MAHKEMESİ: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı asil dava dilekçesinde özetle; 25.06.1998 tarihinden 25.08.1998 tarihine kadar ... Otel'de çalıştığını fakat sigorta girişinin yapılmadığını beyanla sigortalılık başlangıç tarihinin 25.06.1998 olduğunun ve 25.06.1998 - 25.08.1998 tarihleri arasındaki çalışmalarının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II.CEVAP
1.Davalı şirket vekili cevap dilekçesi ile Mahkeme tarafından çıkarılan tebligatın usulsüz olduğunu, davalı şirketin tebligatın usulsüz olduğunu 05.10.2021 tarihinde öğrendiğini, tebliğ tarihinin de bu tarih olarak dikkate alınması gerektiğini, hak düşürücü süre itirazında bulunduklarını, davacının hiçbir çalışmasının bulunmadığını, davacının erken emeklilikten faydalanmak için dava açtığını, çalışmasının üzerinden 9 yıl geçtikten sonra çalışmanın Kuruma bildirilmediğinin öğrenilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu beyanla davanın reddi gereğini savunmuştur.
2.Fer'i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; hak düşürücü süre itirazında bulunduklarını, çalışma olgusunun somut ve inandırıcı deliller ile ispatlanması gerektiğini, Kurumun dava açmasına sebebiyet vermediğini, bu nedenle aleyhine vekalet ücreti ve masraf takdir edilmemesi gerektiğini beyanla davanın reddi gereğini savunmuştur.
III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesi tarafından yukarıda tarih ve sayısı belirtilen karar ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV.İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirket vekilinin istinaf talebinin kabulü ile davanın reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi dosyası kapsamında yapılan yargılamada esas bakımından inceleme yapıldığında müvekkilin açmış olduğu davasında haklı olduğu, belirtilen dönemlerde davalının işyerinde çalıştığı tanık beyanları ile sabit olduğu, her ne kadar dava hak düşürücü süre nedeniyle reddedilmiş ise de davacı işbu davayı açmakta kötüniyetli olmadığı, bu anlamda dava açma süresi bakımından reddedilen davada, davacı zaten mağdur olan taraf olmakla birlikte davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka uygun olmadığını ileri sürerek temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, Sosyal Güvenlik Kanunu kapsamında çalışmaların tespitine ilişkindir.
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde verilen hükmün yerinde olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliye yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
10.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.