Bölge Adliye
Mahkemesi : ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davalı ve fer'i müdahil kurum vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
... Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesince verilen kararın, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi
I-İSTEM
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı işverenin yanında 15.06.2000 tarihinde çalışmaya başladığını ve işten haksız olarak çıkartıldığı 16.05.2009 tarihine kadar işyerinde battaniye kesme, paketleme, dürme işçisi olarak devamlı çalıştığını, müvekkilinin çalışmasının SGK’na işverene ait değişik işyerlerinde ve eksik olarak bildirildiğini, müvekkilinin işyerinde en son haftalık 110TL ücretle çalıştığını iddia ederek, müvekkilinin davalı işyerinde 15.06.2000-16.05.2009 tarihleri arasında aralıksız ve sürekli olarak çalıştığının tespitine, karar verilmesini istemiştir.
II-CEVAP
Davalı işveren vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davanın öncelikle bu nedenle reddinin gerektiğini, davacının müvekkili şirketteki çalışmalarının günü gününe SGK’na bildirildiğini ve davacının müvekkili şirkette bunun haricinde çalışmasının olmadığını, davacının, 10.02.2006 tarihinde 3 aylık belirli süreli iş sözleşmesi imzalayarak, davalı nezdinde işe başladığını ve davacının müvekkili şirkette çalışmasının süre bitimi olan 10.05.2006 tarihinde sona erdiğini, davacıyla daha sonra 17.06.2008 başlangıç tarihli 2 aylık belirli süreli iş sözleşmesi yapıldığını ve davacının süre sonunda işten ayrıldığını, bu durumun davacının şahsi sicil dosyası ve diğer belgelerle de doğrulandığını, davacı tanığı ...’in davacının eşi olduğunu ve 10.03.2014 tarihinde müvekkili şirketten hakları ödenerek çıkarıldığını, davacının 5 yıl sonra dava açmasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı gibi davanın eşinin işten çıkartılması nedeniyle hırs ve intikam amacıyla açıldığını iddia ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya zamanaşımı itirazlarının olduğunu, davanın hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını ve öncelikle bu nedenlerle reddinin gerektiğini, 506 sayılı yasanın 4447 sayılı yasa ile değişen 9.maddesinin 1.fıkrasına göre “....işveren çalıştıracağı kimseleri,işe başlatmadan önce örneği kurumca hazırlanacak işe giriş bildirgeleriyle kuruma doğrudan bildirmekle veya bu belgeleri iadeli taahhütlü olarak göndermekle yükümlüdür...”, yine anılan yasanın 9.maddesi gereği çalıştığı süreler de sigortalıya ödenen ücret üzerinden prim yatırılması, aylık bildirgesi ve dönem bordrolarının da keza işvereni tarafından düzenlenerek kuruma verilmesinin yasa gereği olduğunu, çalışıldığı iddia edilen hizmete ilişkin belgelerinin işveren tarafından müvekkil kuruma verilip verilmediğinin araştırılması gerektiğini, ayrıca hizmet tespiti isteyen davacının söz konusu tarihlerde vergi mükellefi veya Bağ-Kur’a kayıtlı olup olmadığının, tespiti istenen dönemde davacının sosyal yardımlaşma vakıflarından yardım alıp almadığının da araştırılması gerektiğini, davacının çalışmalarına ilişkin belgelerin kuruma verilip verilmediği, işyerinin kanun kapsamında bulunup bulunmadığının veya kapsama alınacak nitelikte olup olmadığının, çalışmanın konusunun devamlı yada kesintili olup olmadığının, alınan ücretin ve sigortalının Sosyal Güvenlik Kuruluşuna tabi hizmetinin bulunup bulunmadığı gibi hususların eksiksiz olarak araştırılması gerektiğini, hizmet tespiti davaları kamu düzenini ilgilendirdiğinden konunun duyarlılık ve titizlikle incelenmesi gerektiğini, hizmet tespit davalarının resmi ve yazılı belgeyle ispatlanmasının gerektiğini, bir kişinin sigortalı sayılabilmesi için çalışma olgusunun varlığının ve çalışma ilişkisinin hizmet akdine dayanmasının zorunlu olduğunu, tüm bu nedenlerle davanın reddine, karar verilmesini talep etmiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
Davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile; Davacının davalı şirkete ait işyerinde 11.05.2006-16.06.2008 ve 18.08.2008-16.05.2009 tarihleri arasında asgari ücretle çalıştığının tespitine, fazlaya dair istemin reddine, karar verildi.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Davalı ...İplik ve Mensucat San. Tic. A.Ş. vekili ile davalı SGK Başkanlığı vekilinin istinaf başvurularının Kabulü ile; .... İş Mahkemesi'nin 09.07.2020 tarih, 2018/173 Esas ve 2020/171 Karar sayılı kararının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, davanın reddine, karar verildi.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davacı Kurum vekili tarafından; müvekkilinin davalıya ait iş yerinde 15.06.2000 ile 16.05.2009 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde çeşitli işlerde sürekli ve aralıksız olarak çalıştığının dosya kapsamına göre sabit olduğu, dinlenen davacı ve bordro tanıkları kendilerinin çalıştığı dönemlerde kesintisiz ve sürekli olarak davacının çalıştığını açık ve net olarak beyan ettikleri, İş aktinin 16.05.2009 taraihinde sona ermiş olması nedeniyle dava tarihi olan 24.04.2014 tarihi itibarıyla bu çalışma dönemi yönünden hak düşürücü süre geçmediği, müvekkilinin talep ettiği dönemlerde başka bir işveren yanında çalışmışlığının söz konusu olmadığı, ... Bölge Adliye Mahkemesinin Uşak 1. İş Mahkemesi’nin 09.07.2020 Gün ve 2018/173 E. 2020/171 K. sayılı Kısmen Kabul kararını kaldırak davanın yeniden esası hakkında vermiş olduğu RED karar eksik inceleme ve yanlış değerlendirmeye dayalı olduğu belirtilerek verilen kararın bozulması talep edilmiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Kanunun 86/9. maddesidir. 506 sayılı Kanunun 6. maddesinde ifade edildiği üzere, “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez.” Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davaların, kamu düzenine ilişkin olması nedeni ile özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde resen araştırma yapılarak kanıt toplanması gerektiği özellikle göz önünde bulundurulmalıdır.
