Bölge Adliye
Mahkemesi : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
No :
Dava, ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı Kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesince verilen kararın davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... Kurumu Başkanlığı Ordu ... İl Müdürlüğü ... Merkezinin 06/12/2019 tarihli ve ... sayılı ödeme emrinin müvekkili ...'ya 12/12/2019 tarihinde tebliğ edildiğini, yasal süresi içerisinde ödeme emrine ilişkin itirazda bulunduklarını, müvekkiline tebliğ edilen ödeme emrinin ... ... ... ... ... ve Sanayi ... Şirketine ait olduğu iddia edilen prim borcuna ilişkin icra takibine konu ödeme emri olduğunu, Müvekkili ...'nın mezkur icra takibine dayanak olan 5510 sayılı Konunun 88.maddesi uyarınca ... A.Ş.aleyhine başlatılan icra takibinde borçlu sıfatı ve dolayısıyla sorumluluğu bulunmadığını, Kanunda yer alan ifadeye göre müvekkilinin taip borçlusu sıfatını haiz olabilmesi için şirketin yönetim kurulu üyesi, üst düzey yöneticisi veya yetkilisi yada kanuni temsilcisi gibi görevlerden birine sahip olması gerektiğini, Ancak müvekkili ...'nın prim borcu olduğu iddia edilen ... Müh.İnş.Tur.Tic.ve San.A.Ş.'de mezkur kanunca sorumluluğa sebep olan hiç bir görevde bulunmadığını, bu sebeple ... Müh.İnş.Tur.Tic.ve San.A.Ş. yanında müvekkili aleyhine başlatılan 2019/014091 takip numaralı dosya üzerinden gönderilen 06/12/2019 tarihli ve ... sayılı ödeme emrinin iptaline masraf ve ücreti vekaletin davalı kuruma aidiyetine karar verilmesini talep ve dava konusu etmiştir.
II-CEVAP
Davalı vekilinin cevap dilekçesinden özetle; Davacı tarafından ... Merkezinin 06/12/2019 tarihli ve ... sayılı ödeme emrine itiraz edilerek ödeme emrinin iptalini talep ettiği, açılan davanın haksız ve hukuka aykırı olduğunu reddi gerektiğini, 5510 sayılı Kanun gereğince kısa ve uzun vadeli sigortalar ile genel sağlık sigortası için öngörülen her türlü ödemeler ile yönetim giderlerini karşılamak üzere müvekkili kurumun prim almak ilgililer de prim ödemek zorunda olduğunu, ... ... ... ... Şirketi tarafından 2019/03, 2019/04, 2019/05, 2019/06 dönemlere ilişkin prim ödemesi yapılmadığından anılan takibin başlatıldığını ve ödeme emri düzenlenerek borçlu sıfatını haiz ... ya tebliğ edildiğini, dolayısıyla davacı ...'nın talebi ile ilgili olarak müvekkili kurum tarafından yapılan işlemlerin yerinde olduğunu, haksız ve hukuka aykırı olarak açılan davanın reddine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Davacının davasının kabulü ile;
“Davalı Kurumun 2019/014091 takip numaralı dosya üzerinden davacı ...'ya gönderdiği 06/12/2019 tarihli ve ... sayılı ödeme emrinin iptaline,”karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
“...Dosyadaki yazılara, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere, bu delillerin takdirinde isabetsizlik görülmemesine ve özellikle ... Sicil müdürlüğünce gönderilen cd içeriği incelenerek düzenlenen bilirkişi raporunda tespit olunduğu üzere davacının 27/12/2018 tarihinde şirket ortaklığından ayrıldığının ve davacının ortaklıktan ayrıldıktan sonraki döneme ilişkin ödeme emrine konu 2019 yılı 3-4-5-6 aylara ilişkin prim borçlarından sorumlu olmadığının anlaşılmasına göre ...” gerekçesiyle davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ
Davalı Kurum vekili kararın bozulmasını talep etmiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME
Tüzel kişi işverenlerin ortak ve yetkililerinin kamu alacaklarından sorumluluğu, 6183 sayılı Kanunun 35., mükerrer 35., mülga 506 sayılı Kanunun 80. ve bazı maddeleri dışında 01/10/2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanunun 88. maddesinde düzenlenmiştir.
