Mahkemesi:İş Mahkemesi
Dava, iş kazası sonucu vefat eden sigortalının hak sahiplerine bağlanan peşin sermaye değerli gelirin, 506 sayılı Yasanın 10-26-87. maddeleri ile Borçlar Kanunu’nun 50-51. maddeleri gereğince davalılardan tahsiline karar verilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda hükümde belirtilen gerekçelerle davanın davalı ... yönünden zamanaşımından reddine diğer davalılar yönünden ise, konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davacı Kurum vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar.
“Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince de, sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı).
Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usulü kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usulü kazanılmış hak gerçekleşebilir. (Prof. Dr. Baki Kuru, Usuli Müktesep Hak (Usule İlişkin Kazanılmış Hak) Dr. A. Recai Seçkin’e Armağan, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları No. 351 Ankara, 1974, sayfa 395 vd.)
Yukarıda belirtilen hukuki ve fiili durumlar ışığında somut olaya dönüldüğünde, mahkemece, davalı ... yönünden zamanaşımından davanın reddine diğer davalılar yönünden ise davanın kısmen kabulüne dair verilen ikinci hüküm dairemizin, 19.04.2016 günlü, 2016/350 Esas ve 2016/6021 Karar sayılı ilamı ile, davalı ... Belediyesine karşı 04.07.2013 tarihinde dava açıldığı ve davalının işveren olduğu gözetildiğinde onay tarihinden itibaren 10 yıllık sürenin dolmadığı ve de zamanaşımının söz konusu olmadığı belirtilmiş ise de, bozma sonrası yapılan yargılamada, davalı Sebil İnş. Taah. Tic. Ltd. Şti.’nin, davacı Kurum’a dava konusu borcu ödediğinin anlaşılması sonrası, davalı ... yönünden de diğer davalılar gibi dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına dair hüküm kurulmalıyken hatalı olarak bozma ilamına aykırı şekilde zamanaşımından reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
O halde, davacı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 20.01.2020 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy