MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/867 E., 2020/2916 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 12. İş Mahkemesi
SAYISI : 2015/1107 E., 2019/512 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ve davalı ... Müh. Taah. Tur. San. ve Tic. A.Ş. vekilleri vekilleri tarafından temyiz tarafından temyiz edimekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava ve birleşen dava dilekçesinde özetle; sigortalının 02.09.2013 tarihinde meydana gelen iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğradığını iddia ederek maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
II. CEVAP
1.Davalı ... İnş. Üretim ve Tic. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin meydana gelen kazada kusuru bulunmadığını, kazanın davacının kusuru ile meydana geldiğini, ayrıca ağır maluliyetin, davacının kaza sonrası kardeşi tarafından özensiz ve dikkatsiz şekilde hastaneye götürülmüş olmasından kaynaklandığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı ... Müh. Taah. Tur. San. ve Tic. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin davalılardan ... Belediyesinden ihale ile aldığı kat karşılığı konut yapım işinin tamamını 30.08.2013 devir sözleşmesi ile diğer davalı ... Yapı Petrol Ltd. Şti.'ye devredildiğini, kazanın meydana geldiği tarihte kazanın meydana geldiği inşaat ile bir ilgisi bulunmayan müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini savunmuştur.
3.Diğer davalılar davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının aralarında asıl - alt işverenlik ilişkisi bulanan davalılar ... İnşaat Üretim ve Ticaret Ltd. Şti. ile ... Müh. Taah. Tic. İnş. A.Ş.'ne ait işyerinde çalışırken iş kazası geçirdiği ve kusur raporuna göre meydana gelen iş kazasının oluşumunda % 80 oranında davalı işverenlerin, % 20 oranında ise davacı işçinin kusurlu olduğu, kaza nedeni ile davacının % 100 oranında maluliyetin oluştuğu ve aktüerya uzmanı tarafından düzenlenen hesap raporuna göre 820.648.98 TL maddi zararının doğduğu, ayrıca davacının % 40 oranında takdiri indirim yapılarak belirlenen 596.901.78 TL bakıcı giderine hak kazandığı, itibar olunan rapor doğrultusunda maddi tazminat talebi ile manevi tazminat talebinin kısmen kabulü gerektiği, davalı ... Yapı Petrol Tekstil İthalat İhracat San. ve Tic. Ltd. Şti'nin ilgili işyerinin kaza tarihi itibari ile fiilen devralmadığı dikkate alındığında kazanın oluşumundan sorumlu tutulamayacağı ve ... Belediye Başkanlığının'da ihale makamı konumunda olup işveren sıfatın haiz olmadığı gerekçesiyle;
"Asıl dava yönünden;
Davanın kısmen kabulü ile
1-Davanın davalılar ... Yapı Petrol Tektstil İth. İhr. San. ve Tic. A.Ş. ile ... Belediyesi Başkanlığı yönünden husumet yokluğundan reddine,
2-820.648,98 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 02.09.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... Müh. Taah. Tur. San. ve Tic. A.Ş. ile ... İnş. Ür. ve Tic. Ltd. Şti.'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine,
3-596.901,78 TL bakıcı giderinin kaza tarihi olan 02.09.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... Müh. Taah. Tur. San. ve Tic. A.Ş. ile ... İnş. Ür. ve Tic. Ltd. Şti.'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine,
Birleşen dava yönünden;
Davanın kısmen kabulü ile
1-Davanın davalılar ... Yapı Petrol Tektstil İth. İhr. San.ve Tic. A.Ş. ile ... Belediyesi Başkanlığı yönünden husumet yokluğundan reddine,
