MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
Taraflar arasındaki rücuan tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl dava yönünden hüküm kurulmasına yer olmadığına, birleşen dava yönünden zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı asıl ve bozmadan sonra birleştirilen dava dilekçesinde özetle, 08.09.2007 tarihli trafik iş kazasında sürekli işgöremez duruma giren Kurum sigortalısına bağlanan ilk peşin değerli gelir nedeniyle oluşan kurum zararının davalılardan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince;
Asıl dava dosyası yönünden;
1-Davalı ... yönünden davanın husumetten reddine,
2-Dahili davalı ... yönünden karar verilmesine yer olmadığına,
3-Davalı ... yönünden davanın kabulü ile
104.534,30 TL'nin tahsis onay tarihi olan 10.10.2013 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı ...' tan tahsiline
Birleşen 2021/435 Esas sayılı dava dosyası yönünden davanın kabulü ile
104.534,30 TL'nin temerrüt tarihi olan 03.07.2019 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı ... Hesabından tahsiline, (tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla)" karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Kurum ile davalı ... vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
Daire kararında; "1. Davacı Kurum vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bent dışındaki sair temyiz itirazlarının reddine,
2. Davacı Kurumca 08.09.2007 tarihinde meydana gelen trafik iş kazası sebebiyle sigortalıya 10.10.2013 gelir onay tarihli peşin değerli gelir bağlandığı, davacı kurum tarafından 19.11.2021 tarihinde davalı ... aleyhine açılan davada, davalı vekilince süresi içerisinde sunulan cevap dilekçesinde zamanaşımı def'iinde bulunduğu, ancak zamanaşımı def'i yönünden Mahkemece herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın karar verildiği anlaşılmıştır.
3. Mahkemece davalının ileri sürdüğü zamanaşımı def'i hakkında olumlu veya olumsuz bir değerlendirme yapılarak karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
" gerekçeleriyle karar bozulmuştur.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile
Asıl dava dosyasında Mahkemece bozma öncesinde 2021/386 Esas, 2021/26 sayılı Karar ile verilen hüküm Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 04.05.2023 tarih, 2023/4537 Esas, 2023/4887 Karar sayılı ilamı ile kesinleştiğinden yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına,
Birleşen 2021/435 Esas sayılı davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı Kurum vekili temyiz dilekçesinde;davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesinin atfı ile 1086 sayılı Kanun'un 428 ve 439. maddeleri ile 506 sayılı Kanun'un 26. maddesi ile 2918 sayılı KTK. nın 91. maddesi hükümleri
3. Değerlendirme
Eldeki davada, 08.09.2007 tarihli tarfik iş kazasında yaralanarak sürekli iş göremez duruma giren sigortalıya bağlanan ilk peşin sermaye değerli gelir sebebiyle uğranılan Kurum zararının talep edildiği, Mahkemece; asıl dava dosyasında Mahkemece bozma öncesinde 2021/386 Esas, 2021/26 sayılı karar ile verilen hüküm Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 04.05.2023 tarih, 2023/4537 Esas, 2023/4887 sayılı ilamı ile kesinleştiğinden yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, birleşen 2021/435 Esas sayılı davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece verilen karar yerinde olmasına rağmen; infazda tereddüt oluşturmaması için asıl dava yönünden hüküm fıkrası kurulması gerekirken, Yargıtay ilamı ile kesinleştiğinden yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına şeklinde verilen karar hatalı olup bozma sebebidir.
Ne var ki bu hataların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370. maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillere, kanuni gerektirici sebepler ile temyiz nedenlerine göre davacı Kurum vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2.İlk Derece Mahkemesi kararının hükmünün 1 numaralı bendinin tamamen silinerek yerine, 'Asıl dava dosyası yönünden;
1-Davalı ... Sigorta yönünden davanın husumetten reddine,
2-Dahili davalı ... yönünden karar verilmesine yer olmadığına,
3-Davalı ... yönünden davanın kabulü ile;
104.534,30 TL nin tahsis onay tarihi olan 10.10.2013 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı ...' tan tahsiline” ibaresinin yazılmasına ve hükmün bu şekli ile DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
26.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi