MAHKEMESİ:Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
SAYISI: 2022/233 E., 2022/784 K.
Taraflar arasındaki rücuan tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, davacı Kurum vekili ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı Kurum vekili dava dilekçesinde özetle; sigortalı ... 'nın 28.02.2008 tarihinde geçirdiği trafik kazasında araç işleten davalılar ... 'nın 8/2 ...'in 8/6 kusurlu olduğu, ...'nün kullandığı aracın Aviva Sigorta Şirketine sigortalı olduğu, yaklaşık 26.391,02 TL Kurum zararının kusur oranına göre 19.793,26 TL'sinin 506 sayılı Kanun'un 39. maddesi uyarınca davalılardan talep edilmesine rağmen ödenmediği, Kurum zararının sigorta şirketi yönünden poliçe limiti dahilinde davalı yönünden tamamının müştereken ve müteselsilen hesaplanacak yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II.CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; şirket sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olduğu ve bu kapsamda kusur ve zararın belirlenmesi gerektiği savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı ... aşamalarda davanın reddini talep etmiştir.
III.MAHKEME İLK KARARI
Mahkeme tarafından 08.04.2014 tarihli ve 2010/166 Esas, 2014/130 Karar sayılı kararla; davanın kısmen kabulü ile 7.192,52 TL tedavi giderinin sarf tarihi olan 05.03.2008 tarihinden itibaren; 69,73 TL tedavi giderinin sarf tarihi olan 28.02.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte; 117,41 TL geçici iş göremezlik ödeneğinin sigortalıya ödeme tarihi olan 01.03.2008 tarihinden itibaren; 1.056,70 TL'nin 05.03.2008 tarihinden itibaren; 1.330,66 TL'nin 01.04.2008 tarihinden itibaren; 1.213,248 TL'nin 05.05.2008 tarihinden itibaren; 3.013,54 TL'nin 05.06.2008 tarihinden itibaren; 626,19 TL nin 21.08.2008 tarihinden itibaren, 1.214,61 TL nin 31.01.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. Mahkemenin 08.04.2014 tarihli ve 2010/166 Esas, 2014/130 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı Kurum vekili ile davalılardan Unico Sigorta Anonim Şirketi vekili temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 15.05.2018 tarihli ve 2018/851 Esas, 2018/4745 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Mahkeme kararı bozulmuştur.
"...1-Dava, 28.02.2008 tarihinde meydana gelen trafik kazasında yaralanan sigortalıya yapılan tedavi masrafı ve geçici iş göremezlik ödemeleri nedeniyle ... Kurum zararının davalılardan tahsili istemine ilişkin olup, davanın yasal dayanağını teşkil eden 506 sayılı Kanunun 39. maddesinde "Kasti veya suç sayılır hareketi ile sigortalının hastalanmasına sebep olan kimseye, bu Kanun gereğince hastalık sigortasından yapılan her türlü giderler tazmin ettirilir" hükmü öngörülmüştür.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 74. (818 sayılı Borçlar Kanunu 53.) maddesi hükmü gereğince, hukuk hâkimi kesinleşen ceza mahkemesi kararındaki maddi olgu ile bağlıdır. Ceza mahkemesi kendine has usuli olanakları nedeniyle hükme esas aldığı maddi olayların varlığını saptamada daha geniş yetkilere sahiptir. Bu nedenle, hukuk hâkiminin, ceza hâkiminin fiilin hukuka aykırılığını ve illiyet bağı saptayan maddi vakıa konusundaki kabulü ve ceza mahkemesinin kabul ettiği olayın gerçekleşme şekli diğer bir deyişle maddi vakıanın kabulü konusunda kesinleşmiş olan bir mahkûmiyet veya maddi vakıa tespiti yapan beraat hükmüyle bağlı olacağı hem ilmi (Prof Dr. ... Gözler, “Res Judicata’nın Türkçesi Üzerine”, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt 56, Sayı 2, 2007, s.45-61 ) hem de kökleşmiş kazai içtihatlarla benimsenmiş bulunmaktadır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 01.02.2012 gün 2011/19–639 Esas, 2012/30 Kararı; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.02.2009 gün ve 2009/4–13 Esas, 2009/12 Karar; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 06.04.2010 gün ve 2010/2–76 Esas, 2010/77 Karar sayılı kararlarında da belirtildiği üzere düşme, takipsizlik, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlar kesinleşmiş mahkûmiyet kararları olarak kabul edilemeyecektir.
Eldeki davada ise, mahkemece meydana gelen olay nedeniyle kusur raporu aldırılmadan karar verildiği anlaşılmakla, olay hakkında maddi olguları belirleyen ceza davası olup olmadığı hususu araştırmak ve kusur raporu aldırmak suretiyle bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
2-Yasa Koyucu tarafından, 25.02.2011 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 13.02.2011 tarih 6111 sayılı Yasa'nın 59. maddesi ile 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 98. maddesi değiştirilmiş, anılan değişiklik ile trafik kazaları sebebiyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer bütün resmî ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedelleri, kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı esası getirilmiştir.
6111 sayılı Kanunun, yayımı tarihinde yürürlüğe giren Geçici 1. maddesi ile de, bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce meydana gelen trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedelleri, yine Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı belirtilmiştir.
Tedavi giderleri kapsamında, sigorta şirketinin, motorlu araç işletilmesinden kaynaklanan sorumluluğun zorunlu olarak sigorta teminatına bağlanması nedeniyle yasadan ve sözleşmeden ... bu yükümlülüğü, 6111 sayılı Yasa ile getirilen düzenleme ile sona erdirilmiş bulunmaktadır. Bu haktan, sigorta sözleşmesinin tarafı olan işleten ve şoförlerinin de yararlanması gerekmekte olup, zorunlu mali mesuliyet poliçesi limiti kapsamında kalan tedavi giderleri nedeniyle, adı geçenlerin de sorumlulukları sona erecektir.
Bu yasal çerçevede, davalı sürücünün kullandığı aracın kaza tarihi itibariyle geçerli bir zorunlu mali mesuliyet poliçesinin bulunup bulunmadığı yöntemince araştırılarak, bulunduğu belirlenirse, Hukuk Genel Kurulu’nun 13.03.2013 gün 2012/10-1156 E. 2013/339 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere, anılan yasal düzenlemeler sonrasında, trafik kazaları sonucu genel sağlık sigortalılarına yapılan sağlık giderlerinin, zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi limiti kapsamında kalan kısmı yönünden sigorta şirketlerinin ve sürücünün sorumluluğunun ortadan kalktığı ve Kurumun rücu imkânının kalmadığı; aksi takdirde tedavi giderleri nedeniyle ortaya çıkan Kurum zararını kusurları ölçüsünde işleten ve sürücünün tazminle yükümlü oldukları gözetilerek karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu, tedavi giderlerine ilişkin yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
3-2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 91. maddesine göre, işletenler motorlu taşıtların kullanılmasından ..., üçüncü kişilere verdikleri zararları karşılamak üzere zorunlu mali mesuliyet sigortası yaptırmak zorundadırlar. Sigorta şirketi, araç sahibinin, gerek müstahdeminin kusurundan ve gerekse, bizzat kendi kusurundan doğacak mali mesuliyetini temin etmektedir. Bu yönden sigorta şirketleri işletenin ya da şoförlerinin, kusurları ile neden oldukları olaydan dolayı ... mali sorumluluklarının belirli limit dâhilinde kefili durumundadır. Karayolları Trafik Kanuna göre zorunlu mali mesuliyet sigortası yaptırmak zorunlu bulunmakla beraber, bu tür sigorta sözleşmesi de diğer sözleşmeler gibi sigorta ettiren ile sigortacı arasında karşılıklı ve birbirine uygun irade açıklaması ile sigorta sözleşmesi poliçeye bağlanmak suretiyle kurulur.
Ne var ki, sigorta şirketinin 2918 sayılı Kanun kapsamında poliçeye dayalı akdi sorumluluğu nedeniyle, poliçe limitini teşkil eden miktarın sigortalı ya da hak sahiplerine ödediğinin geçerli belgelerle kanıtlanması durumunda; sigorta şirketlerinin mükerrer ödeme ile karşı karşıya bırakılmaması bakımından ödediği miktar kadar sorumlu tutulmaması, yargılama giderleriyle vekâlet ücretinden sorumluluğun da, poliçe limiti kapsamındaki ödeme yükümlülüğüyle orantılı olarak belirlenmesi gerekir.
Eldeki davada ise, davalı ... şirketinin cevap dilekçesinde ileri sürdüğü ödeme iddiası ayrıntılı olarak araştırılmalı ve mükerrer ödemeye meydan verilmemesi açısından, ödeme yapılıp yapılmadığı, yapılmışsa tarih ve miktarı yönünden dayanağı belgeler de getirtilerek yöntemince araştırıldıktan sonra, poliçe limitinin ödenmesi halinde hakkındaki davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, mahkemece yapılacak iş, öncelikle olay hakkında ceza davasının olup olmadığını belirlemek ve maddi olgulara göre, tarafların kusur oranı hakkında kusur raporu aldırmak, sonrasında ise, davalı ... şirketinin poliçesinin varlığının araştırılması ile limitleri dâhilinde sorumlu olacağına göre ödeme iddiası üzerinde durmak, 6111 sayılı Yasa nedeniyle tedavi giderleri ve bu giderlere işletilen faizden davalının sorumlu tutulamayacağını dikkate alarak, sadece geçici iş göremezlik ödemelerine ödeme tarihlerinden itibaren işleyen faizi ile sorumlu olduğu tutarı belirlemek ve sonucuna göre karar vermekten ibarettir..."
2.Mahkeme tarafından bozma ilamına uyularak 03.03.2020 tarihli ve 2018/525 Esas, 2020/104 Karar sayılı kararla; bozma sonrası gerekli araştırmalar yapıldığı, davalı ... şirketinin ödeme yapmadığı anlaşılmakla 6111 sayılı Kanun nedeniyle tedavi giderleri ve bu giderlere işletilen faizden davalının sorumlu tutulamayacağınından kusur raporu dikkate alınarak davacının yapmış olduğu geçici iş göremezlik ödemelerine ödeme tarihlerinden itibaren faiz işletilerek tahsili gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, 117,41 TL geçici iş göremezlik ödeneğinin sigortalıya ödeme tarihi olan 01.03.2008 tarihinden itibaren; 1056,70 TL'nin 05.03.2008 tarihinden itibaren;1330,66 TL'nin 01.04.2008 tarihinden itibaren;1213,248 TL'nin 05.05.2008 tarihinden itibaren; 3013,54 TL'nin 05.06.2008 tarihinden itibaren; 626,19 TL'nin 21.08.2008 tarihinden itibaren, 1214,61 TL'nin 31.01.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
3.Mahkemenin 03.03.2020 tarihli ve 2018/525 Esas, 2020/104 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı Kurum vekili ile davalılardan Unico Sigorta Anonim Şirketi vekili temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 09.11.2021 tarihli ve 2020/9290 Esas, 2021/13773 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Mahkeme kararı bozulmuştur:
"...Eldeki davada ise, mahkemece bozma sonrasında verilen kararda, ilk kararı temyiz etmeyen davalılardan ... hakkında ilk kararda kabul edilen tutarlar yönünden oluşan usuli kazanılmış hak dikkate alınmaksızın karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Diğer taraftan, davalılardan Aviva Sigorta A.Ş’nin kazalı hakkında sigorta poliçesi nedeniyle 19.11.2008 tarihinde 12.969,23 TL tutarlı bir ödemeye ilişkin kayıtların sunulması nedeniyle, bu davalının ödeme iddiasının uyulan bozma ilamı kapsamında ve usulüne uygun şekilde araştırılması ve bu nedenle sorumlu olduğu tutarın yeniden belirlenmesi gereğinin gözetilmemesi de isabetsiz olup, tedavi giderlerine ilişkin 6111 sayılı Yasa'nın 59. maddesi ile 6111 sayılı Kanunun, yayımı tarihinde yürürlüğe giren Geçici 1. Maddesinin 25.02.2011 tarihinde yürürlüğe girmesi karşısında, bu istem bakımından davalı Aviva Sigorta A.Ş hakkında tedavi gideri yönünden davanın konusuz kaldığının dikkate alınması ve bu nedenle davanın açılış tarihi de dikkate alınarak, aleyhe vekalet ücretine hükmedilmemesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir..."
4.Mahkeme tarafından bozma ilamına uyularak yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ... şirketinin 19.11.2008 tarihinde 12.969,23 TL yi Kuruma ödediği anlaşılmakla davanın açıldığı 16.03.2010 tarihi dikkate alındığında sigortanın bir sorumluluğunun kalmadığından sigorta hakkındaki davanın reddine karar verildiği ve lehine vekalet ücreti takdir edildiği, tedavi giderlerine ilişkin 6111 sayılı Kanun'un 59. maddesi ile 6111 sayılı Kanunun, yayımı tarihinde yürürlüğe giren Geçici 1. Maddesinin 25.02.2011 tarihinde yürürlüğe girmesi karşısında, davalı Aviva Sigorta A.Ş hakkında tedavi gideri yönünden davanın konusuz kaldığı ve ilk kararı temyiz etmeyen davalı ... hakkında ilk kararda kabul edilen tutarlar yönünden oluşan usuli kazanılmış hak dikkate alındığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile ile, 7192,52 TL tedavi giderinin sarf tarihi olan 05.03.2008 tarihinden itibaren; 69,73 TL tedavi giderinin sarf tarihi olan 28.02.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...'ten alınarak davacıya verilmesine, Tedavi gideri yönünden davalı ... hakkında konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, Sigorta şirketi tarafından yapılan ödeme sebebi ile sorumluluğu kalmadığından hakkındaki davanın Reddine, karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davacı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; tedavi giderleri yönünden davanın konusuz kalmadığı, ilk kararı temyiz etmediğinden geçici iş göremezlik açısından hüküm kurulması gerektiği eksik araştırma ile karar verildiği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; ilk kararı davalı temyiz etmemiş ise de diğer davalının temyizinden yararlanacağı iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, rücuen tazminat istemine ilişkindir.
1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması1086 sayılı Kanun'un 428. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz kapsam ve nedenlerine göre, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı Kurum vekili ile davalı ... vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgilisinden alınmasına,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
22.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.