2-150.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 02/09/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... Müh.Taah.Tur.San.ve Tic.A.Ş. ile ... İnş. Ür. ve Tic.Ltd.Şti. den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine" karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı ... Müh. Taah. Tur. San. ve Tic. A.Ş. vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut uyuşmazlıkta, davacının ... İnş. Ltd. Şti tarafından sigorta kaydı bildirilmek sureti ile alçı ustası olarak görev yaptığı, ... inşaatında çalışmakta iken, 02.09.2013 tarihinde 1 kat asansör boşluğuna düşerek yaralandığı, ... inşaatının ... Belediyesi'nin kentsel dönüşüm projesi olduğu, inşaatın yapımının davalılardan ... Müh. Taah. Tic. İnş. A.Ş. tarafından 30.05.2012 tarihli " Düzenleme Şeklinde Gayrimenkul Satış Vaadi ve Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi " ile yüklenildiği ve inşaatın alçı ve boya işlerinin ... İnşaat Üretim ve Ticaret Ltd. Şti. devredildiği, ilgili inşaatın yapım işinin, eser sözleşmesi kapsamında anahtar teslim olarak devredildiğinden davalı ... Belediyesi yönünden husumet yokluğu nedeni ile ret kararı verilmesinde hata bulunmadığı, tanık anlatımları içeriği ile ... İnşaat Üretim ve Ticaret Ltd. Şti.'nin davalı ... Müh. Taah. Tic. İnş. A.Ş. ile asıl - alt işverenlik sözleşmesi kurduğu, her ne kadar davalı ... Müh.Tah. Tic. İnş. A.Ş. ile davalı ... Yapı Petrol Tekstil İthalat İhracat San. ve Tic. Ltd. Şti arasında 30.08.2013 tarihinde ilgili inşaatın yapım işinin devir sözleşmesi imzalanmış ise de, kaza tarihinde ilgili inşaatın fiilen ... Yapı Petrol Tekstil İthalat İhracat San. ve Tic. Ltd. Şti. devredilmediği, davacı işçinin kaza tarihi itibari ile davalı alt işveren ... İnşaat Ltd.Şti ile asıl işveren olan ... Müh. Taah. Tic. A.Ş.'ye bağlı olarak çalıştığı, davalı ... Belediyesi Fen İşleri Başkanlığı’nın 46879524-01-01-2257 sayılı işe başlama tutanağı içeriği ile ilgili inşaatın kaza tarihinden sonra 18.09.2013 tarihinde davalı ... Yapı Petrol Tekstil İthalat İhracat San. ve Tic. Ltd.Şti'ye devredildiğinin sabit olduğu, bu nedenle, asıl işveren konumunda olan ... Müh. Taah. Tic. A.Ş'nin husumete ilişkin itirazının yerinde görülmediği, ayrıca ilgili inşaatta henüz fiilen faaliyet göstermeyen davalı ... Yapı Petrol Tekstil İthalat İhracat San. ve Tic. Ltd. Şti'nin de kazanın oluşumunda kusurunun bulunmadığının sabit olduğu, İstanbul SSGM 13.04.20 16... sayılı raporu ile maluliyet oranının % 100 olarak tespit edildiği ve davacının yardıma muhtaç olduğunun belirlendiği, kazanın oluşumundaki kusur oranının belirlenmesi açısından yapılan inceleme sonucunda, iş güvenliği uzmanı bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 16.10.2017 tarihli raporda kazanın oluşumunda aralarında asıl - alt işveren ilişkisi bulunan davalılı ... İnşaat Ltd. Şti ile ... Müh. Taah. Tic. A.Ş 'nin % 80 oranında, kazalı işçinin ise % 20 oranında kusurunun bulunduğunun belirlendiği, kusur raporunun 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 4. ve 5. maddeleri ile buna uygun olarak çıkarılan iş güvenliği yönetmelikleri hükümleri doğrultusunda düzenlendiği, kazanın oluşumuna uygun bu raporun hükme esas alınmasında isabetsizlik olmadığı, davacının halen ve bakiye ömrü içerisinde de sürekli bakıcı çalıştırmayıp aile içi bakım dayanışmasından yararlanacağı da gözetilerek hakkaniyet indirimi ile uygun bir bakıcı giderine hükmedilmesi gerektiği, somut olayda, hesaplanan bakıcı giderine %40 oranındaki hakkaniyet indirimi uygulanmasında hata bulunmadığı gerekçesiyle davacı ve davalı ... Müh. Taah. Tur. San. ve Tic. A.Ş. vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle;
a.Davalı ... ile diğer davalı ... Yapı Petrol Tekstil İthalat İhracat San. ve Tic. Ltd. Şti yönünden davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu,
b. Bakıcı giderinden % 40 oranında takdiri indirim yapılmasının fahiş nitelik taşıdığını,
c.Manevi tazminat miktarının düşük belilrlendiğini belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir.
2.Davalı ... Müh. Taah. Tur. San. ve Tic. A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle;
a. Kaza tarihi itibari ile ilgili işin diğer davalı şirket devredilmiş olması nedeni ile müvekkiline kusur izafe edilmeyeceğini,
b.Olayın meydana gelmesinde kazalının kusurlu olduğunu,
c.Hükmedilen manevi tazminat miktarının fazla olduğunu belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
I. Bakıcı Giderinden Yapılan Hakkaniyet yönünden, indirimin yerinde olup olmadığı;
1. İş ve Sosyal Güvenlik Hukukunda "sürekli işgöremezlik" olarak adlandırılan bedensel zararlara "kalıcı sakatlık" denildiği gibi, Yargıtay kararlarında ve Adli Tıp Kurumu raporlarında "beden gücü kaybı" veya "çalışma gücü kaybı" ya da "meslekte kazanma gücü kaybı" da denilmektedir.
2.Adli Tıp dilinde, "kalıcı" bedensel zararlar organ yitimi ve organ zayıflaması olarak ikiye ayrılmaktadır. Sürekli işgöremezlik zararları, beden gücü kayıp oranlarına göre de ayrılmakta, bunlar: 1-Sürekli kısmî işgöremezlik, 2- Sürekli tam işgöremezlik olarak adlandırılmaktadır.
3. Sürekli kısmî işgöremezlik, organ eksilmesi veya organ zayıflaması nedeniyle beden gücünün belli bir oranda azalması durumudur. Bu durumdaki kişi çalışmasını sürdürebilir ise de, yaşıtlarına ve aynı işi yapanlara göre (sakatlığı oranında daha fazla güç ve çaba harcayacağından), kazançlarında bir azalma olmasa bile (sakatlığı oranında) tazminat isteme hakkı bulunduğu kabul edilmekte; buna Yargıtay kararlarında "güç kaybı-efor kaybı" tazminatı denilmektedir.
4. Sürekli kısmî işgöremezlik durumundaki kişi, çalışan ve kazanç elde eden biri olmayıp da işsiz, yaşlı, emekli, ev kadını, çocuk olsa bile, bunlar günlük yaşamlarını sürdürürlerken "sakatlıkları oranında zorlanacak olmaları" nedeniyle tümünün "güç kaybı tazminatı" isteme hakları bulunduğu kabul edilmektedir.
5. Sürekli tam işgöremezlik, beden gücünün bütünüyle yitirilmesi durumudur. Bu durumdaki kişi artık çalışamayacak ve kazanç elde edemeyecektir. Bu nedenle tazminatı yüzde yüz oranı üzerinden hesaplanacak, giderek başkasının yardımıyla yaşamını sürdürmesi zorunluluğu varsa, ayrıca tazminat bakıcı giderleri de eklenecektir (Ç. Ahmet Çelik: Trafik Kazalarında Tazminat ve Sigorta Hukuk ve Ceza Sorumluluğu, Seçkin Yayınevi, Nisan 2017, s: 385vd.).
6.Önemle vurgulamak gerekir ki TBK' nın 55. maddesinin emredici hükmü karşısında tazminatın kapsamını belirleme biçimi ve tazminattan yapılacak indirimler ve sıralaması 818 sayılı BK'nın 43 üncü ve 44 üncü ile 6098 sayılı TBK'nın 51. ve 52. maddelerinde belirtilen durumların varlığı hâlinde ancak hâkim tarafından tazminattan indirim yapılabilecektir.
7.TBK' nın 51. maddesine (BK' nın 43. md) göre hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak tazminatı belirleyecektir. Buna göre; öncelikle hâkim zarar görenin kusuru varsa bu kusur oranında tazminattan indirim yapabilecektir.
8.Ayrıca TBK' nın 52. (BK' nın 44.md) maddesine göre zarar gören; zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. TBK'nın 52. maddesinde hakime tanınan geniş yetki ölüm nedeniyle uğranılan zararlarda ve bedensel zararlarda 55. madde ile açık biçimde kısıtlanmıştır.
