MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
SAYISI: 2022/82 E., 2024/214 K.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, davalı vekili ile fer'i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 20.09.2005 - 23.06.2013 tarihleri arasında davalı işveren yanında kesintisiz ve sürekli olarak hizmet akdi ile çalışmış olmasına rağmen, çalışmalarının fer'i müdahil Kuruma bildirilmediği ve primlerinin yatırılmamış olduğunu, bu durumun davacının mağduriyetine sebebiyet verdiğini belirterek davacının 20.09.2005 - 23.06.2013 tarihleri arasında davalı iş yerinde kesintisiz çalıştığının tespitini talep etmiştir.
II. CEVAP
1-Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; açılan davayı kabul etmediklerini, davacının Mersin 1. Aile Mahkemesinin 2006/890 Esas 2007/668 Karar sayılı boşanma dosyasında çalışmadığını beyan ettiğini, aynı dosyada davacı tanığının da davacının çalışmadığını beyan ettiğini, bu nedenle davanın reddi gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte, davacının iddia ettiği çalışmaların gerçekleştiği düşünülse dahi dava konusu istem süresi içerisinde olmadığından 5 yıllık hak düşürücü süre içinde açılmadığınıbelirterek davanın reddini istemiştir.
2-Fer'i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde; davacının tespit talep edilen dönemde sigortalı çalışmasının bulunmadığını, işe giriş bildirgeleri ile aylık prim hizmet belgelerine göre tutulmakta olan kurum kayıtlarının yazılı delil teşkil ettiğinden, yazılı delil niteliğindeki Kurum kayıtlarının aksinin aynı değerde yazılı delillerle ispatı gerektiğini, ayrıca davacının tespit talep ettiği dönemin bir kısmının üzerinden 5 yıldan fazla süre geçmiş olması nedeniyle davanın hak düşürücü süre yönünden reddi gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 09.04.2019 tarihli kararı ile davacının davasının hak düşürücü süre içerisinde açılmadığından reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 09.04.2019 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 25.05.2021 tarihli kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin 25.05.2021 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, "... Somut olayda, davacının talebinin; 20.09.2005 - 23.06.2013 tarihleri arası kesintisiz geçen hizmetlerinin tespitine ilişkin olduğu davanın ise; 29.08.2018 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Buna göre eldeki davanın, 31.12.2018 tarihine kadar açılabileceği ve hak düşürücü sürenin dolmadığı belirgindir. Mahkemece, davanın hak düşürücü süre içinde açıldığı kabul edilerek davanın esasına girilerek elde edilecek sonuca göre bir karar verilmelidir. ..." gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulü ile davacının davalı şirkete ait 1010484.033 sicil sayılı iş yerinde 20.09.2005 - 23.06.2013 tarihleri arasında kesintisiz ve sürekli olarak asgari ücretle çalıştığının tespitine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davalı şirket vekili temyiz dilekçesinde; davanın ispatının tanık beyanları ile yapılamayacağını, kaldı ki Mahkeme tarafından davalı lehine olan tanık beyanlarının dikkate alınmadığını, davacı tarafın dosya kapsamında sunmuş olduğu ambar tesellüm fişlerinde irsaliye numarası bulunmadığını, bu evraklarının irsaliye faturaları da olmadığını, fişlerin üzerinde sadece davacının imzası olup, şirkete ait ne bir yetkilinin imzası, ne kaşe ne de mühür bulunmadığını, hiçbir gerçekliği bulunmayan evrakların dava dosyası kapsamında hükme esas alınmasının yanlış ve hukuka aykırı olduğunu, davanın hak düşürücü süre yönünden reddi gerektiğini beyan etmektedir.
2.Fer'i müdahil Kurum vekili temyiz dilekçesinde; aradan geçen süre dikkate alındığında çalışma iddiasının tanık beyanları ile ispatlanamayacağını, davada hak düşürücü sürenin geçtiğini, davacı iddiasının ispatlanamadığını beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının 20.09.2005 - 23.06.2013 tarihleri arasında davalı işyerinde geçen hizmetlerinin tespiti istemine ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı şirket ve fer'i müdahil Kurum vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliye yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
21.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.