MAHKEMESİ: Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının, 21.11.1986 - 15.11.2002 tarihleri arasında davalı vakfa tabi çalışmalarının bulunduğunu ve 15.11.2002 tarihinde istihdam fazlası olarak 4603 ve 4046 sayılı Kanunlar uyarınca ... Veteriner Kontrol Müdürlüğüne atandığını, burada ise 15.11.2002 - 15.12.2010 tarihleri arasında çalışarak 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre emekliye ayrıldığını, davalı Vakıf nezdinde geçen çalışmalarının emeklilik için yeterli olduğunu beyan ederek Vakıf nezdinde geçen hizmeti dikkate alınmak suretiyle davalı Vakıf üzerinden yaşlılık aylığı bağlanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Vakıf vekili, davacının 15.11.2002 tarihinden itibaren davalı Vakıf ile bir bağı kalmadığını, Emekli Sandığı tarafından kendisine 2010 yılında yaşlılık aylığı bağlandıktan sonra, 08.09.2018 tarihinde başvuru yaparak yeniden yaşlılık aylığı bağlanması talebinde bulunduğunu ancak zaten yaşlılık aylığı mevcut olduğundan talebinin yasal olarak mümkün olmadığını savunmuş, davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi 02.03.2020 tarih ve 2018/461 E., 2020/173 K. sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 02.03.2020 tarihli kararının, davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 06.12.2022 tarih ve 2021/793 E., 2022/1633 K. sayılı kararı ile istinaf isteminin kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne, davalı Kurum yönünden husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin 06.12.2022 tarihli kararının süresi içinde davalı Vakıf vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, davacıya 5434 sayılı Kanun kapsamında aylık bağlandığının sabit olduğu, söz konusu Mahkeme kararının doğal sonucu olarak 5434 sayılı Kanun kapsamında bağlanan aylığın iptal edilmesi gerekiyor ise de bu konuda karar verme yetkisinin İdare Mahkemeleri görevinde olduğu belirgin olduğundan, iptali gereken 5434 sayılı Kanun kapsamındaki aylık yönünden tefrik kararı verilmesi gerektiği ile davacının 506 sayılı Kanun geçici madde 81/C-bd maddesi kapsamında 59 yaşını ikmal etmesi durumunda tarafına aylığın bağlanacağının gözetilmesi gerektiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Bozma sonrası Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "I-HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına,
Yargı yolu caiz olmaması nedeni ile davanın usulden reddine, " karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, tefrik kararının yerinde olmadığını, böyle bir taleplerinin bulunmadığını, davalı Kurumun taraf olmadığını, Mahkeme tarafından dahil edildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının 5434 sayılı Kanun kapsamında bağlanan aylığının iptalinde görevli mahkemenin tespitine ilişkindir.
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki bent dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesince yukarıda belirtildiği şekilde karar verilmiş ise de, davacı vekilinin istinafı üzerine Adana Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararla, Hatay İş Mahkemesinin 02.03.2020 tarih ve 2018/461 E., 2020/173 K. sayılı ilamı kaldırılarak, yeniden hüküm kurulması sonucu verilen karar Dairemizce bozulmuş olduğundan, bu bağlamda ortada hukuki varlık kazanmış bir karar bulunmamaktadır. Dolayısıyla hükümde “I-HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına,” dair ibarenin bulunması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370. maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
1.Davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine,
2.Davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesinin hüküm kısmında bulunan "I-HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına" ibaresinin silinerek hükümden çıkarılması suretiyle kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
12.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.