MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 58. Hukuk Dairesi
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının, davalı şirkete ait işyerinde 17.02.2015-23.11.2016 tarihleri arasında 4.000,00 TL net maaşla, usta öğretici/aşçıbaşı olarak çalıştığını, tüm çalışma süresince Kuruma gerçek ücretinden daha düşük tutar üzerinden prim bildirimi yapıldığını, aşçılık mesleğinden uzmanlaşmış, usta öğretici/aşçıbaşı ustalık belgelerine sahip olduğunu, bu sebeple düşük ücretle çalışmasının düşünülemeyeceğini, banka hesap dökümlerinde 4.000,00 TL net ücretinin son altı aya kadar ilgili ay içerisinde farklı günlerde iki defa 2.000,00 TL olarak hesabına yatırıldığının görülebileceğini, ödenmeyen son altı aylık maaşları ile diğer işçilik alacakları için bu dava ile aynı anda alacak davası ikame edildiğini ileri sürerek, davacının 17.02.2015 – 23.11.2016 tarihleri arasında 4.000,00 TL net ücretle çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
II.CEVAP
1.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının, davalı şirkette 17.02.2015 tarihinde kalfalık belgesi ile aylık 2.000,00 TL net ücret ile işe alındığını, ustalık belgesini işe alındıktan sonra edindiğini, müvekkil firmanın faaliyet kapsamının ustalık gerektirmediğini, davacının ustalık ve usta öğreticilik belgesine ihtiyaç olmadığını, çalışması için kalfalık belgesinin yeterli olduğunu, bir yıllık çalışma sonucunda bu çalışmadan tarafların karşılıklı olarak beklentilerinin karşılanmadığının ortaya çıktığını, bu sürede ustalık ve usta öğreticilik belgesi alan davacının zam istediğini, bu talep olumsuz karşılanınca yine kendisinin talebi üzerine 15.07.2016 tarihinden itibaren başka bir işyerinde çalışması için şirket tarafından davacıya 6 ay süre ile ücretsiz izin verildiğini, ancak davacının sigorta prim bordrolarının Kuruma verilmeye devam edildiğini, bu süre sonunda ise davacının talebi üzerine o tarihe kadar şirketteki çalışmalarının karşılığı kıdem tazminatı ile diğer yasal hakları verilerek 15.05.2016 tarihinde SGK kaydının kapatıldığını belirterek, davanın reddini istemiştir.
2.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; çalışma olgusunun kanıtlanması bakımından Yargıtay İçtihatları ile belirlenen ilkelere uygun araştırma ve inceleme yapılması gerektiğini, resmi kayıt ve belgelerin aksinin tanık beyanları ile kanıtlanamayacağını, davacının asgari ücretten daha yüksek bir ücretle çalışıldığı iddiası karşısında bu iddianın yazılı deliller ile ispatının gerektiğini, dava açılmasına sebebiyet vermeyen Kurum yönünden aleyhe vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilemeyeceğini belirterek davanın reddini istemiştir.
III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulü ile davacının davalı iş yerinde 17.02.2015 ila 23.11.2016 tarihleri arasından aylık 4.000,00 TL net ücret ile hizmet bulunduğunun tespitine, karar verilmiştir.
IV.İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılardan Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın niteliği gereği ücret olgusunun resmi ve yazılı delillerle ispatlanması gerektiğini belirterek usul ve yasaya aykırı verilen kararın temyiz incelemesi sonucu bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Sonuç
Uyuşmazlık, sigorta primine esas gerçek ücretlerin tespitine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.