MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 38. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalılar vekilleri tarafından temyiz edildiği; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davacının 07.08.2017 tarihinde meydana gelen iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğradığını iddia ederek maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
II. CEVAP
1.Davalı... İnşaat Taahhüt ... Şirketi ve ... Pazarlama İmalat İnşaat İhracat İthalat Taahhüt Ticaret Sanayi ... Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle, davacının olayda bağışlanamaz kusuru olması nedeni ile asli ve tam kusurlu olduğunu, iş güvenliği uzmanlarıyla her türlü eğitimin verildiğini, kendisine teslim edilen iş güvenliği malzemelerini kullanmaması nedeniyle kazanın meydana geldiğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
2.Davalı ... Ticaret ... Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle, davacının şirket çalışanı olmadığını, müvekkili şirketin olayda herhangi bir kusurunun bulunmadığını, sözleşme gereği... İnşaat Taahhüt ... Şirketi ve ... Pazarlama İmalat İnşaat İhracat İthalat Taahhüt Ticaret Sanayi ... Şirketinin kendi işçilerinin iş güvenliğinden sorumlu olduğunu, olayda davacının asli ve tam kusurlu olduğunu beyan ederek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne, 794.510,26 TL maddi tazminat bedeli ile takdiren 35.000,00 TL manevi tazminat bedelinin kaza tarihi olan 07.08.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu kazanın ... projesi Kayaş-Kırıkkale arası V7-V9-V10-V15 viyadükleri yapım işinde çalışan davacının 07.08.2017 günü saat 10:00 sıralarında dengesini kaybederek 5 metre yükseklikten düşmesi sonucu yaralanması şeklinde geliştiğinin anlaşıldığı, davalılar arasında imzalanan 15.06.2016 tarihli (31.12.2014 zeyl) sözleşmenin ... Projesi Kayaş-Kırıkkale Arası V7-V9-V10-V15 viyadükleri yapım işi olduğu, hal böyle olunca, davalı ... Ticaret ... Şirketi'nin işi anahtar teslimi devrinin söz konusu olmadığı, davalılar arasındaki hukuki ilişkinin mahiyetine göre davalı ... Ticaret ... Şirketinin işverenlik sıfatı ortadan kalkmadığından aralarındaki ilişkiyi asıl işveren-alt işveren ilişkisi olarak değerlendirmek gerektiği, bunun sonucunda da, 4857 sayılı Kanun'un 2/6. maddesi gereğince hüküm altına alınacak tazminattan, asıl işveren olarak davalı davalı ... Ticaret ... Şirketinin kusuru bulunmasa bile sorumluluğuna gidilebileceği, kaldı ki yargılama sırasında düzenlenen ve maddi olayla uyumlu bulunan kusur bilirkişi heyet raporunda ve Sosyal Güvenlik Kurumu inceleme raporunda davalı ... Ticaret ... Şirketine kusur verildiğinin de ortada olduğu, hükme esas alınan ve alanında uzman iş güvenliği uzmanları tarafından düzenlenen 08.05.2023 tarihli kusur heyeti raporunda, kazalının düştüğü kalıbın "kayar kalıp" tabir edilen sistem olduğu, kalıbın kenarlarında korkuluk bulunduğu, korkulukların üzerinde ise yaşam hattı tesis edilerek paraşüt tipi emniyet kemerlerinin bağlanmasının sağlandığı, korkuluktan hemen sonra işçilerin durduğu oluklu kesim bulunduğu, oluklu kesimden sonra beton dökülecek alanın yer aldığı, beton dökümünden hemen sonra betonun dayanım kazanması (priz alması) ve su kaybetmemesi için üzerine su buharı uygulamak amaçlı yatay borular döşenerek boruların üzerinin de branda (çadır) ile kapatıldığı, kazanın ise branda açıldıktan sonra su borularının kaldırılması sırasında meydana geldiğinin anlaşıldığı, yüksekte çalışma sırasında verilen emniyet kemerinin kullanımının sağlanmaması, yapılan işin iş güvenliği usul ve şartlarına uygun yapılıp yapılmadığının gözetimi için gerekli kontrol ve denetim mekanizmasının kurulmaması, işçilere iş