MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 58. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2024/1524 E., 2024/1705 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul 19. İş Mahkemesi
SAYISI: 2023/256 E., 2024/204 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının ...'ın öğrenimi esnasında (Ticaret Lisesi) zorunlu staj gereği bağlı olduğu öğretim Kurumu tarafından 14.09.1998 tarihinde sigorta sicil kartı çıkartıldığını ve sigorta girişi yapıldığını, 1999 yılının eğitim ve öğretim dönemi sonunda müvekkilinin, davalı Serbest Muhasebeci ...'ın ofisinde 01.07.1999 tarihinde işe başladığını, buna karşın işe giriş bildirgesi fiili olarak işe başladığı tarih olan 01.07.1999 yerine işverenin Kuruma geç bildirimi sebebi ile 20.09.1999 tarihi referans alınarak düzenlendiğini, müvekkilinin gerek işe giriş ve çıkışı gerekse iş yerinde yapmış olduğu çalışmaların SGK'ya bildirilmediğini ve müvekkilinin kayıt dışı çalıştırıldığını, bu durumun mağduriyetine sebebiyet verdiğini belirtmiş, davanın kabulü ile müvekkilinin davalı işveren yanında 01.07.1999 - 20.09.1999 tarihleri arasında yaptığı hizmetlerinin tespitine ve diğer davalı Kurum nezdinde tesciline dair karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1-Davalı işveren vekili; müvekkilinin muhasebecilik mesleğini yürüttüğünü, davacının müvekkilinin yanında 20.09.1999-05.01.2000 tarih aralığındaki dönemde ofis elemanı olarak çalıştığını, anılan çalışma dönemine ilişkin davacının işe giriş ve işten çıkış belgelerinin dilekçe ekinde sunulduğunu, sunulan bu belgelerden de görüleceği üzere davacının iddia ettiği dönemde herhangi bir çalışması bulunmadığını, sigortalı hizmet sürelerinin tespitine ilişkin davaların açılabilmesi için işten ayrılma tarihinden itibaren beş yıllık hak düşürücü süre bulunduğunu, davacının işten ayrılma tarihinden itibaren 23 yıl 3 ay 22 gün geçtiğini, hak düşürücü sürenin ileri sürülmesi bir itiraz niteliğinde olduğundan Mahkeme tarafından re'sen de göz önünde bulundurulması gerektiğini belirtmiş, davanın hak düşürücü süre yönünden olmak üzere reddine dair karar verilmesini talep etmiştir.
2- Feri müdahil vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili Kurum tarafından yapılan işlemlerde Kanun ve mevzuata aykırılık bulunmadığını, müvekkili Kurumun dava açılmasına sebebiyet vermediğini belirtmiş, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının hizmet kaydı incelendiğinde, 20.09.1999 - 05.01.2000 tarihleri arasında ... sicil numaralı davalı işveren nezdinde hizmet bildirimi olduğu görülmüş, bu tür davalarda hak düşürücü sürenin irdelenmesi gerekmektedir. Hizmet bildirimi öncesi tespit istemlerinde hak düşürücü süre blok çalışmanın sona erdiği yıl sonundan itibaren beş yıldır. Davacı açısından bu süre fazlasıyla geçmiştir. Ancak bildirim öncesi yazılı bir kayıt ile Kuruma ulaşan hizmet bilgisi açısından hak düşürücü süre işlemeyecektir. Bu yönde yapılan araştırma neticesinde, davacının ilk girişinin yapıldığı 20.09.1999 tarihi öncesinde hizmet kaydına ilişkin bildirge, dönem bordrosu, denetim raporu, Kurum tespit tutanağı, sigorta sicil kartı mahiyetinde bir kayda ulaşılamamıştır. Bu halde hak düşürücü sürenin işlemesine engel bir halin var olmadığı mevcut durumda hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyadaki kayıt ve belgelere göre; 31.05.1983 doğumlu davacı adına ilk işe giriş bildirgesinin 14.10.1998 tarihinde işe alındığına dair Türkiye Gazetesi Ticaret Meslek Lisesine ait ... sicil sayılı işyerinden verildiği, davacının hizmet dökümünün incelenmesinde 20.09.1999-05.01.2000 tarihleri arasında davalı işveren ...'a ait ... sicil no.lu işyerinde Kuruma hizmetlerinin bildirildiği, bu işyerinde 20.09.1999 tarihinde işe alındığına ilişkin işe giriş bildirgesinin verildiği, davacının tespitini talep ettiği 01.07.1999 - 20.09.1999 tarihleri arasındaki çalışma döneminin bildirim öncesi döneme ilişkin olduğu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 29.03.2023 tarih ve 2023/10-224 E. 2023/265 K.sayılı kararı ve aynı yöndeki Yargıtay 10. Hukuk 10.10.2019 gün ve 2017/1885 E. 2019/7314 K.; 29.06.2020 gün ve 2020/1257 E. 2020/399 K. sayılı kararları gereği bildirim öncesi çalışma süresi bakımından hizmetin sona erdiği tarihi takip eden yılın sonundan (31.12.2000 tarihinden) itibaren 5 yıl içinde 31.12.2005 tarihine kadar dava açılması gerektiği ancak eldeki davanın 27.03.2023 tarihinde açıldığı gözetildiğinde, uyuşmazlık konusu 01.07.1999 - 20.09.1999 tarihleri arasındaki bildirim öncesi çalışma dönemi yönünden hak düşürücü sürenin fazlasıyla geçtiği, İlk Derece Mahkemesi kararının Yüksek Yargı içtihatlarına ve kanuna uygun olduğu, davacı vekilinin istinaf başvurusunun yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; işverenin, çalıştırmış olduğu sigortalılara ait hangi belgeleri Kuruma vermesi gerektiğinin Kanun'un 79/1. maddesinde açıkça ifade edildiği üzere yönetmeliğe bırakıldığını, atıf yapılan Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği'nin dördüncü kısmında işverence verilecek belgelerin düzenlendiğini, bunların, aylık sigorta primleri bildirgesi (SSİYön. madde16), dört aylık sigorta primleri bordrosu (SSİYön. madde 17), sigortalı hesap fişi (SSİY. Yön. madde 18) vs. olduğunu, Yönetmelikte sayılan bu belgelerden birisinin dahi verilmiş olması halinde artık Kanun'un 79/10 (eski 8) maddesinde yer alan hak düşürücü süreden söz edilemeyeceğini, Yargıtay uygulamasında anılan maddenin yorumunun geniş tutulduğunu, eğer sayılan belgelerden birisi işveren tarafından verilmişse burada Kurumun işçinin çalışmasından haberdar olduğu ve artık hizmet tespiti davası için hak düşürücü sürenin varlığından söz edilemeyeceğinin kabul edildiğini, dosya kapsamında sunulmuş olan işe giriş bildirgesi (işe başlangıç tarihi kabul anlamına gelmemekle birlikte) gibi yukarıda sunulmuş belgelerin görüleceğini, Mahkeme tarafından, yukarıda açıkça yazılan Kanun maddesi ve işverence verilen belgeler gözetilmeden 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği nedeniyle verilen ret kararı hukuka aykırı olduğunu, Mahkeme tarafından gerekli incelemelerin yapılmadığını, fiili çalışmalar tanık anlatımları ile ispat olunabilecekken yargılama sırasında tanık beyanlarına başvurulmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliye yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
10.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.