Bölge Adliye
Mahkemesi : ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi
İş kazası nedeniyle sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi zararının tazmini davasının yapılan yargılaması sonunda; ilk derece mahkemesince ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabul ve kısmen reddine dair verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi.... Hukuk Dairesince esastan reddine karar verilmiştir.
... Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesince verilen kararın, davalı avukatı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 05/10/2021 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü duruşmalı temyiz eden davalı adına Av. ... ile davacı adına Av. ... geldiler. Duruşmaya başlanarak, hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkilinin 31.05.2013 tarihli iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğradığı iddiasıyla belirsiz alacak davası mahiyetinde 1.000 TL maddi tazminatın kaza tarihinden faiziyle tahsilini talep etmiştir.
Davacı vekili talep artırım dilekçesiyle maddi tazminat istemini 212.848,48 TL’ye artırmış aynı dilekçede başvurma harcını yatırarak ek dava mahiyetinde 36.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden faiziyle tahsilini talep etmiştir.
II-CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; yaşanan kazada müvekkilinin hiçbir kusurunun bulunmadığını, çırakların belli başlı güvenlik eğitimlerinin ilgili kurumlar tarafından verildiğinin kabulünün gerektiğini, işyerinde yaşanan kazanın meydana geliş şekli göz önüne alındığında işverenin iştigal konusu ile ilgisinin olmadığını, ... Mesleki Eğitim Merkez Müdürlüğü’nün öğrencisine çok basit bir tel kesme işleminde dahi nelere dikkat etmesi gerektiğini öğretememesinin araştırılması ve irdelenmesi gereken hayati bir mesele olduğunu, işverenin üzerine düşen tüm sorumluluğu yerine getirdiğini ve gerekli tüm tedbir ve önlemleri aldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini arz ve talep etmiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
“Davanın kısmen kabulü İle;
1-192.208,48 TL maddi tazminat talebinin olay tarihi olan 31/05/2013 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine. Fazlaya ilişkin 20.640,00 TL maddi tazminat isteminin reddine.
2-32.000,00 TL manevi tazminat talebinin olay tarihi olan 31/05/2013 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin 4.000,00 TL manevi tazminat isteminin reddine” karar verilmiştir.
B-BAM KARARI
“... 3. İş Mahkemesi'nin 13/03/2018 tarih, 2016/36 Esas, 2018/105 Karar sayılı kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,” karar vermiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle: hükme esas alınan kusur rapor ve oranının yerinde olmadığını, dava harici mesleki eğitim merkezinin kusurunun değerlendirilmediğini, hesaba esas ücretin hatalı olduğunu talep aşıldığını, davacının mesleki eğitimini bitirmediğini ve hali hazırda şoför olarak çalıştığını bu husus dikkate alındığında tornacı ücreti olan 1,75 katın dikkate alınamayacağını, kaza tarihinden sonraki ödemelerin ve hastane masraflarının toplamı 29.140 TL’nin son ödeme tarihi olan 2015 aralık ayı itibariyle denkleştirme yöntemiyle tenzili gerektiğini, manevi tazminatın ıslah ile istenemez, hükmedilen miktar fahiştir kararın bozulmasını talep etmiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
A) Davalı vekilinin manevi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde:
Mülga 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 20.07.2016 tarihinden itibaren uygulanan 8. maddesinin 3. fıkrasına göre, “Bölge Adliye Mahkemesinin para ile değerlendirilemeyen dava ve işler hakkındaki kararları ile miktar veya değeri beşbin lirayı geçen davalar hakkındaki nihaî kararlara karşı tebliğ tarihinden başlayarak sekiz gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir.” Bu fıkradaki “beşbin” ibaresi 6763 sayılı Kanunun 5. maddesi ile “kırk bin Türk Lirası” şeklinde değiştirilmiştir.
Mülga 5521 sayılı Kanunun, 6763 sayılı Kanun 5. maddesi ile değişik beşinci fıkrasına göre parasal sınırların, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanacağı öngörülmüştür.
25.10.2017 tarihinde yürürlüğe giren 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 8. maddesinde “temyiz edilemeyen kararlar” sayılmış ancak miktar itibariyle kesinliğe bu maddede yer verilmemiş, 7/3. maddede, 6100 sayılı HMK’nın kanun yollarına ilişkin hükümlerinin, iş mahkemelerince verilen kararlar hakkında da uygulanacağı belirtilmiştir.
