MAHKEMESİ: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, davalı Kurum tarafından iptal edilen müvekkiline ait 2013/1, 2, 3, 4, 5, 6. aylara ilişkin sigorta prim günlerinin iptal edilmesine ilişkin Kurum işleminin iptali ile müvekkilinin fiilen sigortalı olarak çalıştığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı Kurum vekili, Kurum tarafından düzenlenen tutanakların aksi sabit oluncaya kadar geçerli olduğunu, işverenlerin davaya dahil edilerek davacının, işyerinde devamlı olarak hizmet akdiyle çalıştığını tanık beyanları dışında resmi, yazılı belgelerle ispatlaması gerektiğini beyanla davanın reddini talep etmiştir.
2.Davalı ... ve davalı ... davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 02.04.2018 tarihli kararı ile ...’nın; Kurumda ... sicil sayılı dosyada işlem gören işveren ...’ye ait dış giyim eşyası imalat işyerinde geçen 2013/01, 02, 03, 04, 05 ve 06. aylara ait sigorta primine esas kazanç ve günlerinin, Sosyal Güvenlik Denetmenliğinin 08.12.2014 tarihli 2014/GS/102 sayılı Durum Tespit Raporuna dayanılarak davalı Kurumca re'sen iptal edilmesi işleminin mesnetsiz ve dayanaksız olduğu, bu nedenle Kurum işleminin iptal edilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile ... T.C. kimlik ve ... Sigorta Sicil Nolu ...’nın; Kurumda ... sicil sayılı dosyada işlem gören işveren ...’ye ait dış giyim eşyası imalat işyerinde geçen 2013/01, 02, 03, 04, 05 ve 06. aylara ait sigorta primine esas kazanç ve günlerinin, Sosyal Güvenlik Denetmenliğinin 08.12.2014 tarihli 2014/GS/102 sayılı Durum Tespit Raporuna dayanılarak davalı Kurumca re'sen iptal edilmesi işleminin iptaline, bu yönde yapılan Kurum işleminin iptaline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 02.04.2018 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 02.10.2020 tarihli kararı ile davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İzmir 9. İş Mahkemesinin 02.04.2018 tarih ve 2016/546 esas 2018/119 sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.2 hükmü gereğince kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin 02.10.2020 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, "İnceleme konusu davada davacı, dahili davalı işveren ... yanında, 2013/1, 2, 3, 4, 5, 6. dönemine ilişkin çalıştığının tespiti ile aksi yöndeki Kurum işleminin iptalini talep etmiş, Mahkemece davanın kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, karar kaldırılarak davanın reddine karar verilmiş ise de dosyada yer alan bilgi ve belgeler karar vermeye elverişli görünmemektedir.
Davacının dava dilekçesinde ... yanındaki çalışmalarına ilişkin Kurum işleminin iptalini talep ettiği, fakat dosya içerisinde bulunan İzmir 9. İş Mahkemesinin 2015/582 Esas sayılı dava dosyasında tanık olarak alınan beyanında aynı döneme ilişkin olarak ...'in yanında çalıştığını belirttiği, buna göre öncelikle HMK'nın 31. maddesi uyarınca davaya ve uyuşmazlığa konu olan dönemler, çalıştığı işyeri ve davacı sigortalının buna ilişkin talebi açıklattırılmak suretiyle tereddüde mahal vermeksizin belirlenmeli ve bu belirleme yapıldıktan sonra, ...'ye ait işyerinde yapılan denetimde 15.01.2013 tarihli yoklama fişinde davacının da isminin çalışanlar arasında belirtildiği hususu da dikkate alınarak davacı ile aynı dönemde çalışması bulunan bordro tanıkları, yeterli bordro tanığına ulaşılamaması halinde komşu işyeri tanıkları tespit edilip, bu kişilerin bilgi ve görgülerine başvurulmalı, fiili çalışma olgusu ve davaya konu Kurum işleminin gerçekliği hiçbir kuşku ve tereddüde yer bırakmayacak şekilde belirlenmeli ve oluşacak kanaate göre karar verilmelidir." gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyadaki kayıt ve belgelerin incelenmesinden anlaşıldığı üzere, davacının davalı işveren ...'ye ait tekstil işyerinde eylemli çalışmasının bulunduğu, somut delil niteliğindeki ...'ye ait işyerinde yapılan denetimde 15.01.2013 tarihli yoklama fişinde davacının da isminin bulunmasından anlaşılmıştır. Buna ek olarak dinlenen tüm tanıkların anlatımı davacının eylemli çalışmasının bulunduğu yine sübuta ermiştir. Dinlenen tanıklar ve davacı tarafın anlatımlarından ortaya çıktığı üzere ...'in davalı işveren ... adına hareket ederek çalışanları işe almakta, işyerinin yönetimini gerçekleştirmektedir. Bundan dolayı çalışanların işverenin ... olduğunu zannetmiş görünmekte olduğu,
5510 sayılı Kanun'un 12. maddesinin 2. fıkrasında; işveren vekili tanımlanmış olup, maddede “İşveren adına ve hesabına, işin veya görülen hizmetin bütününün yönetim görevini yapan kimse, işveren vekilidir. Bu Kanunda geçen işveren deyimi, işveren vekilini de kapsar. İşveren vekili ve 4857 sayılı İş Kanununda tanımlanan geçici iş ilişkisi kurulan işveren, bu Kanunda belirtilen yükümlülüklerinden dolayı işveren ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur.” hükmünün yer aldığı,
...'in işveren vekili sıfatıyla hareket ederken çalışanlarda işveren olduğu izlenimi oluşturduğu, davacının da bu yanılgı ile aşamalarda işverenin ... olduğunu beyan ettiği görülmekle bu durum aleyhine değerlendirilmemiş olup netice itibariyle dinlenen tanık anlatımları ve ...'ye ait işyerinde yapılan denetimde düzenlenen 15.01.2013 tarihli yoklama fişi göz önünde bulundurulduğunda Kurum tarafından davacının bildiriminin eylemli çalışmaya dayanmadığına dair işlemde isabet görülmemiş, davacının davasının kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde; Kurum işleminin hukuka uygun olduğunu beyanla usul ve yasalara aykırı verilen kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalı Kurum tarafından yapılan tespitin iptali ile davacının dahili davalı işveren ... yanında, 2013/1, 2, 3, 4, 5, 6. dönemine ilişkin çalıştığının tespiti ile aksi yöndeki Kurum işleminin iptali talebine ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
13.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.