MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
SAYISI: 2022/371 E., 2024/692 K.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; şirket çalışanlarından ...'ın çalıştığı dönemlerde meslek hastalığına tutulduğunu, bu yüzden sigortalının malulen emekli olduğunu, kendisine 40.758 TL (kırkbinyediyüzellisekiztürklirası) peşin değerli gelir bağlandığını, davacı şirketin sigortalı/çalışanı davalı ...'ın meslek hastalığının meydana gelmesinden sorumlu olduğundan bahisle Anadolu 2. İş Mahkemesinin 2017/356 Esas sayılı dava dosyası ile rücuen alacak talebinde bulunduğunu, dava sonunda ...' ın sağlıklı bulunduğuna, herhangi bir meslek hastalığının bulunmadığına karar verildiğini, Yargıtay 10.Hukuk Dairesinin bozma kararı sonrası müvekkiline dava açma hakkı tanındığını beyanla davalılardan ...'ın davacı şirkette çalıştığı dönem içerisinde meslek hastalığına duçar olmadığının, malul bulunmadığının tespitini talep etmiştir.
II. CEVAP
1- Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacının iş yerinde sigortalı olarak 01.08.1990-30.07.2000 tarihleri arasında ... sicil numarası ile çalıştığını, davacı iş yerinde toz boyanın vernikle karıştırılıp boya haline getirildiği imalat bölümünde çalıştığını, davacı tarafın davalı müvekkile karşı açmış olduğu bu davanın hukuki dayanaktan yoksun ve mesnetsiz olduğunu, davacı işyerinde çalışmaya başladıktan sonra müvekkilinin meslek hastalığının 02.04.1993 tarih ve 214 sayılı İstanbul Meslek Hastalıkları Hastanesinin Sağlık Kurulunun raporu ile tespit edildiğini, davacı firmada çalışmaya başladığında müvekkilinin hiçbir hastalığının bulunmadığını, davalılardan Sosyal Güvenlik Kurumunun teftiş raporuna göre İstanbul Meslek Hastalıkları Hastanesinin 08.03.2002 tarih ve 153 sayılı sağlık kurulu raporuna göre de davalı müvekkilin meslek hastalığına yakalandığının tespit edildiği ve malulen emekli olduğunun belirtildiğini, davacı iş yerinde işe başladıktan sonra müvekkil açısından hastalıklarnın gelişmeye başladığını ve sonucunda ise meslek hastalığına yakalandığını belirterek davanın reddini istemiştir.
2- Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; davada Ankara iş mahkemelerinin yetkili olduğunu, davanın öncelikle yetki bakımından reddine karar verilmesi gerektiğini, Kurumun yapmış olduğu işlemin yasal olduğunu, hukuki dayanaktan yoksun olan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, SSK Meslek Hastalıkları Hastanesinin sağlık kurulu raporuyla da bu durumun sabit olduğunu, sigortalı işçi ...'ın meslek hastalığına yakalandığının açık olduğunu, Kurumun dava açılmasına sebebiyet vermediğinden, davanın kabulü halinde aleyhine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini beyanla davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 24.02.2020 tarihli kararı ile davanın kabulü ile ATK Genel Kurulu'nun 10.03.2016 tarih ve 480 karar numaralı raporu dikkate alınarak davalı ...'ın meslek hastalığına yakalanmadığının ve meslek hastalığı sebebiyle maluliyetinin bulunmadığının tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 24.02.2020 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 10.12.2020 tarihli kararı ile İstanbul Meslek Hastalıkları Hastanesinin 08.03.2002 tarihli 153 sayılı kararına göre davalı işçinin meslek hastalığı nedeniyle meslekte kazanma gücü kaybının %40 olarak tespit edildiği, Yüksek Sağlık Kurulunun 17.07.2013 tarihli kararında meslek hastalığının iyileşmesi nedeniyle maluliyetinin gerekmediğine karar verildiği, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesinin 07.10.2015 tarihli raporuna göre meslek hastalığına bağlı maluliyet tayinine yer olmadığının belirtildiği, Adli Tıp Kurumu Genel Kurulunun 10.03.2016 tarihli raporuna göre de davalı işçinin meslek hastalığına yakalanmadığı ve meslek hastalığı sebebiyle maluliyetinin bulunmadığı bildirildiğinden davanın kabulüne karar verilmesi yerinde görülerek davalı Kurumun istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin 10.12.2020 tarihli kararının süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, "...Dosya kapsamında, Kurumca İstanbul Meslek Hastalıkları hastanesinin 08.03.2002 tarihli sağlık kurulu raporu ile sigortalı davalı ...’ın meslek hastalığına tutulduğunun ve meslekte kazanma gücü kaybı oranının %40 olarak tespit edildiğinin bildirildiği, Kurumca 22.04.1993 gelire giriş tarihi itibariyle %40 iş göremezlik oranı üzerinden gelir bağlandığı, Kurumca açılan rücu davasında itiraz üzerine Yüksek Sağlık Kurulu’nca 17.07.2013 tarihli kararla, sigortalı hakkında SB İstanbul Meslek Hastalıkları Hastanesinin 18.04.2013 tarihli sağlık kurulu raporuna göre meslek hastalığında iyileşme olduğundan maluliyetinin gerekmediğine karar verildiği, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu ve Adli Tıp Kurumu Genel Kurul raporlarında ise, benzen ve homologlarının kronik intoksikasyonuna bağlı arızası sebebiyle Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri kapsamında maluliyetine neden olacak düzeyde araz tespit edilemediğinden maluliyet tayinine mahal olmadığının bildirildiği, iyileşme olup olmadığının belirtilmediği anlaşılmaktadır.
Mahkemece, davalı ...’ın hangi tarihten itibaren meslek hastalığına tutulduğu, iyileşme olup olmadığı, iyileşme varsa tarihi, öngörülen iyileşme süreci öncesi ve sonrasında sürekli iş göremezlik durumu mevcut ise sürekli iş göremezlik oranı ve başlangıç tarihinin kesin olarak belirlenmesi, belirlenecek oranın baştan itibaren mi yoksa düzelme kaydıyla mı olduğu da açıklanarak Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 2. Üst Kurulundan rapor alınıp sonucuna göre bir karar verilmelidir..."gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davasının kısmen kabul kısmen reddi ile ATK 2. Üst Kurulunun 04.01.2024 tarih ve 95 sayılı raporu gözetilerek davalı ...'ın 12.03.1993 tarihinden itibaren meslek hastalığına tutulduğunun ve meslek hastalığı nedeniyle meslekte kazanma gücünün %0 olduğunun tespitine, fazlaya dair talebinin reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili katılma yoluyla sunduğu temyiz dilekçesinde; bozma kararına takiben mahkemece ATK 2. Üst Kurulundan rapor alındığını ve davalı ...'ın meslek hastalığına duçar olmadığının ve maluliyetinin 0 olduğunun tespit edildiğini, bir başka değişle, davadaki talepleri gibi karar verildiğini, başkaca talepleri bulunmadığı halde davanın kısmen kabulüne karar verilmesi ile davacı aleyhine yargılama gideri ve avukatlık ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığını beyan etmektedir.
2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; İstanbul Meslek Hastalıkları Hastanesinin 08.03.2002 tarih ve 153 sayılı sağlık kurulu raporuna göre davalı müvekkilinin meslek hastalığına yakalandığının tespit edildiğini ve malulen emekli olduğunu, davacı işverenin bilerek ve isteyerek hukuka ve yasalara aykırı hareketi sonucunda davalı müvekkilnin meslek hastalığına yakalandığını, davacı işverenin sorumlu olduğunu, İstanbul Anadolu 2. İş Mahkemesi 2017/356E. sayılı dosyasında mübrez Sosyal Güvenlik Kurumu raporlarına göre davalının %40 oranında maluliyetinin kabul edildiğini beyan etmektedir.
3. Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde; davacının haksız ve mesnetsiz davasının tümden reddi gerektiğini beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalı sigortalı ...'ın meslek hastalığının olmadığının, sürekli iş göremezliğinin bulunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgililerden ayrı ayrı alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
09.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.