6100 sayılı HMK’nın 362/1-a maddesi uyarınca, Bölge adliye mahkemelerinin miktar veya değeri kırk bin Türk Lirasını (bu tutar dâhil) geçmeyen davalara ilişkin kararların temyiz yoluna başvurulamayacağı hükme bağlanmıştır. HMK Ek madde 1 hükmüne göre de, 362. maddedeki parasal sınırların, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanacağı belirtilmiştir.
HMK 362/2. maddesine göre “Birinci fıkranın (a) bendindeki kararlarda alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda, kırk bin Türk Liralık kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir. Alacağın tamamının dava edilmiş olması hâlinde, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü kırk bin Türk Lirasını geçmeyen tarafın temyiz hakkı yoktur. Ancak, karşı taraf temyiz yoluna başvurduğu takdirde, diğer taraf da düzenleyeceği cevap dilekçesiyle kararı temyiz edebilir”
HMK 366. maddenin yollaması ile temyiz yolunda da uygulanan 346. madde uyarınca, temyiz dilekçesi kesin olan bir karara ilişkin olursa, kararı veren mahkeme temyiz dilekçesinin reddine karar verir. Ancak temyiz edilen karar kesin olduğu halde bu konuda inceleme yapılıp karar verilmeksizin dosya Yargıtay’a gönderilmiş ise, 01.06.1990 tarih, 1989/3 E. - 1990/4 K. sayılı içtihadı birleştirme kararı gereğince dosyanın mahalline çevrilmesine gerek olmaksızın Yargıtay tarafından temyiz talebinin reddine karar verebilecektir
Yukarıda belirtildiği şekilde, iş mahkemelerinin kararlarının istinaf incelemesi sonucu Bölge adliye mahkemelerince verilen kararlarda karar tarihine göre kesinlik sınırı: 20.07.2016 - 01.12.2016 tarihleri arasında 5.000,00 TL; 02.12.2016 tarihi sonrası için 40.000,00 TL; 01.01.2017 sonrası için 41.530,00 TL, 01.01.2018 tarihi sonrası için 47.530,00 TL; 01.01.2019 tarihi sonrası için 58.800,00 TL’dir.
Somut olayda davacı lehine 32.000 TL manevi tazminata hükmedildiği HMK 110.maddesinde objektif dava birleşmesi (dava yığılması) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı dikkate alındığında kesinlik sınırının ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği gözetildiğinde, maddi tazminat hükmünden bağımsız olarak manevi tazminat hükmünün Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 58.800 TL’lik kesinlik sınırı altında kaldığı anlaşılmakla davalı vekilinin bu yöne ilişkin temyiz isteminin kesinlik nedeniyle reddine karar verilmiştir.
A) Davalı vekilinin maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde:
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplerle temyiz kapsam ve nedenlerine göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- İş kazasına maruz kalan sigortalının veya ölümü halinde desteği altında bulunanların maddi zararlarının hesabında iş kazasının gerçekleştiği tarihteki gerçek ücretin esas alınması koşuldur.Gerçek ücretin ise işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarından saptanacağı, işçinin imzasının bulunmadığı iş yeri ve sigorta kayıtlarının nazara alınamayacağı, işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarının bulunmaması durumunda işçinin yaşı, kıdemi, mesleki durumu dikkate alınarak, emsal işi yapan işçilerin aldığı ücret göz önünde tutularak belirlenmesi gerektiği, dairemizin ve giderek Yargıtay'ın yerleşmiş görüşlerindendir.
Tazminattan yapılacak indirimler noktasında ise 6098 sayılı TBK’nun 55/1.maddesinin göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Anılan maddede “Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır. Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez. Hesaplanan tazminat, miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesi ile artırılamaz veya azaltılamaz.”
