MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 28. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2022/2512 E., 2023/1496 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul 11. İş Mahkemesi
SAYISI: 2018/50 E., 2022/314 K.
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili, davalı ... Şirketi vekili ve davalı ... Şirketi vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı şirketlerin istinaf başvurularının esastan reddine, davacıların katılma yoluyla istinaf istemlerinin süreden reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili, davalı ... Şirketi vekili ve davalı ... şirketi vekili tarafından temyiz edilmek ve de davalı ... şirketi vekili tarafından duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, davalıların temyiz dilekçelerinin ve işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma talebinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 25.06.2024 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü duruşmalı temyiz eden davalı ... Mühendislik Elek. İnş. San. ve Tic. A.Ş. adına Avukat ... ile davacılar adına Avukat ... ve davalı ... İnş. Turz. Madencilik Enerji Üretim Tic. ve San. A.Ş. adına Avukat ... Buldu Karabulut geldiler. Diğer davalı adına gelen olmadı. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde dosyanın mahalline geri çevrilmesine karar verilmişti. Dosyanın tekrar Dairemize gönderilmesinden ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili özetle; müvekkili davacı ...'ın meydana gelen iş kazası nedeniyle sürekli iş göremezliğe uğradığı, kazanın oluşumunda davalıların kusurlu olduklarından bahisle kazalı ... için 966.583,99 TL maddi, 100.000,00 TL manevi, kazalının anne ve babası olan diğer davacılar için 20.000,00’er TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar ... Şirketi ve ... Şirketlerinin vekiller cevap dilekçelerinde özetle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı kazalı ...'ın %37,00 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı, kazanın meydana gelmesinde davacı ...'ın %10, temyiz eden davalı şirketlerin birlikte %40, diğer davalı MG Şirketinin %50 oranında kusurlu olduğundan bahisle davacı ...'ın maddi tazminat isteminin kabulüne, adı geçen davacı lehine 80.000,00 TL, diğer davacılar anne ve baba lehine 15.000,00'er TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili, davalı ... Şirketi vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davacılar vekilinin istinaf başvurusunun süreden reddine, istinaf yoluna başvuran davalılar vekillerinin başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle, maddi tazminatın düşük hesaplandığını, ücretin hatalı tespit edildiğini, güncellenen asgari ücret uyarınca yeniden hesaplama yapılması gerektiğini, hüküm altına alınan manevi tazminatların az olduğunu ileri sürmüştür.
Davalı ... Şirketi vekili temyiz dilekçesinde özetle, davacı sigortalı ...'ın, diğer davalı MG Enerji’nin işçisi olup müvekkili şirket ile davacı arasında işçi-işveren ilişkisi bulunmadığını, müvekkili şirket yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkil şirketin iş sağlığı ve güvenliği bakımından tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, temyiz incelemesine konu dava konusu iş kazasının davacı işçinin ağır kusuru nedeniyle gerçekleştiğini, müvekkili şirketin hiçbir kusuru bulunmadığını, davacı kazalının maddi zararının Kurum ödemeleri ile karşılandığından sebepsiz zenginleşme söz konusu olduğunu, hüküm altına alınan manevi tazminatların fazla olduğunu ileri sürmüştür.
Davalı ... Şirketi vekili temyiz dilekçesinde özetle, istinaf dilekçelerinde istinaf incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istemelerine karşın duruşma yapılmaksızın karar verildiğini, müvekkiline verilen kusurun hatalı olduğunu, bilirkişi heyeti tarafından müvekkilinin diğer davalı ... firması ile birlikte müteselsilen ve müştereken %40 kusurlu olduğu tespitinin haksız olduğunu, dosyaya sundukları belgeler incelenmeden eksik incelemeyle karar verildiğini, davacının düzenlenen “iş sağlığı ve güvenliği” eğitimine katıldığını, müvekkili ... Şirketinin tüm süreçte iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini de gereken şekilde almış ve düzenli olarak denetimini yaptığını, Çiftçi Towers şantiyesinde çalışan her işçiye kişisel koruyucu donanımlar ve her türlü eğitimlerin verildiğini ve işçilere bu eğitimlerin neticesinde okuyup bilgi sahibi olması için çalışma talimatları verildiğini ve okuyup anladıklarına dair imzalarının alındığını, davacının kendisine dalgıç tipi gözlük verilmesine rağmen kullanmadığını, işe uygun olmamasına karşın falçata kullandığını, davacı tarafın işverence işçiye ekipmanlarının verilmediği ve yeterli eğitim verilmediği iddialarının asılsız olduğunu, dosyaya iki klasör olarak sunmuş oldukları evrakların personele gerekli eğitimlerin fazlasıyla verildiğini ve iş yerinde iş güvenliğini sağlamak için gerekli her türlü tedbirin alındığını ortaya koyduğunu, şantiyede İSG katip sistemi ile görevlendirilmiş İş Güvenlik Uzmanlarınca iş sahasında sürekli risk değerlendirmesi yapıldığını ve riskli çalışmalara izin verilmediğini, yapılan risk değerlendirmeleri