9. TBK' nın 55. maddesi hükmünde yer alan "Hesaplanan tazminat, miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesi ile artırılamaz veya azaltılamaz.” cümlesinde de geçen “Hesaplanan tazminat,… ” ibaresi ile ifade edilen, kuralın gerekçesinde de belirtildiği üzere Kanun’un 49... . maddeler hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanan tazminattır. Başka bir ifadeyle hesaplanan tazminat, Kanun’un zararın ve tazminatın belirlenmesini düzenleyen 50. ve 51. maddeleri ile tazminatın indirilmesine veya tamamen kaldırılmasına ilişkin esasları hükme bağlayan 52. maddesi ve 55. maddesinin birinci fıkrasının birinci ve ikinci cümleleri uyarınca belirlenmektedir (Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) 25.12.2019 tarihli ve 2019/34 E., 2019/97 K. sayılı kararı).
10. Anılan madde hükmünde yer alan düzenleme ile hesaplanan tazminat üzerinden yalnızca tazminatın çok olduğu gerekçesi ile indirim yapılamayacağını ya da sadece tazminatın az olduğu gerekçesi ile artırım yapılamayacağını düzenlemek suretiyle miktarın çokluğuna dayanılarak yapılacak olası bir indirim ile zarar görenin mülkiyet hakkının ve benzer şekilde sadece miktarın azlığına dayanılarak yapılacak olası bir artırım ile zarar verenin mülkiyet hakkının sınırlandırılamayacağını hüküm altına almaktadır (AYM’nin 25.12.2019 tarihli ve 2019/34 E., 2019/97 K. sayılı kararı).
11.Tazminatın amacı zararın tazmin edilmesini sağlamaktır. Hesaplanacak tazminatın azami miktarı gerçek zarar ile sınırlıdır. Bu yönüyle TBK’nın 55. maddesindeki “hakkaniyet düşüncesi ile artırılamaz veya azaltılamaz.” ibaresi hesaplanan tazminatın yalnızca miktar gözetilerek azaltılamayacağını öngörmek suretiyle zarar görenin mülkiyet hakkı kapsamındaki meşru beklentisini korumaktadır. Öte yandan aynı nedenle tazminat miktarının artırılamamasına ilişkin kural fazla tazminat ödenmesini engellemek suretiyle, zarar verenin mülkiyet hakkını da korumakta, zarar veren ve zarar gören tarafların menfaatlerini adil bir şekilde dengelemektedir.
12.Kanun koyucunun bedensel zararlar konusunda tarafların yıkımına yol açacak yüksek miktarda tazminat hesaplanmasının dahi hakkaniyet düşüncesiyle indirime konu edilemeyeceği yönündeki tutumu konunun hassasiyetini de ortaya koymaktadır.
13.Somut uyuşmazlıkta; davacı kazalının İstanbul Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Bölge Sağlık Kurulunca düzenlenen 13.04.2016 tarihli karara göre davacının iş bu kaza nedeniyle %100 sürekli işgöremez duruma geldiğinin, yardıma muhtaç olduğunun belirtildiği, davacı vekilince bakıcı giderinin tahsilinin talep ediği, Mahkemece söz konusu bakıcı giderinden her zaman bakıcı çalıştırılmayıp, aile içi dayanışma gereği aile içinde de bakım yapılabileceği gerekçesiyle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 51. ve 52. maddeleri gereğince takdiren %40 oranında hakkaniyet indirimi yapıldığı anlaşılmıştır.