506 sayılı Kanunun 80/12. maddesi, “sigorta primlerini haklı sebepleri olmaksızın, birinci fıkrada belirtilen süre içerisinde tahakkuk ve tediye etmeyen kamu kurum ve kuruluşların tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri mesul muhasip, sayman ile tüzel kişiliği haiz diğer işverenlerin üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri kuruma karşı, işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur.” hükmünü öngörmüş, 5510 sayılı Kanunun 88/20. maddesi de bazı farklar dışında anılan maddeye paralel düzenleme getirmiş olup, “Kurumun sigorta primleri ve diğer alacakları haklı bir sebep olmaksızın bu Kanunda belirtilen sürelerde ödenmez ise kamu idarelerinin tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri, tüzel kişiliği haiz diğer işverenlerin şirket yönetim kurulu üyeleri de dahil olmak üzere üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri ile kanuni temsilcileri Kuruma karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur.” hükmünü öngörmüştür.
Primlerin ödenmesi gereken son gün itibariyle de olsa, kişiler davaya konu olduğu gibi prim borçlusu tüzel kişi yöneticisi oldukları dönemlerde ödenmesi gereken ve tahakkuk eden primlerden sorumlu tutulmalıdırlar.
Türk ... Kanunu'nun 317. maddesi uyarınca; bir ... şirketin idare ve yönetimi aynı zamanda karar organı olarak, yetkili idare meclisince yerine getirilmektedir. Her iki hükmün birlikte değerlendirilmesi durumunda; ... şirket yönünden primlerin ödenmesinde, sorumlu üst düzey yöneticiden söz edebilmek için bu kimsenin yönetim kurulunda başkan veya başkan yardımcısı gibi ünvan taşıması veya imza yetkisine sahip üye olması veya şirketin yönetiminde parasal konularda yetkili genel müdür, finansman veya muhasebe müdürü gibi üst düzeyde sorumluluk taşıyan görevli olması gerekir. Bunun dışında kalan ve şirketin idare veya işilerin işveren ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumluluğu düşünülemez. Şirkette görevli bir kimsenin belli konularda imza sahibi olması da bu zorunluluğu ortadan kaldırmaz.
Öte yandan, 506 sayılı Kanununun 80. maddesi primlerin zamanında ve düzenli olarak tahsilini sağlamaya yönelik olup anılan maddenin 1. fıkrası hükmüne göre, işveren, bir ay içinde çalıştırdığı sigortalıların primlerine esas tutulacak kazançlar toplamı üzerinden bu Kanun gereğince hesaplanacak prim tutarlarını ücretlerinden kesmeye ve kendisine ait prim tutarlarını da bu miktara ekleyerek en geç ertesi ayın sonuna kadar Kuruma ödemeye mecburdur.
Açıklanan yasal düzenlemeler çerçevesinde eldeki dosyada;davacının 06.11.2008 tarihinde dava dışı ... Müh.İnş.Tur.Tic.ve San.A.Ş.’nin aynı zamanda yönetim kurulu üyesi olarak seçildiği, 07/12/2018 tarihinde yapılan Olağan Genel Kurul toplantısında ... ..., ... ve ...'nın kendi aralarındaki görev dağılımının 1 yıl süre ile belirlendiği, yönetim kurulu başkanı ... ...'nın şirketi her türlü konuda münferiden temsile yetkili kılındığına karar verildiği, 27/12/2018 tarihli ve 10 sıra no.lu hisse devri konulu kararda ise; davacı ...'nın hisselerini ... ... ...'ya satışına karar verildiği,ancak yönetim kurulu üyeliğinin sona erip ermediği anlaşılamamaktadır. Öte yandan, dosyaya kazandırılan ... ... Odasının 02.08.2022 tarihli yazısında, davacı ...'nın 06/11/2008’de başlayan yönetim kurulu üyeliğinin 12/12/2017 tarihli kararla sona erdiğinin bildirildiği, ancak dosya içinde mevcut ... ... Müdürlüğünden gelen bilgi ve belgelere göre dava dışı şirketin 12/12/2017 tarihli olağan genel kurulunda davacının 3 yıllığına şirketin yönetim kurulu üyesi olarak seçildiğinin bildirildiği bu nedenle ... ... Odasının davacının yönetim kurulu üyeliğinin sona erdiği tarih olarak bildirilen tarihle, dosya içindeki 12/12/2017 tarihli olağan genel kurulunda alınan karara ilişkin bilgi çelişmekte olup Mahkemece söz konusu çelişki giderilerek hiçbir tereddüde meydan verilmeden davacının dava dışı ... şirkette yönetim kurulu üyeliğinin hangi tarihte sona erdiği belirlenmeli,buna göre dava konusu ödeme emri dönemi de dikkate alınarak davacının sorumluluğunun olup olmadığı irdelenmeli,sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, eksik inceleme ve hatalı değerlendirme sonucu, yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereği kaldırılarak yukarıda açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesi hükmünün BOZULMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.10.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.