MAHKEMESİ: Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2024/1629 E., 2024/1804 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: Adana 2. İş Mahkemesi
SAYISI: 2016/339 E., 2021/100 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılardan ..., ... ve ... vekilleri ve feri müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıların mirasçısı olan ...'nin 22.06.2016 tarihinde vefat ettiğini, işbu vefat tarihinin öncesinde 2010 yılı Eylül ayından ölüm tarihine kadar bakım işlerini üstlendiğini, yaklaşık 5,5 yıllık zaman zarfında söz konusu müteveffanın ölümünden önce bütün günlük ihtiyaçlarını karşıladığını, bu noktada 7 gün 24 saatin tamamını ... ...'nin "... Cad. ... Sitesi, C Blok, K:7 Daire:21" adresinde geçirdiğini, bu hususta tüm komşularının da bu durumu bildiğini, çalıştığı süre boyunca maaşının 1.000,00 TL'den başlayıp zaman zarfında artışlar gerçekleşerek en son zamanda 2.500,00 TL'ye kadar yükseldiğini, çalışma süresinin ilk 3,5 yılında maaşının elden ödendiğini, geriye kalan sürede ise maaşının Ziraat Bankası'nın Adana ili, Seyhan ilçesi, Atatürk Caddesi Şubesine yatırıldığını, çalışmalarının son 4 ayında ise tarafına maaş ödenmediğini, çalışma süresi boyunca sigortasız çalıştırıldığını belirterek, ...'nin yanında geçen çalışma süresi olan 2010 yılı Eylül ayından ölüm tarihi olan 22.06.2016 tarihine kadar bakım, yemek, günlük ihtiyaçlarının karşılanması noktasında çalıştığı günlere ilişkin sigortalılığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalılar ... ve ... vekili, İş Kanunu'nun kapsam dışı bıraktığı ev hizmetlerinin 5510 sayılı Kanun'da belirtilen çerçevede sosyal sigorta uygulaması kapsamında olduğunu, davacı tarafın ücretli ve sürekli çalışma iddiasını kanıtlaması gerektiğini, tüm iş ve işlemlerinin vesayet makamının izin ve onayına tabi olduğunu, davacı ...'nin vefatına kadar yanında çalıştığını belirtse de vesayet dosyası incelendiğinde ...'nin evde bakımı sağlanamadığından Özel Adel Bakımevine yerleştirilme talebi olduğu ve Vesayet Hakimliğine bu yönde girişimde bulunulduğunun görüleceğini, davacı ile davalı müvekkilleri arasında hizmet akdi olmadığı gibi, davacının işverene karşı bağımlı ve kesintisiz çalışmasının bulunmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı ... vekilleri, açılan davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu, davacının dava dilekçesindeki beyanları nazara alındığında iddiaları bir an için doğru kabul edilse dahi 01.04.2015 tarihi öncesindeki tespit talebinin bu sebeple reddi gerektiğini, 01.04.2015 tarihinden sonra çalışması var ise talebinin kabulü için ayda 10 günden fazla çalıştığını ispatlaması gerektiğini, bu hususlar dikkate alınarak davacının davasının reddine karar verilmesini, ... ...'nin hayatının son döneminde vesayet altına alınmış olduğunu, bakım ve tedavisi için tüm işlemlerin vesayet makamının izni ile yapıldığını, vesayet dosyasının incelenmesinde ...'nin evde bakımı sağlanamadığından Özel Adel Bakımevine yerleştirilme talebinin bulunduğu ve Vesayet Hakimliğine bu yönde girişimde bulunduğunun görüleceğini, bu sebeple davacının, murisin ölüm gününe kadar onun yanında çalıştığı ve ona baktığı iddiasının kabulünün mümkün olmadığını belirterek, cevaplarının ve delillerinin kabulü ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özellikle davalı asil ...'nin Mahkemede verdiği beyanları, ayrıca ... ...'nin yaşadığı apartmanın kapıcısı olduğu hizmet döküm cetvelinden de anlaşılan davacı/kamu tanığı ... 'ın, davacı tanığı ...'in beyanları davacının iddialarını doğrular niteliktedir. Mahkemece davacının 2010 yılının Eylül ayından itibaren ...'nin ölüm tarihi olan 22.06.2016 tarihine kadar davalıların murisi ...'ye evde bakım hizmeti sunduğu vicdani kanaatine ulaşılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, ancak ... 17.03.2016- 05.04.2016 tarihleri arasında Özel Adel Huzurevi'nde kaldığı için Huzurevinde kaldığı 20 gün davacının hizmet tespiti istediği süreden mahsup edilerek, fazlaya dair talep reddedilmiş, reddedilen süre sadece 20 gün olduğu için davalılar lehine vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmeyerek;
