Mahkemesi:Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
İş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; (kapatılan) ... Hukuk Dairesi'nin bozma kararına uyularak ilk derece mahkemesince ilâmda yazılı nedenlerle manevi tazminat istemi yönünden yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, maddi tazminat istemleri yönünden davanın kabulüne ilişkin hükmün süresi içinde davalı ... ve davalı ... Hafr. ve İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekilleri tarafından temyiz edilmesi ve de ... Hafr. ve İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili tarafından duruşma talep edilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 02.11.2021 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü duruşmalı temyiz eden davalı adına gelen olmadı. Davacı ve diğer davalılar adlarına da gelen olmadı. Tarafların yokluğunda duruşmaya başlanarak, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra duruşmaya son verilerek bırakılan günde Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre; temyiz eden davalılar ... Hafr. ve İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. ile ...‘ın aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine,
Dosya kapsamından, 06/03/2008 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucunda davacının %48,20 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı, kazanın meydana gelişinde davacının %20, davalı şirketin %60, davalı gerçek kişilerin %10’ar oranda kusurlu oldukları, mahkemenin 04/09/2015 tarih ve 2009/64 Esas, 2015/566 Karar sayılı ilk kararında maddi tazminat isteminin reddine, 52.500,00 TL manevi tazminatın davalı ... Hafr. ve İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.'den, 8.750,00 TL manevi tazminatın davalı ...’den, 8.750,00 TL manevi tazminatın da davalı ...’den tahsiline karar verildiği, söz konusu kararın davacı, davalı şirket ve davalı gerçek kişi ... tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay(Kapatılan) ...Hukuk Dairesi’nin 05/02/2018 tarih, 2016/10951 Esas, 2018/665 Karar sayılı kararı ile davalıların tüm temyiz itirazlarının reddine, davacının temyiz itirazları yönünden ise Kurumca bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin rücu edilebilecek kısmının hesaplanarak, bilirkişi raporunda belirlenen zarar tutarından indirilmesi ve taleple bağlı kalınarak hüküm kurulması gerekirken; yazılı şekilde ilk peşin sermaye değerine gelir bağlanma tarihinden itibaren faiz işletilmek suretiyle tazminattan kanuna aykırı şekilde fazla indirim yapılarak hüküm kurulmasının hatalı olduğundan bahisle ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına karar verildiği, mahkemece bozmaya uyulmasından sonra yeni bir bilirkişi hesap raporu alındığı ve bunun üzerine davacının 17/06/2019 tarihinde birleşen dava dosyasını açarak 124.235,00 TL daha maddi tazminatın davalılardan tahsilini talep ettiği, birleşen dava dosyasının birleştirme (gerekçeli) kararı ile dava dilekçesinin davalı ...’e 18/09/2019 tarihinde, davalı şirkete 17/09/2019 tarihinde, davalı ...’e 13/09/2019 tarihinde tebliğ edildi. davalı ... ve davalı şirket tarafından birleşen davaya karşı zamanaşımı defileri ileri sürüldüğü, davalı ... tarafından zamanaşımı defi ileri sürülmediği, mahkemenin temyiz incelemesine konu son kararında asıl dava dosyası yönünden maddi tazminat isteminin kabulüne, manevi tazminat istemi hakkında bozma söz konusu olmadığından yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, birleşen dava dosyası yönünden ise maddi tazminat isteminin kabulüne karar verilmiştir.
1-Zamanaşımı, alacak hakkının belli bir süre kullanılmaması yüzünden dava edilebilme niteliğinden yoksun kalabilmesini ifade eder. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere zamanaşımı, alacak hakkını sona erdirmeyip sadece onu “eksik bir borç” haline dönüştürür. Bu itibarla zamanaşımı savunması bir defi olup, ileri sürüldüğünde, şartları gerçekleşmişse hakkın dava edilebilme niteliği ortadan kalkacağından, artık mahkemenin işin esasına girip onu incelemesi mümkün değildir.
Ayrıca özellikle belirtilmelidir ki, zamanaşımı def'i davanın esası hakkında her türlü muameleye manidir. Bu sorun halledilmeden davanın esası incelenemez (11.1.1940 tarihli 15/70 sayılı İçt. Bir. Kararı).
