Mahkemesi: ...Bölge Adliye Mahkemesi ...Hukuk Dairesi
Dava, iş kazasından sigortalının vefatı nedeniyle hak sahiplerinin maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabul ve kısmen reddine dair verilen karara karşı, davacılar ve davalı şirket vekilinin istinafa başvurması üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi... Hukuk Dairesince davacılar vekilinin istinaf istemlerinin esastan reddine, davalılardan şirket vekilinin istinaf başvurunun kısmen kabulüyle yeniden esas hakkında kısmen kabul ve kısmen redde ilişkin karar verilmiştir.
... Bölge Adliye Mahkemesi ...Hukuk Dairesince verilen kararın davacılar vekili tarafından süresi içersinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I- İSTEM:
Davacılar vekili 02.10.2013 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin murisi sigortalının 15.09.2012 tarihli iş kazasında vefat etmesi nedeniyle fazlaya ilişkin talep hakkı saklı olmak üzere davacı eş ve çocuklar için 1.000 TL’şer maddi ve manevi tazminat olarak davacı eşe 100.000 TL, çocukların her biri lehine de 50.000 TL’şer tazminatın kaza tarihinden faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davacılar vekili davalı ... yönünden 21.01.2015 tarihli celsede davayı atiye terk etiğini beyan etmiştir.
Davacılar vekili 25.03.2016 tarihli dilekçesiyle maddi tazminat istemini eş için 219.532 TL’ye çocuklardan ... için ise 63.568 TL’ye artırmıştır.
II- CEVAP:
Davalı ... vekili, müteveffa ile aralarında hizmet akdi bulunmadığını, davalı şirket ile dış cephe yenilenmesi için sözleşme imzalandığını, husumetinin bulunmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Diğer davalılar cevap dilekçesi sunmamıştır.
III- MAHKEME KARARI:
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk derece mahkemesince; “1-Davanın davalı ... yönünden açılmamış sayılmasına,
2-Davanın davalı ... yönünden reddine,
3-Davanın davalı ...Elektrik Elektronik İnş. Medikal Temizlik San. Tic. Ltd. Şti. yönünden kısmen kabulü kısmen reddi ile;
a-Dava konusu iş kazası nedeniyle davacı ... için 148.490,15-TL, davacı ... için 43.051,06-TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 15.09.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizleri ile birlikte davalı şirketten alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
b-Dava konusu iş kazası nedeniyle ... için 75.000,00-TL, davacı ... için 40.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 15.09.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizleri ile birlikte davalı şirketten alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine ” karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI:
Bölge Adliye Mahkemesince “I-Davacılar vekilinin istinaf isteminin esastan reddine,
II-Davalı şirket vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüyle; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.2. maddesi gereğince, düzelterek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak üzere, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına,
III-Davanın kısmen kabulü ile:
1-Davanın davalı ... yönünden açılmamış sayılmasına,
2-Davanın davalı ... yönünden reddine,
3-Davanın davalı ... Elektrik Elektronik İnş. Medikal Temizlik San. Tic. Ltd. Şti. yönünden kısmen kabulü kısmen reddi ile:
a-Dava konusu iş kazası nedeniyle davacı ... için 148.490,15-TL, davacı ... için 43.051,06-TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 15.09.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizleri ile birlikte davalı şirketten alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
b-Dava konusu iş kazası nedeniyle ... için 75.000,00-TL, davacı ... için 40.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 15.09.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizleri ile birlikte davalı şirketten alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,” karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle: davalılar arası sözleşmenin sonra düzenlenmiş olabileceğini dikkate alınmaması gerektiğini, davalı şirketin icra takibinde mal kaçırdığı tespit edildiğini bu durumun davalılar arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğunu gösterdiğini, sözleşme gereği beğenilmeyen işlerin yeniden yapılacağı kararlaştırılmış bu şekilde – asıl – alt işveren ilişkisi kurulmuş olduğunu, site yönetimi ağır kusurdan sorumlu olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
1- Dava iş kazasında vefat eden sigortalının hak sahiplerinin maddi ve manevi zararlarının giderilmesine ilişkindir
2- Dava ehliyeti, kişinin bizzat veya vekili aracılığıyla bir davayı davacı veya davalı olarak takip etme ve usuli işlemleri yapabilme ehliyetidir. Dava ehliyeti, medeni hakları kullanma ehliyetinin usul hukukunda büründüğü şekildir; dolayısıyla, medeni hakları kullanma ehliyetine ( fiil ehliyetine ) sahip gerçek ve tüzel kişiler dava ehliyetine de sahiptirler.
Taraf sıfatına gelince; bir hakkı dava etme yetkisi ( dava hakkı ) kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bir hakkın sahibinin kim olduğu, dolayısıyla o hakkı dava etme yetkisinin kime ait olduğu, ( o davada davacı sıfatının kime ait olacağı ) tamamen maddi hukuk kurallarına göre belirlenir. Ancak, bir davanın davacısının o dava yönünden davacı sıfatına sahip bulunmadığının belirlenmesi halinde, mahkeme dava konusu hakkın mevcut olup olmadığını inceleyemeyeceği ve sıfat yokluğundan davanın reddine karar vermek zorunda olduğu için, taraf sıfatı usul hukukunun da düzenleme alanındadır.