güvenliği bilincinin tam olarak verilmemesi, işçinin de emniyet kemeri kullanmaması ve çalışmasında dikkatsiz ve tedbirsiz davranması sebebiyle kazanın meydana geldiği belirtilerek davacı işçinin %30 oranında, davalı asıl işveren ... İnşaat ve Ticaret ... Şirketinin %20, davalı alt işveren adi ortaklığın ise %50 oranında kusurlu bulunduğu, dosya içeriğine göre davacının sürekli iş göremezlik derecesinin Sosyal Güvenlik Kurumu ... Sosyal Güvenlik Merkezi tarafından 06.11.2019 tarihli karar ile %13,2; Yüksek Sağlık Kurulunun 26.04.2021 tarihli kararı ile %13,2; Sosyal Güvenlik Kurumu ... Sosyal Güvenlik Merkezinin 25.11.2021 tarihli karar ile azalma kaydıyla %13; Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu tarafından %17; Adli Tıp Kurumu Üst Kurulu tarafından %17 olarak belirlendiği İlk Derece Mahkemesi tarafından davacının kurumun maluliyet raporuna itirazı olmadığı belirtilerek davalı lehine usuli kazanılmış hak gözetilerek %13 maluliyet oranı üzerinden yapılan hesaplamalara itibarla ek rapora göre karar verildiği, hükme esas alınan ek raporun somut uyuşmazlığa uygun olduğu, tarafların sosyal ekonomik halleri, davacı kazalının maluliyet oranı, tarafların kusur oranları ile özellikle iş kazası tarihi gözetildiğinde davacı yararına hükmedilen manevi tazminatın isabetli olduğu gerekçesiyle davalıların istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davalı ... Ticaret ... Şirketi vekili temyiz dilekçesinde özetle;
a. Davacı ile davalı şirket arasında işçi-işveren ilişkisi bulunmadığını, kazanın meydana gelmesinde kusur ve sorumlulukları olmadığını, davacının diğer davalı ...-... Adi Ortaklığı nezdinde çalıştığı dönemde kazanın meydana geldiğini, proje kapsamındaki bir kısım işlerin yapımı için akdedilen alt yüklenici sözleşmesi uyarınca çalışanlarının iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin tüm sağlık, emniyet ve güvenlik tedbirlerinin alınmasının diğer davalı yükümlülüğünde olduğunu (alt yüklenici sözleşmesi m.23, m.18), kusur oranlarının hatalı olduğunu, müvekkili şirketin, iş güvenliği ve sağlığı hususunda uluslararası standartlar dahil ilgili tüm mevzuatı tam ve eksiksiz olarak uyguladığını, sağlık ve güvenlik planları hazırladığını, takip ve kontrolünü yaptığını, her türlü koruyucu ekipmanı bulundurduğunu, işçilere gereken eğitim ve bilgilendirmelerin yapıldığını, tanık ...'ın işi iki kişinin yapması gerekirken davacının arkadaşını beklemeyip boruyu çekmesi nedeniyle dengesinin bozulduğunu, olayın davacının yalnız çalışmak istemesinden kaynaklandığını, işverenin her türlü tedbiri aldığını, emniyet kemeri kullanması hususunda uyarılarının yapıldığını, kaza anında davacının emniyet kemerinin olmadığını beyan ettiğini, kazanın davacının dikkatsizliği ve özensizliği sonucu meydana geldiğini ve davacının tam ve asli kusurlu olduğunu, davacının 29 yaşında ortalama hayat tecrübesine sahip, tecrübeli bir işçi olduğunu, emniyet kemeri kullanmadan söz konusu boruları tek başına kaldıramayacağını bilmesi ve kaldırmaya çalışması halinde kazayı öngörmesi gerektiğini,
b. Karara esas alınan ek raporun hatalı olduğunu, pasif dönem hesaplamasının 2023 için 1.988.040,43 TL, 2024 için 2.934.567,64 TL olduğuna ilişkin tespitin hatalı olduğunu, zira ek raporda pasif dönem kazancının 7349 sayılı Kanun ile getirilen vergi muafiyeti dikkate alınarak hesaplandığını, bu dönemin asgari ücret esas alınarak farazi hesaplandığını, çalışma karşılığı gelir elde eden hizmet erbabı için getirilen vergi muafiyetinin uygulanma imkanı bulunmadığını, davacının talep ve iddiasını somut delille ispat edemediğini,
c. Hükmedilen manevi tazminatın fahiş olduğunu belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir.