14.Yukarıda yapılan açıklamalar ile somut olaya ilişkin maddi ve hukuki olgular bir arada değerlendirildiğinde; TBK’nın 51. ve 52. maddelerinde belirtilen durumların gerçekleşmesi hâlinde ancak hâkim tarafından tazminattan indirim yapılabileceği, bu maddelere göre yapılacak indirimin de kusur, zarar görenin zararının artmasına neden olması gibi somut, takdire dayanmayan verilere dayanması gerektiği, ölüm nedeniyle uğranılan zararlarda ve bedensel zararlarda 55 inci madde ile açık biçimde hakkaniyet düşüncesiyle indirime gidilemeyeceği açıkça düzenlendiği dikkate alındığında zarar görenin aile bireylerinin zarar veren lehine sorumluluğu ve yükümlülüğü olmayacağı gibi zarar verenin sorumluluğunu haksız fiil failine hizmet eder şekilde aile bireylerine yüklemek de doğru değildir. Her ne kadar toplum aile içi bakım dayanışmasını ahlaki ödev olarak görse de, bu durumun zarar sorumlusu lehine yorumlanması mümkün değildir. Bu nedenlerle Mahkemenin aile içi bakım ve dayanışma nedeniyle bakıcı giderinden hakkaniyet indirimi yapılmasını belirten kararı hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
15.Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden; davalılardan ... Belediyesi'nin ... Mahallesi .... Sokak ... İnşaatı yapım işini, 30.05.2012 tarihli “Düzenleme Şeklinde Gayrimenkul Satış Vaadi ve Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi" ile davalılardan ... Müh.Tah. Tic. İnş. A.Ş. Ye verdiği, davalı ... Müh.Tah. Tic. İnş. A.Ş. tarafından işbu yapım işinin inşaatının ince işlerinin davalılardan ... İnş. Üretim ve Tic. Ltd. Şti. ye verildiği, davalı ... Müh.Tah. Tic. İnş. A.Ş.'nın üstlendiği işbu konut inşaatı işyerinin davalı ... Başkanlığınca da birlikte imzalanmış 30.08.2013 tarihli devir sözleşmesi ile davalı ... Yapı Petrol Tekstil İthalat İhracat San. ve Tic. Ltd. Şti.'ye devredildiği, davalı ... Belediyesi Fen İşleri Başkanlığının 18.09.2013 tarihli işe başlama tutanağı ile davalı ... Yapı Petrol Tekstil İthalat İhracat San. ve Tic. Ltd. Şti. nin işi fiilen devir ve teslim aldığı, kazalı sigortalının yukarıda bahsedilen iş kapsamında davalı ... İnş. Üretim ve Tic. Ltd. Şti. nezdinde alçı ustası olarak çalıştığı, 02.09.2013 tarihinde alçı işi yaptığı esnada dengesini kaybederek 1. kat asansör boşluğundan aşağıya düşerek yaralandığı ve %100 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı anlaşılmaktadır.
II. Hükmedilen tazminatlardan davalı ... ve davalı ... Yapı Petrol Tekstil İthalat İhracat San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin sorumlu olup olmadığı;
II.a) Davalı ... Yapı Petrol Tekstil İthalat İhracat San. ve Tic. Ltd. Şti. yönünden yapılan incelemede;
16. İş kazasından veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerinin işverene yöneltilmesi gerekir. İşveren, hizmet akdine dayanarak işçi çalıştıran gerçek veya tüzelkişilerdir. İşyerinde iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerini almak zorunda olan işveren, işçiyi gözetme borcu olarak tanımlanan bu borcunu yerine getirmemesi nedeniyle meydana gelen iş kazası ve meslek hastalığından sorumludur. İşçinin iş görme edimini yerine getirdiği işyerinin Kurum kayıtlarında adına tescil edildiği kişi kural olarak işveren olarak kabul edilebilir ise de gerçek işverenin başkası olduğu belirlenir ise husumetin gerçek işveren olarak tanımlanabilecek bu gerçek veya tüzelkişilere yöneltilmesi gerekir. Özellikle, iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerini almak zorunda olan işverenin bu tedbirlerden ve tazminat yükümlülüğünden kurtulmak amacıyla işyerini ekonomik bakımdan güçsüz bir başkası adına tescil ettiği hallerde işçinin davasını gerçek işverene yöneltebilmesi, "Sosyal Güvenlik" ve "İşçinin Korunması" ilkelerine de uygundur.
17. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 6. maddesi " İş yeri veya iş yerinin bir bölümü hukukî bir işleme dayalı olarak başka birine devredildiğinde, devir tarihinde iş yerinde veya bir bölümünde mevcut olan iş sözleşmeleri bütün hak ve borçları ile birlikte devralana geçer. Devralan işveren, işçinin hizmet süresinin esas alındığı haklarda, işçinin devreden işveren yanında işe başladığı tarihe göre işlem yapmakla yükümlüdür. Yukarıdaki hükümlere göre devir halinde, devirden önce doğmuş olan ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlardan devreden ve devralan işveren birlikte sorumludurlar. Ancak bu yükümlülüklerden devreden işverenin sorumluluğu devir tarihinden itibaren iki yıl ile sınırlıdır." hükmünü içermektedir.
18. İş yeri devrinin doğurduğu en önemli sonuç, devir tarihinde devreden işverenle işçiler arasında var olan iş sözleşmeleri sona ermeyip ayrı bir işleme ve işçinin rızasına gerek olmaksızın hak ve borçlarıyla yeni işverene geçmesidir. Artık iş sözleşmesinin tarafı yeni işverendir.Devredilen işyerinde çalışan işçilerle yapılmış olan iş sözleşmesinden doğan tüm hak ve borçlar yeni işverene geçer, işçiler karşısında hak ve borçlar bakımından muhatap devralan işverendir.
19.4857 sayılı İş Kanunu asıl işverenin işyerini devri halinde alt işverenle olan iş sözleşmesinin neticesine ilişkin herhangi bir düzenleme getirmemiştir. Asıl işveren işyerini devretmesi ile birlikte alt işverenlik ilişkisi sona ermekte ve alt işveren, asıl işveren konumuna geçmektedir. Sonrasında devralan işveren devreden işverenin yerine geçmekte ve tüm sorumluluk ona yüklenmektedir. Burada çözümlenmesi gereken husus şudur; işyerini devralarak asıl işveren konumuna geçen alt işveren devir tarihinde doğmuş bulunan ve alt işveren tarafından kendi işçilerine ödenmesi gereken işçilik alacakları bakımından devreden asıl işverenle birlikte sorumlu tutulacak mıdır? Buradaki husus İK md. 6 kapsamında değerlendirilmeli ve devreden ve devralanın müteselsil sorumluluğu göz önüne alınarak, devirden önce doğmuş ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlardan 2 yıllık sorumluluk kapsamında değerlendirme yapılmalıdır. (ÇİL, ...: Uygulamaya Yansıyan Yönüyle Asıl İşveren Alt İşveren İlişkisi (Alt İşveren-Asıl İşveren)
20. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler incelendiğinde davalı ... Başkanlığından kat karşılığı bedelsiz inşaat yapımı işini 30.05.2012 tarihi sözleşme ile üstlenen davalı ... Müh. A.Ş. Şirketi ile diğer davalı ... arasındaki devir sözleşmesinin 30.08.2013 tarihinde imzalandığı, dava konusu kaza olayının devir sözleşmesinden sonra 02.09.2013 tarihinde gerçekleştiği, davalı ... Belediyesi Fen İşleri Başkanlığının 46879524-01-01-2257 sayılı işe başlama tutanağı içeriği ile ilgili inşaatın kaza tarihinden sonra 18.09.2013 tarihinde davalı ... Yapı Petrol Tekstil İthalat İhracat San. ve Tic. Ltd. Şti'ne devredildiği, böylece 4857 sayılı İş Kanunu'nun 6. maddesi kapsamında işyeri devrinin gerçekleştiği, davanın da devreden işveren yönünden iki yıllık süre içinde 27.08.2015 tarihinde açıldığı, işyeri devri nedeni ile davalı Kurumsan Yapı... A. Şirketinin sorumlu olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece işyeri devri ile ilgili hukuki düzenlemeler dikkate alınmadan ilgili inşaatta henüz fiilen faaliyet göstermeyen davalı ... Yapı Petrol Tekstil İthalat İhracat San. ve Tic. Ltd. Şti'nin de kazanın oluşumunda kusurunun bulunmadığı gerekçe gösterilerek işbu davalı yönünden hatalı şekilde husumet yokluğu nedeniyle ret kararı verilmesi hatalıdır.
21. Bu açıklamalar kapsamında; iş kazasının gerçekleştiği iş yerinin devir sözleşmesi kapsamında iş kazasından önce davalı ... Yapı Petrol Tekstil İthalat İhracat San. ve Tic. Ltd. Şti'’ye devredildiği anlaşıldığından, işbu davalı şirket, davacının 02.09.2013 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucu uğradığı maddi ve manevi zararlarından davalı devreden işveren ... Müh.Tah. Tic. İnş. A.Ş. ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumluluğuna karar verilmelidir.
II. b) Davalı ... yönünden yapılan incelemede;
22. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2/6 maddesi uyarınca, “Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.”