ve firmalara uygulanan cezai yaptırımların dosyaya sunulduğunu, söz konusu şantiyede organizasyon ve iş akış şeması mevcut olup iş güvenliği esas alınarak imalatların planlandığını, ilgili evrakların dosyaya sunulduğunu, bilirkişinin dosyaya sundukları evrakları incelemeden kusur oranını belirlediğini, bu nedenle müvekkilinin kusur oranının yüksek belirlendiğini, oysa, bu evraklarda görüldüğü üzere, müvekkili firmanın iş yerinde herhangi bir iş kazasının gerçekleşmesini engellemek için gerekli her türlü tedbiri aldığını, davacı ile müvekkili şirket arasında hiç bir hukuki ya da fiili bağ bulunmadığını, davacı müvekkili şirketin işçisi olmadığı gibi çalıştığı sürede emir ve talimatları da müvekkili şirketten almadığını, davacı ...'nın diğer davalı MG Enerji Elektrik İnşaat San. ve Tic. Ltd. Şti’nin çalışanı olduğunu, davacının çalışanı olduğu şirkete %50 kusur atfedilirken müvekkiline diğer davalı ... firması ile birlikte müteselsilen ve müştereken %40 oranında kusur atfedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, işveren MG Enerji şirketinin kusur oranın daha yüksek olması gerektiğini, bu durumun da bozmayı gerektirdiğini, ayrıca iş kazasının gerçekleşmesinde davacının kusur oranının %10 olarak belirlendiğini, ancak kazanın gerçekleşmesinde tecrübeli bir işçi olan davacının hatası ve kusurunun çok daha fazla olduğunu, ilk olarak bir sökme işini işverence ona teslim edilmiş olan gözlük olmadan yapmış ve bunu da elinde iş için uygun olmayan falçata gibi bir alet varken yaptığını, davacı işçinin, işveren tarafından kendisine teslim edilmiş olan gözlüğü kullanmış olması ve elinde falçata varken klipsi sökmeye çalışmaması halinde işbu talihsiz kazanın gerçekleşmeyeceğini, müvekkilinin her türlü tedbiri almasına rağmen bu kazanın gerçekleştiğini, bu nedenle davacının kusur oranının yerel mahkemece belirlenen orandan çok daha fazla olduğunu, yerel Mahkemede yapılan 26.10.2021 tarihli celsenin 4 nolu ara kararında; dosyanın aktüerya bilirkişisine ek rapor için tevdi edilmesine, bilirkişiden taraf itirazlarının değerlendirilerek TRH-2010 yaşam tablosuna göre hesaplama yapmasının istenmesine karar verildiğini, mahkemenin bu kararına rağmen bilirkişi raporunda kendi itirazlarının hiçbiri değerlendirilmeden sadece TRH-2010 yaşam tablosuna göre hesaplama yapıldığını, bilirkişinin mahkeme kararına uymadan sunduğu bu raporun müvekkilinin haklarını zedelediğini, bilirkişinin, söz konusu Yargıtay kararlarına uygun şekilde hesaplamaları yapmadığını, ek raporda bu tarihten sonra yürürlüğe giren asgari ücretteki değişiklikleri rapora yansıtmamak suretiyle yapması gereken hesabı, Mahkemece talep edilmemesine rağmen değişen asgari ücret artışları dikkate alarak yaptığını, bilirkişinin asgari ücretteki artışı dikkate alarak hesaplama yapması nedeniyle maddi tazminat miktarının çok yüksek çıktığını, bakiye ömür tablosu konusundaki köklü içtihattan dönülmesi için Yargıtay Hukuk Genel Kurulu veya Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu tarafından verilen bir karara ihtiyaç duyulduğunu, aksi durumun kökleşmiş içtihatla taraflar lehine ... hukuki güvenlik hakkını ihlal edileceğini, işlemiş aktif devre kazançlarının tespitinde baz alınan ücretlerde ana rapordan farklı olarak 2022 yılı Asgari ücret bedelleri de konulmak sureti ile fahiş hesaplamalar yapıldığını, davacının işleyecek aktif devre başındaki net aylık ücreti ana raporda 3.991,52 TL olarak hesaplanmış iken ek raporda 6.007,84 TL olarak hesaplandığını, söz konusu hesaplamaya dayalı olarak 33 yıllık işleyecek aktif devrede peşin değer tutarı belirlendiğini, söz konusu 6.007,84 TL bedelin hangi argümanlarla belirlendiğinin bilirkişi ek raporundan belirlenemediğini, yerel mahkemece, Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 2020/9717 Esas ve 2021/2003 Esas sayılı kararı dayanak alınarak, PMF 1931 Tablosu yerine TRH-2010 Tablosuna göre hesaplama yaptırmasının da hukuken hatalı olduğunu, PMF 1931 Tablosuna göre 6 yıllık işleyecek pasif devre ile ek raporda TRH 2010 tablosuna göre 14 yıllık hesaplama yapılması da hukuka uygun olmadığını, bilirkişi ana raporu ve ek raporda da görüldüğü üzere davacı tarafa SGK tarafından 120.396,08.-TL peşin değerli gelir bağlanmış olması ve 513,50.-TL geçici iş göremezlik ödeneği ödenmesi nedeniyle davacı tarafın maddi zararının tazmin edilmiş olduğu, fazlaya ilişkin taleplerin sebepsiz zenginleşme sonucunu doğurduğundan reddi gerekirken davanın kabul edilmiş olmasının isabetsiz olduğunu, hüküm altına alınan manevi tazminatların fazla olduğunu, davacılar anne ve baba lehine manevi tazminata hükmedilmesinin doğru olmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
a. Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Temyiz yoluna başvuran tarafın hukuki yararının bulunup bulunmadığı, öncelikle onun davadaki talebi ile Mahkemenin hükmü karşılaştırılarak belirlenir. (HMK 364/2-f bendine göre temyiz dilekçesinde "Temyiz sebepleri ve gerekçesi" bulunmak zorundadır) Aksi halde temyiz talebinin kötü niyetle yapıldığı kabul edilir. Kötü niyetle temyiz, davanın gereksiz yere uzamasına ve yargı organlarının yersiz meşgul edilmesine yol açar.
Somut olayda, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun süreden reddine karar verildiği, diğer bir deyişle davacılar yönünden usulüne uygun bir istinaf başvurusunun bulunmadığı, Bölge Adliye Mahkemesince verilen temyiz incelemesine konu 28.09.2023 tarih, 2022/2512 Esas, 2023/1496 Karar sayılı kararda İlk Derece Mahkemesi kararına göre davacılar aleyhine olmak üzere herhangi bir değişikliğin de olmadığı anlaşıldığından davacılar vekilinin temyiz yoluna başvurmakta hukuki yararı bulunmamaktadır. Bu nedenle davacılar vekilinin işin esasına yönelik temyiz itirazlarının hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
b.Davalılar vekillerinin hüküm altına alınan manevi tazminat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır.
Dosya içeriğine göre davacılar vekilinin manevi tazminat olarak davacı kazalı için 100.000,00 TL, kazalının anne ve babası olan diğer davacılar için ise 20.000,00’er TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep ettiği, İlk Derece Mahkemesince davacı kazalı lehine 80.000,00 TL manevi, anne ve baba lehime 15.000,00'er TL manevi tazminat ödenmesine ödenmesine hükmedildiği, Bölge Adliye Mahkemesinin 28.09.2023 tarihli kararı ile istinaf yoluna başvuran tarafların istinaf istemlerinin esastan reddine karar verildiği gözetildiğinde, kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilen manevi tazminat miktarlarının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 238.730,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davalılar vekillerinin bu kısımlara yönelik temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
c.Davalılar vekillerinin diğer hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, temyiz eden davalılar vekillerinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Dosya kapsamından Bölge Adliye Mahkemesince istinaf yoluna başvuran ve istinaf başvuruları esastan reddedilen davalılar ... Şirketi ve ... Şirketi yönünden nispi istinaf karar harcı ile ilgili hüküm kurulurken her iki davalı aleyhine ayrı ayrı istinaf karar harcına hükmedildiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda Bölge Adliye Mahkemesince harcın tekliği ilkesi gözden kaçırılarak istinaf yoluna başvuran her iki davalı aleyhine ayrı ayrı istinaf karar harcı yüklenmesi hatalı olduğu gibi davacı tarafın istinaf istemi süreden reddedilmiş olmasına karşın davacılar vekili tarafından yatırılan istinaf harçlarının davacılara iadesine karar verilmemiş olması yerinde görülmemiştir.
Ne var ki bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370. maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
1.Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının hukuki yarar yokluğundan REDDİNE,
2.Temyiz eden davalılar vekillerinin davacıların manevi tazminat istemleri hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının miktardan REDDİNE,
3.Temyiz eden davalılar vekillerinin diğer temyiz itirazları açısından Bölge Adliye Mahkemesi kararının nispi istinaf karar harçlarına ilişkin ikinci ve üçüncü paragraflarının tamamen silinerek yerlerine geçmek üzere;
"Alınması gereken 73.541,45 TL istinaf karar harcından istinaf yoluna başvuran davalılarca peşin olarak yatırılan 36.772,00 TL harcın mahsubu ile eksik kalan 36.769,45 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına,
Davacı tarafın katılma yoluyla istinaf başvurusunun süreden reddine karar verildiği dikkate alındığında peşin olarak yatırılan istinaf harçlarının davacı tarafa iadesine," rakam ve sözcüklerinin yazılması suretiyle kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgililerine iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Davalılardan ... Mühendislik ve davalı ... İnş. A.Ş. avukatları yararına takdir edilen 28.000,00 TL duruşma avukatlık parasının davacılara yükletilmesine,
08.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.