Eş söyleyişle, sıfat, dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı dava konusu sübjektif hakka ilişkindir (Baki Kuru-Ramazan Arslan-Ejder Yılmaz, Medeni Usul Hukuku, 7. baskı, ... 1995, s. 231). Bu nedenle, davanın tarafları, taraf ehliyetine sahip olmalıdır. Yani, bir davada taraf olabilmek için, ya, hakiki şahıs; ya da, hükmi şahıs olmak gerekir. Zira, taraf ehliyeti, medeni hukukun haklardan istifade ehliyetine tekabül eder ( Saim Üstündağ, Medeni Yargılama Hukuku, C. I-II, 7. Baskı, ... 2000, s.288).Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.06.2007 tarih, 2007/10-358 Esas, 2007/337 Karar sayılı kararında da benimsendiği üzere; ticari şirketin tüzel kişiliği ticaret sicilinden silinmesi (terkini) ile sona erer. Tüzel kişiliğin sona ermesi için tasfiye işlemlerinin eksiksiz yapılmış olması gerekir. Şayet tasfiye işlemleri gerektiği gibi tamamlanmamış ve tasfiyesi gereken hususlar eksik bırakılmış ise, tüzel kişilik ticaret sicilinden silinse bile şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiğinin kabulü olanaksızdır. Bu durumda, tüzel kişiliğin yeniden ihyasına gidilerek taraf teşkili sağlanmak suretiyle yargılamanın devamının sağlanması gerekir. Şu halde yapılması gereken iş; anılan HGK kararı çerçevesinde, tüzel kişiliği sona eren davalı şirketin ihyası için tasfiye memurluğu ile Ticaret Siciline husumet yöneltilerek ayrı bir dava açılması için davacı tarafa uygun bir süre verilmeli, dava açıldığı takdirde bu davanın sonucu beklenmeli, tüzel kişiliğin yeniden ihyası halinde, taraf teşkili sağlanarak, sonucuna göre karar verilmelidir.
Somut olayda, hakkındaki davada hüküm kurulan davalı ... Elektrik Elektronik İnş Medikal Tem. San Tic Ltd Şti’nin Ticaret Sicil Gazetesinde yapılan ilana göre tasfiyesini takiben 10.08.2015 tarihinde ticaret sicilinden terkin edildiği açıktır. Bu durumda taraf ehliyeti bulunmayan adı geçen davalı şirket adına karar verildiği anlaşılmış olmakla, anılan davalı şirket hakkında ihya yapılması için yasal prosedür işletilmek suretiyle, ihyasına dair karar alındıktan sonra, usulüne uygun şekilde taraf teşkilinin sağlanması ve sonrasında karar verilmesi gerekirken; yanılgılı değerlendirme ve infazı mümkün olmayacak şekilde, karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olmuştur.
3- Türk Medenî Kanunu'nun 407’nci maddesinde, bir yıl veya daha uzun süreli özgürlüğü bağlayıcı bir ceza ile cezalandırılan her erginin kısıtlanacağı; 448'inci maddesinde, vesayet dairelerinin yetkilerine ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla vasinin, vesayet altındaki kişiyi tüm hukukî işlemlerinde temsil edeceği; 471'inci maddesinde, özgürlüğü bağlayıcı cezaya mahkûmiyet sebebiyle kısıtlı bulunan kişi üzerindeki vesayetin, hapis hâlinin sona ermesiyle kendiliğinden ortadan kalkacağı yönündeki düzenleme yer almaktadır.
Somut olayda davalı ...’un özgürlüğü bağlayıcı ceza nedeniyle kısıtlanarak kendisine vasi olarak ... atanmış ise de; UYAP kayıtlarından yapılan incelemede 19.08.2016 tarihinde tahliye edildiği anlaşılmakla, iş bu davalı yönünden şartlı ya da bihakkın tahliye tarihlerinin ceza infaz birimlerinden araştırılması, tahliyenin UYAP kayıtlarında görüldüğü şekilde gerçekleşmesi halinde kısıtlılığın sona erdiği tarihten itibaren asile tebliğ yapılarak yargılamaya katılmasının sağlanması gerektiği gözetilerek yargılamaya devam olunması gerekirken hatalı değerlendirme ile vasiye tebliğ ile yetinilmesi ve davalı asilin yargılamadan haberdar edilmeden hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olmuştur.
4- Davacılar vekilinin davalı ... hakkında 21.01.2015 tarihli celsede atiye terk beyanında bulunduğu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunda anılan müessese hakkında bir hükme yer verilmediği göz etilerek söz konusu beyan davacılar vekilinden açıklatılmak suretiyle talebin anılan kanunun 123.maddesinde yer alan davanın geri alınması veya anılan kanunun 150 ve 320/4. Maddelerinde yer alan davanın işlemden kaldırılması talebi mi olduğu gözetilerek davanın geri alınmasının karşı tarafın rızasına bağlı olduğu, hususu da dikkate alınmak suretiyle bir karar verilmesi gerektiği halde hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde anılan davalı yönünden açılmamış sayılmasına karar verilmesi de usul ve yasaya aykırı olmuştur.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, özellikle eksik inceleme ve araştırma ile kanunun açık hükmüne aykırı görülen sebepler dikkate alınmadan yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacılar vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları ile HMK 369/1. maddesi kapsamında kanunun açık hükmüne aykırı görülen sebepler re’sen dikkate alınarak bu aşamada davacılar vekilinin temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin ... Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne ilişkin hükmü bozulmalıdır.
SONUÇ: Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi kararının HMK'nın 373/2. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacılara iadesine, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.11.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy