Mahkemesi:İş Mahkemesi
Dava, 15.08.1983 - 20.02.2003 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasa kapsamında sigortalılığının ve yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir
Mahkemece, uyulan bozma ilâmı sonrasında davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Eldeki davada, mahkemece verilen 09/02/2017 tarihli karar, dairemizin Bozma ilamı ile; “…öncelikle, Kurumdan, davacının oda kaydının geçerli olup olmadığı sorulmalı, şayet var ise davacının oda kaydına ilişkin Kurum müfettişi tarafından düzenlenen rapor getirtilmeli, davacının kayıtları üzerinde silinti, kazıntı, tahrifat ve benzeri yollarla usulsüzlük yapılıp yapılmadığı gerekirse bilirkişi marifeti ile belirlenmeli, oda kaydının geçerli olduğunun kabulü halinde, ihtilaf konusu dönemde yürürlükte bulunan mevzuat uyarınca sigortalılık şartları irdelenmeli, bu bağlamda, anılan düzenlemelerde açıkça değinildiği üzere, sigortalılığın oluşumu yönünden “kendi adına ve hesabına bağımsız çalışma” olgusunun varlığının zorunlu ve asli unsur olup, vergi dairesine, meslek kuruluşuna ve Esnaf Sanatkar Sicil Memurluğuna kayıtlı olmanın; anılan çalışmayı doğrulayan bir şekil şartından ibaret olduğu cihetle aksinin kanıtlanmasının olanaklı olduğu, diğer bir anlatımla, bu gibilerin mesleki faaliyetlerine son verdiklerinin kanıtlanması halinde, artık somut bir çalışmaya dayanmayan, soyut ve sadece evrak üzerindeki oda/vergi/Esnaf Sicil Memurluğu kaydına itibar edilerek kişiyi sigortalı saymanın, Kanunun amacına aykırı olacağı hususları gözetilerek, davacının ... Yükçüler Odası kaydı nedeniyle zorunlu Esnaf Bağ-Kur sigortalısı olmayı gerektirir kendi nam ve hesabına bağımsız çalışmasının bulunup-bulunmadığı resen araştırılmalı, 22.03.1985-20.02.2003 tarihleri arasındaki dönemde davacının ... ilinde kendi nam ve hesabına hamal olarak çalışıp çalışmadığı yönünde emniyet araştırması yaptırılmalı, çalışmasının geçtiği ilgili belediye başkanlıkları nezdinde anılan faaliyeti kapsamında herhangi bir kaydının bulunup bulunmadığı araştırılmalı, dinlenen tanıkların hangi sürelerde ne tür sigortalılıklarının bulunduğu ve kurumca kabul edilip edilmediği belirlenmeli ve öncelikle dava konusu dönemde davacının kendi namına çalışmasını destekleyecek Kurumlardan alınmış yazılı delil niteliğindeki belgelerinin bulunup bulunmadığı araştırılmalı ve sonucuna göre karar verilmelidir.” Gerekçeleri ile araştırma yapılmak üzere bozulmuştur.
Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı).
Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. (Prof. Dr. Baki Kuru, Usuli Müktesep Hak (Usule İlişkin Kazanılmış Hak) Dr. A. Recai Seçkin’e Armağan, ... Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları No. 351 ..., 1974, sayfa 395 vd.)
Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).
Eldeki davada, 20.02.2003 tarihi itibari ile tescili yapılan davacı hakkında 15.08.1983 tarihi itibari ile Yükçüler Esnaf Odasında kaydı olduğu kabul edilmiş ise de, davalı Kurumca oda kayıtları üzerinde inceleme yapıldığı, Kurum tarafından müfettiş incelemesi sonucu düzenlenen 21.02.2006 tarihli ve 1 sayılı rapor ve 23.03.2006 tarihli Teftiş Kurulu Başkanlığı raporu ile oda kayıtları geçersiz kabul edilerek ibraz edilen Yükçüler Esnaf Odası kayıtlarına itibar edilmemesi gerektiğinin belirtildiği, davacının da aralarında bulunduğu kişiler hakkında odaya üye olmayan şahısların yeni tarih ile tasdikli defter sayfalarına üye kaydı yapılıp eskiden beri üyeymiş gibi belgeler düzenlenerek emekli olmalarının sağlandığı iddiası ile kamu davası açıldığı, Oda başkanı ve Başkan yardımcıları hakkında yapılan yargılamada, ... 4.Ağır Ceza Mahkemesinin bozma kararına konu 2014/300 Esas sayılı dosyası içinde mevcut 15.05.2017 tarihli bilirkişi raporunda, ‘defterlerin fiziki olarak kötü durumda olmaları dışında kurumun iddia ettiği defter sayfalarının tahrif edildiği ve koparılıp sahte noter tasdikli sayfaların araya sokuşturulduğuna dair hiçbir belge ve iz bulunamadığı, sanıkların yanı sıra tüm üyelerin de usulüne uygun olarak kaydedildiğinin’ belirtildiği, anlaşılmaktadır.
Eldeki davada ise, davalı Kurumun davacı hakkında anılan müfettiş raporları ve defter kayıtlarının usulüne uygun olmadığı bu nedenle sigortalılığının kabul edilmediği hususu üzerinde durulmalı, müfettiş raporlarının temini ile ceza davasının gerekirse onaylı örneğinin getirtilmesi ile orada alınan ve sahteciliğe ilişkin bir raporun bulunup bulunmadığı ile davacı hakkında esas olan kayıtlarda silinti kazıntı veyahut başkaca bir usulsüzlüğün bulunup bulunmadığının tespit edilmesi ve davacı hakkında oda ye kayıt ve karar defteri kayıtlarında sahteliğe ilişkin olguların varlığı halinde sigortalı olmasının mümkün olmadığının ne var ki usulsüz kayıtların varlığı halinde 5510 sayılı Yasanın geçici 54. Madde hükümlerine göre davalı Kurumca uygulama yapılıp yapılmadığının sorulmasından sonra sigortalılık süresinin, yeniden belirlenmesi ve hükmüne uyulan bozma ilamı kapsamında oluşan usuli kazanılmış hak çerçevesinde belirtilen tüm araştırmaların yapılması ile sonucuna göre, davacının talebinin mümkün olup olmadığı hususunun incelenmesi gereklerinin gözetilmemesi ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik araştırma ve inceleme sonucu, yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, 11.01.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.