......
Davacı, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamda belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne dair hüküm kurulmuştur.
Hükmün, davacı Kurum ve davalılardan .....vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacı, iş kazası sonucu vefat eden sigortalının hak sahibine yapılan yardımların tahsilini talep etmiş, mahkemece, kısa kararda “Davanın Kısmen Kabulüne” karar verildikten sonra, devamında ''davalılardan müşrereken müteselsilen tahsili ile'' ifadesi kullanınılarak hüküm kurulmuş, gerekçeli kararın son paragrafında ise dosya kapsamından 27.503,17 TL olduğu anlaşılan kurum zararı için '' dosyasında hesaplanan kurum zararında bahse konu dosyada tahsiline karar verilen 10.000,00 TL nin mahsubu ile kalan miktardan sigortalının kusuru olan %20 oran dışındaki %80 orana karşılık gelen 12.002,53 TL Kurum zararının hesaplanması yeni bir bilirkişi incelemesi gerektirmediğinden usul ekonomisi açısından tespit edilen bu bedelin davalılardan müteselsilen tahsiline ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurma yoluna gidilmiştir.'' ibareleri gerekçede yer almıştır. Hakimin son oturumda tutanağa yazdırıp tefhim ettiği hüküm ile gerekçe bu haliyle çelişki içermektedir.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 388. maddesinde “Hüküm sonucu kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir” hükmüne yer verilmesine, 389. maddesinde de “Verilen karar ile iki tarafa tahmil ve bahşedilen vazife ve haklar şüphe ve tereddüdü mucip olmıyacak surette gayet sarih ve açık yazılmalıdır.” hükmünün öngörülmesine rağmen, kısa kararda ve gerekçeli kararda, taraflara yüklenen borç ve tanınan haklar konusunda birbiriyle çelişen ibarelere yer verilerek, anılan Yasanın amir hükümlerine aykırı olarak, infazda tereddüt oluşturacak şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı Kurum ve davalılardan ..... vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek hainde davalılardan......'ne iadesine, 18/04/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.
.......