23.5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 12. maddesinin son fıkrasında (5510 sayılı Kanun md. 12/6); alt işveren, bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin bir işte veya bir işin bölüm veya eklentilerinde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği sigortalıları çalıştıran üçüncü kişi olarak tarif edilmiştir. Maddeye göre; sigortalılar üçüncü kişiler aracılığıyla işe girmiş ve bunlarla sözleşme yapmış olsalar dahi, asıl işveren bu Kanunun işverene yüklediği yükümlülüklerden dolayı alt işveren ile birlikte sorumlu olacaktır.
24. 4857 sayılı Kanun'un 2/6. maddesi ile işçilerin İş Kanunu, sözleşme ve toplu iş sözleşmesinden doğan hakları, 5510 sayılı Kanunun 12/6. maddesi ile de Kurumun alacakları ve işçinin sosyal güvenlik hakkı daha geniş koruma-güvence altına alınmak istenmiştir. Aksi hâlde, 48 57... sayılı Kanun'dan kaynaklanan yükümlülüklerinden kaçmak isteyen işverenlerin işin bölüm veya eklentilerini muvazaalı bir biçimde başka kişilere vermek suretiyle yükümlülüklerinden kaçması mümkün olurdu (Y. HGK. 2021/(21)10-37 E, 2022/448 K).
25.Asıl-alt işveren ilişkisinde önemli olan asıl işverene ait "iş" kavramının hangi iş olduğudur. Asıl işverene ait olan ve alt işverenin yapacağı iş, asıl işverenin ürettiği mal ve hizmet süreci içinde veya tamamlayıcı olmalıdır.
26.Anahtar teslimi işten bahsedilmesi için; alt işverenin asıl işverenden aldığı işin, asıl işverenin sigortalı çalıştırdığı işe göre ayrı ve bağımsız bir nitelik taşıması, işyerindeki üretimle ilgisinin olmaması veya asıl işin tamamlayıcısı niteliğinde bulunmaması, verilen işin asıl iş ya da yardımcı iş niteliğinde olmayıp, başkaca bağımsız bir iş olması gerekir. Görüldüğü gibi anahtar teslimi işte, işverenin asıl faaliyet alanı olan mal ve üretim alanı dışında bir yapım işi sözkonusudur.
27.Bir işverene ait işyerindeki üretim sürecine, başka bir işverenin dahil olması durumunda alt işverenden söz edebilmek için aranan bağlantının tespitinde işyerinde üretilen mal ya da hizmetin niteliğine bakılması gerekir. Asıl işverenden alınan iş, onun sigortalı çalıştırdığı işe göre ayrı ve bağımsız bir nitelik taşımaktaysa, işi alan kimse alt işveren değil, bağımsız işveren sayılacaktır. Bu noktada belirleyici yön; yapılan işin, diğerinin bütünleyici, yardımcı parçası olup olmadığıdır. İşyerindeki üretimle ilgili olmayan ve asıl işin tamamlayıcısı niteliğinde bulunmayan bir işin üstlenilmesi hâlinde, aracıdan söz etme olanağı kalmayacak, ortada iki bağımsız işveren bulunacaktır. Nitekim, Hukuk Genel Kurulunun 06.06.2012 tarihli 2012/21-135 E., 2012/-346 K., 18.11.2015 tarihli 2015/9-3132 E., 2015/2652 K. ve 2021/(21)10-37 E, 2022/448 K. sayılı kararlarında da aynı ilkeler benimsenmiştir.
28. 5393 sayılı Belediyeler Kanunu'nun 14. maddesinde belediyelerin görev ve sorumlulukları arasında açıkça "konut" yapacağı ve yaptıracağı hükmüne yer vermiş, 69. madde de ise arsa ve konut ve toplu konut üretimi yapacağı, bu konuda projeler geliştireceği, işletme tesis edebileceği anlaşılmaktadır.
29. Konut yapma ve üretme yasal düzenleme gereği belediyelerin asıl faaliyeti kapsamında olup, bu asıl işidir. Nitekim belediyelerin fen ileri daire başkanlıklarının bu faaliyet alanını gerçekleştirdiği, bu faaliyet alanı için personel bulundurduğu, işçi çalıştırdığı sabittir. Nitekim Dairemizin 06.06.2023 tarih ve 2022/11559 E, 2023/6457 K. sayılı ilamında aynı esaslar benimsenmiş ve Belediyenin asıl işini yükleniciye vermesinin onu asıl işverenlikten ve sorumluluktan kurtarmayacağı belirtilmiştir.
