MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, işverenin ... olduğu... Ekmek Fırını'nda 17.07.1984 tarihinde işçi olarak çalışmaya başladığını ve hakkında ... Sosyal Sigortalar Kurumu'na işe giriş bildirgesi verilerek 15325452 sicil numarası ile kaydedildiğini, müvekkilinin işe başlangıç tarihinin 17.07.1984 olduğunu, müvekkilinin sigortalı işe giriş bildirgesinin varlığına rağmen SGK Hizmet Dökümü'nde işe giriş tarihinin 01.12.1994 tarihi olarak gösterildiğini, Kurum tarafından işe giriş bildirgesi verildiği halde işverenden prim tahsili yoluna gidilmemiş olmasının müvekkilinden kaynaklanan bir husus olmadığını, Kurumun kendi kusuru nedeniyle müvekkilini mağdur edemeyeceğini belirterek; müvekkilinin sigortalı hizmetinin başlangıç tarihinin 17.07.1984 tarihi olduğunun ve fiili hizmet süresinin üç gün olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Feri müdahil vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı işverenlik işyerinden ilk defa işe giriş bildirgesinin 17.07.1984 tarihinde verildiğini, davacının gerek mülga 506 sayılı Kanun gerekse de 5510 sayılı Kanun kapsamında belirtilen sürede davasını açmadığından davanın hak düşürücü süreden reddinin gerektiğini, davacının çalıştığını belirttiği iş yerinin sigortalı çalıştırmaya yani kanunun kapsamına 14.08.1987 tarihinde alındığını, 28.02.1990 tarihinde Kanun kapsamından çıktığını, davacıya verilen sicil nosunun 1984 yılı 7. ay sicil nolarından olmadığını belirterek; usul ve kanuna aykırı olarak açılmış olan davanın öncelikle hak düşürücü süre yönünden devamında ise esas yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; davacının kendisine ait işyerinde çalışmadığını, beyanının doğru olmadığını, işyerini kısa zaman sonra kapattığını ve tüm vergilerini ve borçlarını ödeyerek işyerini kapattığını, memleketinden sorduğu kadarıyla davacının o zaman 18 yaşından küçük olduğundan şahsın kanuni olarak çalıştırılmasının mümkün olmadığını belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 01.03.2022 tarihli kararı ile "davanın reddine" karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 28.09.2022 tarihli kararı ile başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin 28.09.2022 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dairenin 22.03.2023 tarihli ilamında, "..1. Somut olayda; davalı ... unvanlı 1922 sicil no.lu iş yerinden davacı adına 17.07.1984 tarihli işe giriş bildirgesi verildiği, işyerinin davalı adına vergi mükellefiyet kayıtlarına göre 01.01.1978-07.11.1988 tarihleri arasında "fırıncı" faaliyet konulu kaydının bulunduğu, dosya kapsamında komşu iş yeri olarak belirlenen ...'ın iki kere beyanına başvurulduğu tanığın ilk beyanında, kendi iş yerini 1985 yılında açtığını davacıyı da ekmek dağıtırken gördüğünü, ikinci kere alınan beyanında ise 1984 yılında kendi iş yerini açtığını davacının getir götür işleri yaptığı yönünde beyanda bulunduğu anlaşılmıştır.
2.Mahkemece anılan komşu iş yeri sahibi olan ...'ın Kurumdan çalışma kayıtları,vergi dairesinden vergi mükellefiyet dönemleri ile belediyeden iş yeri açma ruhsatına ilişkin kayıtları istenmek suretiyle iş yerini hangi tarihte açtığı belirlenmek suretiyle beyanları denetlenmeli, buna göre toplanan ve toplanacak deliller değerlendirilmek suretiyle çalışma olgusu böylece hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde belirlenmelidir.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. " gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile
"Davanın reddine" karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, davanın kabulü ile kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Hizmet tespitine ilişkin talebin yasal dayanağı 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun geçiş hükümlerini içeren Geçici 7. maddesi gereğince 506 sayılı Kanun'un 79/10. ve 5510 sayılı Kanun'un 86/9. maddeleri olup Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır.
3. Bu tür davalarda mahkemece yapılacak iş, davacıyla ilgili varsa tüm belge ve kayıtlar işverenden istenilmeli, çalışmanın gerçekleştiği ileri sürülen işyerinin Kurum nezdinde bulunan dosyası, işverence hazırlanması gerekli ücret ödeme bordroları, puantaj kayıtları ve diğer kayıtlar getirtilmeli, dönemsel sigorta primleri bordrosuyla veya aylık prim ve hizmet belgesiyle bildirimleri yapılan sigortalılar tanık sıfatıyla dinlenilmeli, Kurum müfettişlerince inceleme yapılıp yapılmadığı sorulmalı, inceleme yapılmışsa belgeler getirtilmeli, aynı çevrede faaliyet yürüten ve davacının çalışmasını bilebilecek durumda olan tarafsız nitelikte başka işverenler ve bordrolu çalışanlar yöntemince saptanarak tanık sıfatıyla dinlenilmeli, işçilik alacaklarına ilişkin dava dosyasının varlığı araştırılarak celbedilmeli ve işçilik hakları davasında dinlenen tanıkların anlatımları ile bu dosyada bilgi ve görgüsüne başvurulan tanıkların anlatımları karşılaştırılmalı, varsa çelişki giderilmeli, yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde, iş yerinin kapsamı, kapasitesi ve niteliği nazara alınmalı, işin mevsimlik olduğu anlaşılırsa dönemleri belirlenmeli, bu dönemde davacı ile işveren arasındaki sözleşmenin askıda olduğu ve mevsimlik dönemlerde hak düşürücü sürenin işlemeyeceği gözönünde bulundurulmalı; böylelikle; çalışmanın varlığı, başlangıç ve bitiş tarihleri, mevsimlik mi, sürekli mi olduğu, yapılan işin kapsam ve niteliği de nazara alındığında kısmi çalışma mümkün olduğundan kısmi ve kesintili olup olmadığı yöntemince araştırılmalıdır.
4. İnceleme konusu eldeki davada, davacı 17.07.1984 tarihinden itibaren üç gün davalı iş yerinde çalıştığının tespitini talep etmiş olup Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan araştırma neticesinde davanın reddine karar verilmiş ise de bozma gerekleri yerine getirilmekle birlikte bozma ilamına yanlış anlam verilmek suretiyle karar verildiği anlaşılmaktadır.
5. Somut olayda, davacıya ait 17.07.1984 tarihli davalı iş yerinden verilen işe giriş bildirgesinin Kurum'a intikal ettiği, işe giriş bildirgesindeki sigorta sicil numarasının sonradan da kullanıldığı, iş yerinin fırıncılık faaliyeti üzerinden 17.07.1984-20.07.1984 tarihleri arasında Vergi Dairesi'nde kaydının olduğu, iş yerinden dava konusu döneme ait dönem bordrosu verilmemiş olmakla birlikte komşu iş yeri tanığı ve diğer tanık beyanları ile çalışmanın doğrulandığı anlaşılmış olmakla Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesi isabetsizdir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,
Temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
20.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.