MAHKEMESİ: Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ve davalı Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının, davalıya ait iş yerinde 13.03.2011- 10.08.2011 tarihleri çalıştığını ancak bu çalışmalarının Kurumca iptal edildiğini, Kurum işleminin yerinde olmadığını ileri sürerek davanın anılan tarihler arasında davalıya ait iş yerinde çalıştığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı, sözlü beyanlarında özetle; sondaj işi yaptığını, iş yerini 1993 yılında açıp, 2004 yılında kapattığını, muhasebecisi ... ...'ın kendisinden habersiz 45 kişiyi yıllarca sigortalı gösterdiğini, iş yerinde 2-3 kişinin çalışmasının yeterli olduğunu ve kardeşi ... beraber çalıştıklarını, yanında sadece eşi ile kardeşinin sigortalı göründüğünü, başka çalışanı olmadığını, ibraz edilen belgelerdeki imzanın kendisine ait olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; sosyal güvenlik denetmen raporuna istinaden davalıya ait iş yerinden davacı adına yapılan 149 günlük bildirimin fiili çalışmaya dayalı olmadığı için iptal edildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, yapılan yargılama neticesinde, davacının 13.03.2011-10.08.2011 tarihleri arasında davalının yanında fiili olarak çalıştığını, hizmetinin bulunduğunu iddia etmiş ise de, 25.04.2019 tarihli Kurum denetmen raporu ile davacının, davalının yanında çalıştığı hizmet bildirimlerinin sahte olduğunun tespit edildiği, davacının 06.03.2011 tarihinde yurt dışına çıktığı, 18.12.2011 tarihinde Türkiye'ye girişinin olduğu, hizmetinin olduğunu iddia ettiği tarihler arasında yurt dışında olduğu, kolluk müzekkere cevabında davacının davalının yanında hizmetinin geçtiğini talep ettiği tarihlerde çalışıp çalışmadığı hususunda herhangi bir tespitin yapılamadığı, davacıyı tanıyan bilen kimsenin olmadığı tespit edilmiş, ayrıca davalı tarafından kendisine verildiği iddia olunan yetki belgesinin, davalının 08.02.2023 tarihli duruşmadaki beyanıyla imzayı ve ilgili belgeyi inkar etmesi, davacı tanıklarının davacının akrabası olması ve fiili çalışmaya dair tanıklıklarının bulunmaması, kamu tanığı olarak Mahkememizce dinlenen ve hizmeti iptal edilmeyen ...'ın davacıyı tanımaması, fiili çalışmasına dair beyanının olmaması, yurt dışına iş için kendisinin çıktığını, yurt dışı için kimseyi görevlendirmediklerini beyan etmesi üzerine, Sosyal Güvenlik Kurumu müfettişi tarafından düzenlenen ve aksi kanıtlanıncaya kadar geçerli sayılması gereken raporun aksinin yani iptal edilen bildirimlerin fiili ve gerçek bir çalışmaya dayandığının davacı tarafından somut, yeterli ve inandırıcı delillerle kanıtlanamaması nedeniyle davacının davasının reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ve davalı Kurum vekilleri süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda; sosyal güvenlik denetmeni tarafından düzenlenmiş olan raporun içeriği ile yapılan tespitler, davacının tespitini istediği yaklaşık 5 ay gibi oldukça uzun bir süre boyunca alet ve ekipman temini için yurt dışında bulunmasının; iş yerinin kapsam ve kapasitesi nazara alındığında hayatın olağan akışı ile bağdaşmaması, davacı tarafından ibraz edilen tarihsiz Yetkili Görevlendirme Yetki Belgesi başlıklı belgenin tek başına fiili çalışmanın varlığını kabul için yeterli bulunmaması, davacı ile davalı arasında, hizmet akdi ilişkisi bulunduğunun ve davacının bu ilişki kapsamında sigortalı sayılmasını gerektirir nitelikte ve fiili olarak çalıştığının davacı tarafından hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek güç ve nitelikte somut, inandırıcı ve yeterli deliller ile kanıtlanamaması karşısında İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından ayrıca fer'i müdahil konumunda olan Kurum lehine veya aleyhine yargılama giderine ve vekalet ücretine de hükmedilemeyeceğinden yerinde görülmeyen istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Davacı vekili davacının, davalıya ait iş yerinde fiilen ve kesintisiz bir şekilde çalıştığını ve Fransa ve diğer ülkelerde satış temsilcisi olarak sözleşme yapmak, iş yerine gerekli alet ve ekipmanları almak için davalı tarafından yetkilendirilmiş ve görevlendirilmiş olduğunu ve bu durum davalı tarafından düzenlenen Yetkili Görevlendirme Yetki Belgesi ile de ispatlandığı halde bu belgenin gerekçeli kararda değerlendirilmediğini, davacının tam zamanlı çalıştığını belirten tanık beyanlarına itibar edilmediğini, davanın reddinin yerinde olmadığını belirtmiştir.
Davalı Kurum vekili davanın reddine rağmen Kurum lehine vekalet ücreti ile yargılama giderine hükmedilmemesinin yerinde olmadığını belirtmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacının davalı iş yerinde 13.03.2011 - 10.08.2011 tarihleri arasında kesintisiz olarak çalıştığının tespiti, aksi yöndeki kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.
Dava niteliği itibariyle 5510 sayılı Kanun'un 86. maddesi kapsamında hizmet tespiti olmayıp sahte sigortalılığa ilişkin Kurum işleminin iptali, çalışmanın geçerliliği istemine ilişkin olup somut olayda davanın reddine karar verilmiş olmakla, bu tür davalarda yasa gereği davalı sıfatıyla yasal hasım olan SGK lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, hükmedilmemiş olması ve Kurumun karar başlığında fer'i müdahil olarak belirtilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki bu konuların düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370. maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davacı ve Davalı Kurum vekillerinin diğer temyiz itirazlarının reddine;
2.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
3.Davalı Kurumun temyiz itirazının kabulü ile
İlk Derece Mahkemesi karar başlığından "fer'i müdahil " ibaresinin silinmesine, yerine "davalı" ibaresinin yazılmasına,
İlk Derece Mahkemesi hükmünün vekalet ücretine ilişkin beşinci satırında "davalı" kelimesinin "davalılar" olarak düzeltilmesine, hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.