03.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy