Mahkemesi:İş Mahkemesi
Dava, davacının davalı Site Yönetimi nezdinde 16/10/2012-31/10/2014 tarihleri arasında geçen hizmetinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, (kapatılan) 21. Hukuk Dairesi'nin bozma kararına uyularak ilâmında belirtildiği şekilde isteğin reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesi olup Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır.
Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı)
Mahkemece, verilen ilk hüküm ‘…dava konusu dönem (16/10/2012 - 31/10/2014) içerisinde; davalı Site Yönetimi'ne ait kapıcılık hizmetlerinin davacı tarafından mı yoksa eşi tarafından mı yapıldığı hususu açıklığa kavuşturulmalı, bunun için öncelikle davacının eşine ( ...) ait varsa Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı'ndan sigorta hizmet döküm cetveli getirtilmeli, davacının eşinin nerede ve ne şekilde, ne zamandan itibaren çalıştığı üzerinde durulmalı, dava konusu dönemi kapsayacak şekilde apartman karar defterinden uzunca yıllar binada oturanların tespiti ile beyanlarına başvurulmalı, komşu apartman sakinleri, yakın esnaf ve komşu işyeri çalışanları da tanık olarak dinlenmeli, davacının eşinin kapıcılık hizmetini yapıp yapmadığı, yapıyor ise, davacının yaptığı hizmetlerin eşine yardım niteliğinde olup olmadığı belirlenmelidir. Davacının apartmanda kapıcılık hizmetlerini yaptığının tespiti halinde ise, davalı Site Yönetiminin büyüklüğü, daire sayısı, bahçesi olup olmadığı, varsa büyüklüğü, ısınma sistemi araştırılıp gerektiğinde mahallinde keşif yapılarak davacının mutad kapıcılık hizmetlerini part-time çalışma ile gerçekleştirip gerçekleştirmediği saptanarak sonucuna göre karar verilmeli, part-time çalıştığının kabulü halinde ise, davacının sürekli olarak bir günde kaç saat çalıştığı, giderek haftalık ve aylık çalışma süreleri belirlenerek, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 63. maddesi gereğince 7.5 saat çalışma bir günlük çalışma hesabı ile kaç işgücüne karşılık olduğu hususunda bir uzman bilirkişinin görüşü alınmalı…’ görüş ve düşüncesiyle bozulmuş, Mahkemece, Yargıtay (kapatılan) 21.Hukuk Dairesinin 14.09.2017 tarihli, 2016/4583 Esas, 2017/6285 Karar sayılı bozma ilamı uyulmasına karşın bozma gereği yerine getirilmediğinden, inceleme hüküm kurmaya elverişli bulunmamıştır.
Yukarıdaki yasal düzenlemeler, açıklamalar ve bozma ilamı doğrultusunda dava değerlendirildiğinde Mahkemece; öncelikle davalı Apartman işyerinin kapsam ve niteliği belirlenerek davacının çalıştığını iddia ettiği kapıcılık hizmeti yönünden (çöp toplanması, bahçe bakımı, temizlik, servise çıkılması vb. hizmetler) çalışmanın süresi ve niteliği, yapılan işlerin hangi saatler arasında gerçekleştirildiği açıkça ortaya koyulmalı, bu kapsamda yapılan hizmetlerin ihtilaf konusu dönemde başka işyerinde tam süreli olarak çalıştığı anlaşılan davacı eşinin çalışmaları ile çakışıp çakışmadığı belirlenmeli, bu durum yazılı belgeler ve tanık beyanları ile araştırılarak kapıcılık hizmetlerinin davacı tarafından mı yoksa eşi tarafından mı yapıldığı, davacının eşine yardım niteliğinde mi çalıştığı hususları açıklığa kavuşturularak toplanan tüm delillerden elde edilecek sonuca göre hüküm kurulmalıdır.
Söz konusu ilam gerekleri yerine getirilmeksizin ve yukarıda yer alan maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 23.12.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.