Dosya kapsamından; davacının hizmet tespitine konu dönem içerisinde, 10.02.2006-10.05.2006 tarihleri arasında davalıya ait 6705 sicil sayılı işyerinden 89 gün, 17.06.2008-17.08.2008 tarihleri arasında, yine davalıya ait 28768 sicil sayılı işyerinden 61 gün bildirimi olmakla, davalı işyerinden davacı adına 10.02.2006 ve 17.06.2008 tarihlerinde işe başladığına ilişkin işe giriş bildirgelerinin mevcut olduğu, davalı işverenlik ile arasında imzalanan 10.02.2006-10.05.2006 ve 17.06.2008-17.08.2008 tarihleri arasında olmak üzere, belirli süreli iş sözleşmelerinin bulunduğu, Kurumda 6705 sicil numarası ile tescilli davalıya ait işyerinin 02.01.1978-30.04.2014 tarihleri arasında 506 sayılı Yasa kapsamında bulunduğu, 28768 sicil sayılı işyerinin ise 02.01.1997 tarihinde Yasa kapsama alındığı ve faal olduğu, davacı yanın talebine konu dönemde başka bir işverenlik nezdinde çalışmasının olmadığı, vergi mükellefi olmayı gerektirir veya aynı dönemde başka bir sosyal güvenlik kurumuna tabi olmasını gerektirir bir faaliyetinin olmadığı anlaşılmaktadır.
Bölge Adliye Mahkemesince; “ davacı yanın 10.02.2006 tarihi öncesine ilişkin talebin, çalışma devam ederken arada işe giriş bildirgesi verilmesi halinde, bildirgenin verildiği tarih öncesine ilişkin süre yönünden hakdüşürücü süre başlangıcının blok çalışmanın son bulduğu tarihe göre hesaplanma gereğini öngören Yargıtay içtihatlarına da uygun olarak, dava tarihi itibariyle hak düşürücü süreye uğradığı tespiti ile davanın 10.02.2006-16.05.2009 tarihleri arası döneme ilişkin sigortalılık süresinin tespiti istemine yönelik olduğunun sübuta erdiği, davalıya ait 6705 sicil sayılı işyerinden 10.02.2006-10.05.2006 tarihleri arasında 89 gün, 28768 sicil sayılı işyerinden 17.06.2008- 17.08.2008 tarihleri arasında 61 gün bildirimleri bulunan davacının, imzasını taşıyan 10.02.2006 tarihli işe giriş bildirgesi, 10.02.2006 ve 17.06.2008 tarihli belirli süreli iş sözleşmesi ile Mayıs 2006 tarihli hizmet erbabı ücret bordrosunda davacının işe giriş tarihinin 10.02.2006, işten çıkış tarihinin 10.05.2006 olarak belirtildiği, yazılı deliller kapsamında salt tanık anlatımları ile yetinilmesinin mümkün olmadığı gibi iddianın kanıtlanamadığı da gözetildiğinde, davanın tümden reddi yerine kısmen kabulü hatalı olmuştur.” gerekçesine dayalı olarak karar verilmişse de, dosya kapsamında dinlenen bir kısım davacı tanıklarının hizmet döküm kayıtlarının incelenmesinde, uyuşmazlık konusu dönemi kapsayacak şekilde, davalı işyerinden sigortalı bildirimlerinin olduğu, bu bağlamda bordro tanıkları olduğu, davacının davalı yün iplik imali satış işyerinde, battaniye imalat bölümünde devamlı ve aralıksız şekilde çalıştığı yönündeki ayrıntılı ve somut beyanları karşısında, yeterli sayıda dinlenen bordro tanıklarının çalışma süreleri ve ifadeleri değerlendirilmeden, davacının çalışma iddiasına yönelik hak düşürücü süreye uğramayan dönem yönünden, Mahkemece kabul kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz bulunmuştur.
Mahkemece, yukarıda belirtilen hukuki ve maddi olgular göz önünde bulundurulmaksızın eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması, usûl ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve ... Bölge Adliye Mahkemesi ...Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun kabulüne ilişkin kararı bozulmalıdır.
SONUÇ: ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle HMK’nın 373/2 maddesi gereği BOZULMASINA, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin yatırılan harcın istek halinde davacıya iadesine, 22/11/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.