2.Davalılar... İnşaat Taahhüt ... Şirketi ve ... Pazarlama İmalat İnşaat İhracat İthalat Taahhüt Ticaret Sanayi ... Şirketi vekili temyiz dilekçesinde özetle;
a. Dosyada vergi kimlik numarası yer alan müvekkili firmanın aslen ... Makina Sanayi ve Ticaret ... Şirketi olduğunu, dava açılırken davalı olarak ... Paz. İm. İnş. İhr. İth. Taah. Tic. ve San. A.Ş. bildirildiğinden davalı sıfatını başka bir firmanın almış durumda olduğunu, sonuç olarak dosyada yer alan vergi kimlik numarası doğru firmaya ait olmasına rağmen ismin yanlış firmaya ait olduğu, iş bu yanlışın düzeltilerek davalı olarak ... vergi kimlik numaralı ... Makina Sanayi ve Ticaret ... Şirketinin eklenmesini,
b. Atfedilen kusuru kabul etmediklerini, kazanın tamamen davacının ağır kusuru nedeniyle meydana geldiğini, iş güvenliği ile ilgili tedbirleri etkin şekilde aldıklarını, bilirkişi raporunun eksik incelemeye dayandığını, değerlendirme kısmında basmakalıp genel geçer ifadelerin yer aldığını, hiçbir somut gerekçenin bulunmadığını, aynı ifadelerin gerekçede de yer aldığını, davacının iki kişi ile yapılabilecek bir işi kendi inisiyati ile tek başına yapmaya çalışması sonucu kazanın meydana geldiğini, işçiler ... ve ...'ın ifadelerinin de davacının emniyet kemerini kullanmadan tek başına demir boruları kaldırmaya çalıştığını destekler nitelikte olduğunu, tanık ifadelerinden de anlaşıldığı üzere, iş güvenliği eğitimleri eksiksiz olarak verildiğini ve emniyet kemerinin teslim edildiğini, davacının aldığı iş güvenliği eğitimleri ve işverenin talimatları doğrultusunda hareket etmediğini, davacıya atfedilen kusurun oldukça düşük olduğunu, davacının 29 yaşında tecrübeli işçi olduğunu ve yaptığı hareketin neticesi kazayı öngörmesi gerektiğini, davanın ispatlanamadığını, herhangi bir belge sunulmadığı halde davanın kabulünün hatalı olduğunu,
c. Manevi tazminatın fahiş olduğunu belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
1. Manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
a.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanunun 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
b.6100 sayılı HMK'nın 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı dikkate alınmalıdır.
c.Dosya içeriğine göre temyize konu edilen miktarlar Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.230,00 TL’nin altında bulunduğu anlaşılmakla bu kısma yönelik temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir.
2.Maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, temyiz kapsam ve nedenlerine göre davalılar ... İnşaat ve Ticaret ... Şirketi ve... İnşaat Taahhüt ... Şirketi'nin tüm, davalı ... Pazarlama İmalat İnşaat İhracat İthalat Taahhüt Ticaret Sanayi ... Şirketi'nin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.6100 sayılı HMK’nın 297.maddesinde düzenlenen hükmün kapsamı içerisinde “1/b” bendinde “Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerinin” hükümde yer alması gerektiği belirtilmiştir.
3.Somut olayda, Mahkemece verilen kararın karar başlığında davalılardan “... Pazarlama İmalat İnşaat İhracat İthalat Taahhüt Ticaret Sanayi ... Şirketi”nin hataen yazıldığı, işbu davalının "... Makina Sanayi ve Ticaret ... Şirketi" olarak gösterilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
4.Ne var ki bu hataların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370. maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davalıların manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının miktardan REDDİNE,
2.Davalılar ... İnşaat ve Ticaret ... Şirketi ve... İnşaat Taahhüt ... Şirketi'nin maddi tazminata yönelik tüm temyiz itirazlarının REDDİNE,
3. Davalı ... Pazarlama İmalat İnşaat İhracat İthalat Taahhüt Ticaret Sanayi ... Şirketi vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
4. İlk Derece Mahkemesi kararının karar başlığı kısmında yer alan;
"DAVALILAR: 2- ... Pazarlama İmalat İnşaat İhracat İthalat Taah. Tic. San. A.Ş.-..." sözcüklerinin silinerek yerlerine geçmek üzere;
"DAVALILAR : 2- ... Makina Sanayi ve Ticaret A.Ş.-..." rakam ve sözcüklerinin eklenmesi suretiyle kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının davalılardan ... İnş.. A.Ş. ve ...-Kalıp.. A.Ş.'den alınmasına,
Peşin yatırılan temyiz harcının davalı ..... A.Ş.'ye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.