Davanın kısmen kabulüne,
-Davacının davalıların murisi ...'ye evde bakım hizmeti sunduğu 01.09.2010 - 22.06.2016 tarihleri arasında, başka işyerlerindeki 2011 yılında 7 gün (18.08.2011-24.08.2011 tarihleri arası), 2012 yılında 3 gün (20.02.2012-22.02.2012 tarihleri arası), 2016 yılında 20 gün (17.03.2016-05.04.2016 tarihleri arası) sigortalılık süresi hariç olmak üzere, günün asgari ücreti ile 2010 yılı için 122 gün, 2011 yılı için 358 gün, 2012 yılı için 362 gün, 2013 yılı için 365 gün, 2014 yılı için 365 gün, 2015 yılı için 365 gün ve 2016 yılı için 154 gün olmak üzere toplam 2.091 gün sigortalı olarak hizmet akdi ile çalıştığının tespitine, fazlaya dair talebin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde ..., ... ve ... ve feri müdahil Kurum vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamından, davalılar murisi ...'ye ait işyeri kaydının bulunmadığı, uyuşmazlık konusu dönemde dava dışı işyerlerinden yapılan bildirimlerin dışlanmasına karar verildiği, davalılar murisinin huzur evinde kaldığı sürelerin tespit dışı tutulduğu, 18.09.2015-09.03.2016 tarihleri arasında davacının banka hesabına ... açıklamasıyla para yatırıldığı, tanıkların davacının çalışmasını doğruladığı dikkate alındığında Mahkemenin maddi vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, tarafların iddia ve savunmalarına, dosya kapsamına, hükmün dayandığı deliller ve kanuni gerektirici sebeplere, delillerin taktirinde isabetsizlik görülmemesine göre HMK. nın 355. maddesi kapsamında kamu düzenine de aykırı bir husus bulunmayan Mahkeme hükmüne karşı yapılan istinaf taleplerinin, HMK. nın353/1 –b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davalılar ... ve ... vekili, kararın yetersiz ve eksik inceleme neticesinde tanzim edildiğini, muris ...'nin sağlık durumu, davacının sürekli olarak çalıştığını iddia ederek hizmet tespiti talep ettiği dönemde (2010 yılından başlayıp murisin vefatına kadar geçen süre) kendi ihtiyaçlarını tek başına karşılayabilecek yeterlilikte olduğunu, dosya kapsamında mevcut Özel Adana Hastanesi kayıtları ile murisin yaşından kaynaklanan olağan rahatsızlıkları olduğunu, tüm bu rahatsızlıkların tetkik ve tedavileri sırasında ayakta hasta olarak nitelendirildiğini ve bu şekilde tedavisinin yapıldığını, yatalak veya bakıma muhtaç olmadığı sabit olduğundan davacının murise refakat ettiğine dair bir belge / delil de mevcut olmadığını iddia etmiş, kararın bozulmasını talep etmiştir.
2.Feri müdahil Kurum vekili, açılan davanın 5 yıllık hak düşürücü süreye tabii olduğunu, davacının davasını ispatlayamadığını, davacı iş yeri olgusunu ve sözleşmesi ile çalıştığını ispatlayamadığını iddia etmiş kararın bozulmasını talep etmiştir.
3.Davalı ... vekili, davalı ... ile diğer davalılar arasında husumet olduğunu, ... işbu dava ile aynı olan tüm davalarda kendi aleyhine beyanlarda bulunduğunu tek gayesinin müvekkili ve diğer davalıları zarar uğratmak ve mağdur etmek olduğunu davacının 2014 senesi öncesine ait çalışma iddialarının hiçbir somut dayanağının bulunmadığını, davacının çalıştığı dönemde başka bir yerde sigortalı olduğunu, ...'nin iddia ettiği gibi aralıksız 7/24 muris ...' nin yanında çalışmış bulunmasının mümkün olmadığını, Mahkemece Adana 6. Sulh Hukuk Mahkemesi dosyasının celp edilmediği ve bu durumun bilirkişi raporunun da hatalı hazırlanmasına sebebiyet verdiği bu süreçte de nazara alınmadığını, davanın görev yönünden reddi gerekirken, davanın görevsiz Mahkemede görüldüğünü, bu hususun da dikkate alınmadığını, hükme esas alınan tanık beyanlarının gerçeği yansıtmadığını iddia etmiş, Mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup ..., ... ve ... ve feri müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davalılardan ... ve ... tarafından fazla yatırılan temyiz harcının ve temyiz yoluna başvurma harcının istek halinde iadesine,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliye yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
10.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.