Somut olayda davacının mesleki eğitim için bulunduğu davalı işyerinde 31.05.2013 tarihinde çalışması sırasında iş kazası geçirerek %36 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı iş kazasının gerçekleşmesinde davacı ve davalı tarafların eşit oranda kusurlu olduğu, dosya kapsamında toplanan bilgi ve belgelere göre davacının olay tarihinde 860,00 TL yani asgari ücretin 1,23 katı düzeyinde ücretle çalıştığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Bu açıklamalar doğrultusunda, mahkemece olay tarihinde 1,23 kat düzeyinde ücret elde ettiği anlaşılan sigortalının, tüm aktif devresinin hesabında bu katsayı gözetilerek hesap yapmış olan 02.02.2018 tarihli hesap raporundaki seçeneğe itibarla, davacının maddi tazminat alacağının 167.910,48 TL olarak tespit etmesi gerekirken; olay tarihinden bir müddet sonra davacının usta işçi olacağı varsayılarak 1,75 kat düzeyinde ücret elde edeceği olası kabulüyle yapılan hesaba itibar edilerek karar verilmesi hatalı olmuştur.
Öte yandan itibar edilmesi gereken bu hesap seçeneği yönünden yapılacak tenzilat üzerinde de durmak faydalı olacaktır. Somut olayda ilk derece mahkemesince her ne kadar hükme esas alınmış olan hesap seçeneğinden, davacının eda ettiği yemin doğrultusunda davalı işverenin iş kazasını takiben 24 ay boyunca yaptığı 860 TL’lik ücret ödemeleri mahsup edilmek suretiyle maddi tazminatın belirlendiği anlaşılmakta ise de; TBK 55.maddesi kapsamında maddi tazminat alacağına mahsuben ifa amacıyla yapıldığı açıkça anlaşılamayan ücret ödemelerinin maddi tazminattan tenzili bu yönüyle denkleştirme hesabının yapılması mümkün gözükmemekte ise de; bu durumun davacı tarafça istinaf ve temyize getirilmemiş olması nedeniyle mahkemece davalı taraf lehine oluşan usuli kazanılmış hakkın da maddi tazminatın belirlenmesi gerektiği, bu yönüyle işaret olunan 167.910,48 TL’lik hesap seçeneğinden usuli kazanılmış hak çerçevesinde (860,00 TL x24 ay = 20.640,00 TL) indirim yapılarak davacı maddi tazminat alacağının 147.270,48 TL olarak tespiti gerektiği açıkken yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olmuştur.
İlk Derece Mahkemesince bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan itirazları kabul edilmeli ve ... Bölge Adliye Mahkemesi 28. Hukuk Dairesinin, tarafların istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
Ne var ki bu hususların düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden ilk derece mahkemesi hükmü bozulmamalı, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370. maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda
.... İş Mahkemesinin 13.03.2018 tarih ve 2016/36 E- 2018/105 K sayılı Kararının Hüküm kısmında;
A) 1 nolu bendinin silinerek yerine:
“1- 147.270,48 TL maddi tazminat talebinin olay tarihi olan 31.05.2013 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin isteminin reddine” rakam ve sözcüklerinin yazılmak suretiyle,
B) 3 nolu bendinin silinerek yerine:
“3- Manevi tazminat nedeniyle alınması gereken karar ve ilam harcı 2.185,92 TL ile maddi tazminat nedeniyle alınması gereken karar ve ilam harcı 10.060,04 TL’nin toplamı 12.245,96 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 242,20 TL nin mahsubu ile bakiye 12.003,76 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,” rakam ve sözcüklerinin yazılmak suretiyle,
C) 5 nolu bendinin silinerek yerine:
“5) a- Davacı tarafından yatırılan gider avansından yargılama sırasında tanık ücreti, bilirkişi gideri, müzekkere ve davetiye gideri olarak harcanan toplam 1.432,00 TL yargılama giderinden kabul ve red oranına göre hesap ve takdir edilen 1.031,61 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine.” rakam ve sözcüklerinin yazılmak suretiyle,
b- Davalı tarafından yatırılan gider avansından yargılama sırasında harcanan toplam 432,35 TL yargılama giderinden kabul ve red oranına göre hesap ve takdir edilen 120,88 TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine.” rakam ve sözcüklerinin yazılmak suretiyle,
D) 6 nolu bendinin silinerek yerine:
“6) a- Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince maddi tazminat yönünden hesap ve takdir edilen 14.531,63 TL vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
b- Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince maddi tazminat yönünden hesap ve takdir edilen 7.563,58 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,” rakam ve sözcüklerinin yazılmak suretiyle,
İlk Derece Mahkemesi Hükmünün HMK’nın 370 maddesi gereğince açıklanan nedenlerle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, aşağıdaki yazılı temyiz harcının davalıya iadesine, davalı avukatı yararına takdir edilen 3.050,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıya yükletilmesine 05/10/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.