Bu nedenlerle davalı ... ve davalı ... Hafr. ve İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından birleşen dava dosyasına karşı zamanşımı def‘i ileri sürdüğü gözden kaçırılarak, bu husus hakkında olumlu olumsuz bir değerlendirme yapılmaksızın birleşen davanın esası hakkında yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur.
2-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Taleple bağlılık ilkesi” başlığını taşıyan 26. maddesine göre “Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına da karar verebilir.”
Somut olayda, asıl dava dosyasındaki maddi tazminat istemi yönünden davacı tarafın kusur oranında tahsilat talep ettiği dikkate alınmadan 10.370,54 TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilerek talebin aşılması doğru olmamıştır.
3-Mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonucunda, o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı)
Dosya kapsamında göre Yargıtay(Kapatılan) 21. Hukuk Dairesi’nin 05/02/2018 tarih, 2016/10951 Esas, 2018/665 Karar sayılı kararı ile Kurumca bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin rücu edilebilecek kısmının hesaplanarak, „bilirkişi raporunda belirlenen“ zarar tutarından indirilmesi ve taleple bağlı kalınarak hüküm kurulması gerekirken; ilk peşin sermaye değerine gelir bağlanma tarihinden itibaren faiz işletilmek suretiyle tazminattan fazla indirim yapılarak hüküm kurulmasının hatalı olduğundan bahisle ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına karar verildiği açık olduğuna göre mahkemece bozma ilamına uyulmasından sonra 16/06/2014 tarihli bilirkişi hesap raporunda belirlenen 113.263,47 TL maddi zarar tutarından davacıya bağlanan sürekli iş göremezlik gelirinin ilk peşin sermaye değerinin rücu edilebilecek kısmının tenzili ile sonuca gidilmesi gerekirken bilinen dönemi değiştirecek şekilde yeni bir hesap raporu alınarak yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.
4-6100 sayılı HMK’nın 297/1-b maddesine göre hüküm tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini içermelidir.
Davalı şirketin ticaret ünvanı ... Hafr. ve İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. olduğu halde ünvandaki ikinci „ve“ bağlacının gözden kaçırılarak karar başlığına hatalı ünvanın yazılması isabetsizdir.
5-492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 1 sayılı tarifesinin yargı harçları başlığı altındaki III/1-a maddesine göre konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden binde 68,31 oranında karar ve ilam harcı alınır.
Somut olayda manevi tazminat istemi hakkında bozma söz konusu olmadığından yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verildiğine diğer bir deyişle temyiz incelemesine konu kararda manevi tazminat hüküm altına alınmadığına göre alınması gereken karar ve ilam harcı hesabında bozma dışı kalan manevi tazminat tutarının dikkate alınması hatalıdır. Kabul ve uygulamaya göre de bozma dışı kalmış manevi tazminat yönünden davalılar kusurları ile sınırlı olarak ayrı ayrı sorumlu tutulmuş olmalarına karşın bu hususun hesaplanan harç davalılara yüklenirken gözetilmemesi ve karar ve ilam harcının tamamından davalıların müştereken ve mütselsilen sorumlu tutulmaları doğru değildir.
Mahkemece yapılacak iş, temyiz eden davalılar ... Hafr. ve İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. ile ...’ın birleşen dava dosyasına yönelik zamanaşımı defilerini değerlendirmek, 16/06/2014 tarihli bilirkişi hesap raporunda belirlenen 113.263,47 TL maddi zarar tutarından davacıya bağlanan sürekli iş göremezlik gelirinin ilk peşin sermaye değerinin rücu edilebilecek kısmını tenzil ederek davacının talep edebileceği maddi tazminat tutarını belirlemek, asıl dava dosyasındaki maddi tazminat istemi ile ilgili hüküm kurulurken davacı tarafın kusur oranında tahsilat talep ettiğini gözetmek, usuli kazanılmış hakları da dikkate alarak oluşacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.
O halde, temyiz eden davalılar ... Hafr. ve İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. ile ...’ın bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harçlarının istek halinde ilgililerine iadesine, 30/11/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy