MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2023/262 E., 2024/2479 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: Ankara 3. İş Mahkemesi
SAYISI: 2021/247 E., 2022/390 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin eşi ...'ın 22.05.2012 tarihinde işyerinde geçirdiği kalp krizi sonucunda vefat ettiğini, 31.07.2012 tarihli dilekçe ile Kuruma başvurularak iş kazası ölüm geliri bağlanması ve toptan ödeme yapılmasının talep edildiğini, 07.10.2013 tarihli Kurum yazısıyla olayın iş kazası olarak kabul edilmediğinin belirtildiğini, Ankara 3. İş Mahkemesinin 2014/1506 Esas sayılı dosyası ile meydana gelen olayın iş kazası olduğunun tespit edilerek, kararın 10.10.2019 tarihinde kesinleştiğini, 06.11.2020 tarihinde Kuruma yeniden başvurularak ölüm toptan ödeme talebinin tekrarlandığını, ancak bu kez de Kurumun 01.12.2020 tarihli yazısı ile ölüm tarihi ile talep tarihi arasında 5 yıllık zamanaşımı bulunduğu tespit edildiğinden tarafına toptan ödeme yapılmayacağının bildirildiğini, 09.03.2021 tarihinde Kuruma itiraz edilmiş ise de 02.04.2021 tarihli yazı ile talebin reddedildiğini, Kuruma müracaat etmemenin haklı bir sebebe dayanması durumunda zamanaşımının işlemeyeceğini, dava açılmış olmasının haklı neden teşkil ettiğini, tüm bunların yanı sıra bu zamana kadar yapılan bir kısım ödemelerin de zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle iptali ve iadesine karar verilmiş olması nedeniyle de davalı Kurum işlemi ile 31.600,06 TL borcu bulunduğuna ilişkin borç tablosunun kabulünün mümkün bulunmadığını, 31.600,06 TL borç bulunduğuna ilişkin Kurum işleminin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek; iptal tarihine kadar yapılmış ve yapılacak tüm kesintilerin kesinti tarihlerinden itibaren işlemiş ve işleyecek yasal faizleriyle birlikte iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ...'a eşi ...'ın ölümü nedeni ile 5510 sayılı Kanun'un 4/a maddesi kapsamında ölüm geliri bağlandığı, 4/b maddesi kapsamında ölüm aylığı bağlandığı, 5510 sayılı Kanun'un 54.maddesi gereğince davacıya 4/a kapsamında iş kazası ölüm gelirinin tamamı, Bağ-Kur'dan bağlanan ölüm aylığının ise yarısının ödenmesinin kararlaştırıldığı, davacıya 01.06.2012 tarihinden bağlanan aylığın 2020 yılına kadar tam aylık şeklinde ödenmiş olması nedeni ile daha sonra bağlanan ölüm geliri nedeni ile yarıya indirilerek yersiz ödenmiş tutarların davacıdan tahsili, 5510 sayılı Kanun'un 96. maddesi hükümlerine uygun olduğu, söz konusu borç çıkarılan miktarın davacıya bağlanan aylıktan mahsup edilmesinin ise 5510 sayılı Kanun'un 96/b maddesi hükümlerine uygun olduğu, toptan ödeme talebi yönünden ise 5510 sayılı Kanun'un 36. maddesi gereğince toptan ödeme yapılabilmesi için hak sahiplerinin hiçbirisine ölüm aylığı bağlanmaması gerekmekte olup davacıya ölüm aylığı bağlandığından toptan ödeme talebinin reddine ilişkin kararın da yerinde bulunduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamından, anılan yasal düzenlemeler çerçevesinde, dosyadaki bilgi ve belgelere göre somut olayda, davacıya 4/1-b bendi kapsamında ölüm aylığı bağlandığı ve 4/1-a bendi kapsamında da iş göremezlik geliri bağlandığı, 54. madde uyarınca yüksek olanın tamamı, az olanın ise yarısının bağlandığı, Kurumun kendi hatalı işleminden ötürü 96/1-b kapsamında geçmişe yönelik fazla ödemenin borç kaydedilmesinde ve 36. madde uyarınca da toptan ödeme yapılamayacağı anlaşılmakla kararın vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı görülmekle davacı vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; eksik incelemeye dayalı kararın bozulması gerektiğini beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacının eşi ...'ın 22.05.2012 tarihinde geçirdiği iş kazası neticesinde vefatı nedeni ile iş kazası ölüm kolundan toptan ödeme yapılması ve iş kazası ölüm kolundan bağlanan aylıkta yapılan kesintilerin iptali ile davalıdan tahsiline ve aksine Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliye yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.