30. Davalı ... 30... tarihli kat karşılığı bedelsiz inşaat yapımı sözleşmesi ile toplu konut üretimi asıl işini yapması için davalı ... Müh. A. Şirketine, ... A. Şirketi, üstlendiği kat karşılığı inşaat yapımı işinin bir bölümü olan ince işleri yapımını ölen sigortalının işvereni olan ... ... Limited Şirketine vermiştir. ... üstelendiği kat karşılığı inşaat yapım işini, Belediyenin de imzaladığı devir sözleşmesi ise 30.08.2013 tarihinde devretmiş, iş kazası ise devir sözleşmesinden sonra, ancak fiilen teslim tarihinden önce 02.09.2013 tarihinde meydana gelmiştir.
31.Kat karşılığı inşaat sözleşmesi incelendiğinde, "yüklenicinin çalıştırdığı elemanlardan disiplinsizlik, yetersizlik veya iş uyumsuzluğu görüp sözkonusu elemanın işten uzaklaştırmasını isterse, durumu yüklenici firmaya bildirmesine mütekaip, 24 saat içinde yerine getirilecektir" hükmü (Madde 13) ve işin kontrolü başlığında, teknik personel bulundurma, malzemenin niteliğini belirlemede Belediye Başkanlığı'na önemli yetkiler verildiği (Madde: 9.1, 9.2, 9.3, 9.5), çalışma koşullarının bu şekilde Belediye Başkanlığı tarafından belirlendiği ve eki teknik şartnameler (mekanik tesisat şartnamesi), incelendiğinde de, alt yüklenici çalıştırılmasının Belediye Başkanlığının onayına bırakıldığı, inşaatta kullanılacak malzemeleri Belediyenin belirleyeceği, keza taşeron ve çalışan ustaların yetersiz olduğunda inşaaat alınandan uzaklaştırılacağının Belediye Başkanlığına bırakıldığı, özellikle çalıştırılacak teknik personeli, sonrasında ise yeterli vasıfta olmayan çıkartılacak işçileri Belediye Başkanlığının belirlediği, bu sözleşme ve teknik şartname düzenlemelerine göre arsa sahibi denetiminin anahtar teslimi ile yapılan işin ötesine geçtiği, burada iki bağımsız işverenden sözedilemeyeceği, Belediye Başkanlığı'nın asıl işveren konumunda olduğu anlaşılmaktadır.
32.Belediyenin asıl faaliyet alanı konut yapma işini, yükleniciye vermesi, onu asıl işverenlikten kurtarmaz. Kaldı ki açıklandığı gibi yükleniciye ait işin düzenlenmesi, personel alımı ve çıkarılması tamamen Belediye Başkanlığında olup, burada anahtar teslimi bir işten sözedilemez. Mahkemece Belediye Başkanlığının sorumluluğuna karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile reddine karar vermesi doğru görülmemiştir.
33.Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra Mahkemece yapılacak iş, maddi-hukuki olgular birarada değerlendirilerek, davalı ... nın asıl işveren ve diğer davalı ... Yapı... A.Ş. arasında yapılan devir sözleşmesi kapsamında devralan işveren olarak müştereken ve müteselsilen sorumluluğuna karar verilmeli, bu konuda özellikle asıl işveren Belediye Başkanlığının sözleşme ve teknik şartname kapsamında kusurunun A sınıfı iş güvenliği uzmanlarından oluşturulacak bilirkişi heyetine konuyu yukarıda açıklandığı biçimde incelettirmek, tarafların iş kazasının gerçekleşmesindeki kusur oranlarını - tarafların dosyada mevcut kusur raporlarına itirazları da göz önünde tutulmak suretiyle- her türlü şüpheden uzak şekilde tespit edip karar vermekten ibarettir.
34. Bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, hatalı değerlendirme ve yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
35. O halde, davacı vekilinin tüm bozma nedenleri yönündeki ve davalı ... Müh. Tah. Tic. İnş. A.Ş. vekillinin ise kusur yönünden temyiz itirazları kabul edilmeli ve bu aşamada bozma sebebine göre temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin, istinaf itirazlarının esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı ve davalı ... Müh.Tah. Tic. İnş. A.Ş. vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine,
Temyiz eden tarafların sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.