Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Davacı Kurum, trafik kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine bağlanan ölüm aylıklarının ilk peşin değerli gelirinin 1479 sayılı Yasanın 63. maddesi uyarınca tazminine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalılardan ... tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dava 03.03.2007 tarihinde inşaatta çalışırken yaralanan sigortalıya yapılan tedavi giderlerinin 1479 sayılı Yasanın 63. maddesi uyarınca tahsili istemine ilişkindir.
1479 sayılı Kanunun 63. maddesine göre; “Üçüncü bir kimsenin suç sayılır hareketi ile bu Kanunda sayılan yardımların yapılmasını gerektiren bir halin doğmasında, Kurum, sigortalı veya hak sahiplerine gerekli bütün yardımları yapar. Ancak, Kurum, yapılan bu yardımların ilk peşin değeri için üçüncü kişilere, istihdam edenlere (...) ve diğer sorumlulara rücu eder...” düzenlemesiyle, üçüncü kişinin sorumluluğu yoluna gidilebilmesi için, “suç sayılır hareketi” ile yardımların yapılmasına neden olma koşulu öngörülmüştür. “Rücu edilebilmesi için üçüncü kişinin suç sayılır hareketinin, 1479 sayılı Kanunda yazılı yardımların yapılmasını gerektirecek nitelikte olması gerekmektedir... Kurumun yapmış olduğu yardımları sorumlulara rücu edebilmesini sağlayan üçüncü kişinin suç sayılır hareketi, Türk Ceza Kanunu kapsamında değerlendirilmelidir. Dolayısıyla bu kavramın içine hem cürüm hem de kabahat suçları girmektedir...”(Levent Akın, Bağ-Kur Sigorta Yardımları, Alfa Basım Yayım Dağıtım, İstanbul 1996, s.197) “Bu yön, zararla üçüncü kişinin eylemi arasında uygun neden-sonuç bağlantısının varlığını zorunlu kılmaktadır. Eğer böyle bir bağlantı yoksa, üçüncü kişinin yardımlardan sorumlu tutulması düşünülemez. Madde hükmünün öngördüğü “suç”la çerçevelenmiş sınırlı bir sorumluluk bulunduğu ortadadır.”(M. Çenberci, T. Uyar, Bağ-Kur Kanunu Şerhi, Olgaç Matbaası, Ankara 1979, s.263)
Öte yandan, zararlandırıcı sigorta olayının, davalı ...’a ait ve davalı ... yönetimindeki otomobilin,önünde seyreden meçhul araç sürücüsünün ani manevra ile şerit değiştirmesi sonucu, sürücü davalı ...’ın önündeki araçların daha yavaş seyrettiklerini gördüğü ve bu nedenle önünde seyreden diğer araçlara çarpmamak için aniden sağ şeride yönelmesi sonucu kazalının aracına sol yandan çarptığı, çarpmanın şiddetiyle sigortalının aracının bariyerlere çarptığı,arkadan gelen dava dışı ... yönetimindeki aracın da sigortalının aracına çarptığı ve sigortalının vefatına neden olduğu anlaşılmakla, kazanın oluşumuna meçhul araç sürücüsünün de etkisinin bulunduğu görülmektedir. Nitekim Mahkemece karara esas alınan kusur raporunda davalı ...’ın %90, meçhul araç sürücüsünün %10 oranında kusurlu olduğu belirlenmiştir. Ancak meçhul araç sürücüsünün %10 oranındaki kusurunun davalı ...’a yükletilmesi ve dolayısıyla davalı ...’ın %90 kusur oranı üzerinden sorumluluğuna hükmedilmesi gerekirken %100 kusur oranı üzerinden sorumluluğuna hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma sebebidir.
O halde; davalı ...’in bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve kararı temyiz etmeyen davalı ... bakımından davacı Kurum lehine oluşan usuli kazanılmış hak gözetilmek suretiyle yeniden bir karar verilmelidir..
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalı ...'e iadesine, 11.03.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.