Bölge Adliye
Mahkemesi : ... Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi
Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı davacı ve davalı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesince istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmiştir.
... Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesince verilen kararın, davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı Kurum, ... tarihli iş kazasında vefat eden sigortalının hak sahiplerine bağlanan peşin değerli gelir, ödenen tedavi ve cenaze masrafları nedeniyle oluşan kurum zararının rücuan tahsilini talep etmiştir.
II-CEVAP
Davalı taraf davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
%75 işveren, %25 işçi kusurlu kabul edilerek,
“Açılan davanın kabulüne,
104.542,92 TL bağlanan gelirin onay tarihi olan 09/07/2013 tarihinden,
131,90 TL hastane masrafının sarf tarihinden,
289,50 TL cenaze ödeneğinin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizleri ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine” karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
“... İş Mahkemesi'nin ... tarihli, .... Karar sayılı kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davacı Kurum vekili ile davalı işveren vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Yasanın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine” karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ
Davacı Kurum vekili, davalı işverenin işçiye koruyucu malzeme ve eğitim vermediği, gerekli güvenlik tedbirlerini almadığı, denetim görevini yerine getirmediği, bu nedenlerle kazanın meydana gelmesinde %100 kusurlu olduğu, Davalı vekili, ölen işçinin işyerinde çırak olarak başlayıp uzun süredir çalışmakta ve çok tecrübeli olduğu, buna rağmen çıplak elle jeneratöre dokunma şeklinde gerçekleşen kazada kusurun ölen işçide olduğu, işverenin gerekli koruyucu malzeme ve eğitimleri verdiği, her türlü güvenlik tedbirini aldığı, buna rağmen kazanın meydana geldiği gerekçeleriyle kararın bozulmasını talep etmişlerdir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME
Dava; 01.02.2013 tarihli iş kazası sonucu vefat eden sigortalının hak sahiplerine bağlanan ilk peşin sermaye değerli gelirle yapılan tedavi ve cenaze masraflarının rücuan tahsili istemine ilişkin olup, davanın yasal dayanağı 5510 sayılı yasanın 21. ve 76. maddeleridir.
Rücu davaları kusur sorumluluğuna dayanmakta olup, iş kazasında kusuru olanlar davacı Kurumun rücu alacağından kusurları karşılığında sorumludur. Kusurun belirlenmesinde ise; zararlandırıcı sigorta olayının ne şekilde oluştuğu, dosya içeriğindeki tüm deliller taktir olunarak belirlenmeli ve kabul edilen maddi olgular doğrultusunda, konusunda uzman bilirkişi heyetinden, aynı olay nedeni ile daha önce açılmış ve kesinleşmiş tazminat ve ceza davaları varsa, bu davalardaki kusur raporları ile çelişki oluşturmayacak şekilde kusur oran ve aidiyeti konusunda rapor alınması gereklidir. Kusur durumu saptanırken, iş güvenliği mevzuatına göre hangi önlemlerin alınması gerektiğinin, bu önlemlerin işverence alınıp alınmadığının ve alınmış önlemlere sigortalı işçinin uyup uymadığının, güncel mevzuat çerçevesinde değerlendirilerek belirlenmesi gerekir.
Öncelikle, CBS tarafından yaptırılan incelemede jeneratörde elektrik kaçağı bulunmadığı tespit edilmiş ve kaza sebebiyle açılan ceza davasında davalının taksirle ölüme sebebiyet vermekten dolayı cezalandırılması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmişse de ceza dava dosyası dosya arasında olmadığından o davada toplanan deliller tam olarak belirlenememiştir.
Eldeki davada, müteveffa sigortalının davalı işyerinde 25.12.2008 tarihinde çalışmaya başladığı, motor mekanikten sorumlu son kontrolcü olarak çalışmakta iken müşteriye teslim edilecek bir jeneratörün kontrolünü yaptığı sırada elektrik akımına kapılarak vefat ettiği, sigortalıya yalıtımlı eldiven ve ayakkabıların tutanak karşılığı teslim edildiği, kaza anında ayağında ayakkabısı olduğu ancak eldiven kullanmadığı, ilk derece mahkemesince hükme esas alınan kusur raporunda, meydana gelen olayda %75 oranında davalı işveren, %25 oranında ise müteveffa sigortalının kusuru olduğu tespit edilmekle beraber, ölenin tecrübeli bir çalışan olup kontrol esnasında eldiven kullanmayıp tedbirsiz ve dikkatsiz davranmış olması karşısında kusur oran ve gerekçelerinin oluşa uygun olmadığı anlaşılmaktadır.
İşverenin çalışanlarla ilgili sağlık ve güvenliği sağlama yükümlülüğünün çerçevesi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununun 4. maddesinde çizilmiştir. Bu çerçevede işverenin, "Çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olduğu belirtildikten sonra, yapacağı ve uymakla yükümlü bulunacağı bir takım esaslara yer verilmiştir. Bunun gibi 5.maddede işverenin anılan yükümlülüklerle gerçekleştireceği korunma sırasında uyacağı ilkeler belirlenmiştir. 10. maddede ise işyerinde sağlık ve güvenlik sağlanırken, işverenin yapacağı risk değerlendirmesi çalışmasında dikkate almakla yükümlü bulunduğu hususlar belirlenmiştir. (HGK. 09/10/2013 tarih, 2013/21-102 Esas, 2013/1456 Karar)
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu işverenlerin yükümlülüklerini belirlerken aynı zamanda 19. maddesinde çalışanların da yükümlülüklerini belirlemiştir.
Bu açıklamalar doğrultusunda mahkemece, öncelikle ceza dava dosyası dosya ya celp edilerek, oluşa uygun kusur oran ve aidiyetlerini belirleyen 3 kişilik bilirkişi heyetinden yeni bir kusur raporu alındıktan sonra oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik değerlendirmeler içeren kusur bilirkişi raporuna itibarla karar verilmesi isabetsiz bulunmuştur.
O halde, taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve ... Bölge Adliye Mahkemesi ...Hukuk Dairesinin istinaf istemlerinin esastan reddine dair kararı kaldırılarak ilk derece mahkemesince verilen karar bozulmalıdır.
SONUÇ : ... Bölge Adliye Mahkemesi ...Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereği kaldırılarak ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine, dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, 29.11.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy