MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 28. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2024/56 E., 2024/99 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: Bakırköy 7. İş Mahkemesi
SAYISI: 2023/56 E., 2023/399 K.
Taraflar arasındaki meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile ilk derece mahkeme hükmünün kaldırılarak esas hakkında yeniden davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, davalı yanında 01.01.2005 ile 21.07.2005 tarihleri arasında Demir Doğrama işçisi olarak çalıştığını, Müvekkilinin 21.07.2005 tarihinde işyerinde çalıştığı esnada üzerine sunta devrildiğini ve bacağının kırıldığını, uygulanan tedavi ve yapılan amelinatlara rağmen müvekkilinin bacağının düzelmediğini ve 5 cm kısa kaldığını, Kazanın davalının İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğüne aykırı olarak is güvenliği için gerekli tedbirleri almamış olması sebebiyle gerçekleştiğini, davacının kaza tarihindeki maaşının net 750.00 TL olduğunu, yemek yol giderininin işverence karşılandığını, müvekkilinin kaza sonrasında bacağını eskisi gibi kullanamaz duruma geldiğini ayrıca bacağının kısa kalması sebebiyle büyük elem ve acı çektiğini, müvekkilinin kaza tarihinden sonra uzun süre işsiz kaldığını, girdiği işlerde ise bacağının kısa olması sebebiyle verimli çalışamadığından iş akitleri kısa sürede feshedildiğini, Müvekkilinin başkaca bir gelirinin de olmadığını, mahkeme harç ve masraflarını karşılanacak ekonomik gücünün olmadığını, busebeple Adli Müzaheret talebinin kabulünü talep etmiş, İş kazasından dolayı; 1.000,00 TL, maddi, 80.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren "işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, Mahkeme masrafı ve vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davayı kabul etmediklerini, Kazanın müvekkilinin iş yeri dışında olduğu zaman dilimi içinde olduğunu, Kazanın oluş şekli itibari ile; davalı kendi görevi olmayan işi yaparken olduğunu, davalı kendi kusurundan dolayı taşıdığı eşyayı düşürmesi sebebi ile meydana geldiğini, İşveren iş yerinde bir kaza olmaması için tüm tedbirleri ve önlemleri aldığını, buna rağmen davacı müvekkilin iş yerinde olmamasını fırsat bilip talimat dışına çıkması sebebiyle kazanın meydana geldiğini, Kazanın oluşumu ile ilgili olarak herhangi bir tutunuk ve ve inceleme raporunun olmadığını, Kusur oranı ile alakalı davacı tarafından dosyaya sunulan 20 temmuz 2010 tarihli bir yazı olduğunu ancak SGK tarafından dosyaya gönderilen 27.09.2010 tarihli yazıda kaza ve kusur ile alakalı herhangi bir kayda rastlanmadığı bildirildiğini, davalının maluliyet oranı belli olmadığını, bir maluliyet var ise İş gücü kaybına yönelik bir oran mevcut olmadığını, Müvekkilinin davacının tüm hastahane masraflarını karşıladığını ve bir yıl boyunca 750.00 TL kendisine elden ödeme yaptığını, öncelikle kazadaki kusur oranını belirlenmesini, maluliyet oranının belirlenmesini ve maluliyeti var ise iş gücü kaybının tespiti gerektiğini beyanla davanın reddine masraf ve ücreti vekaletin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle;"...Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; Davacının 01.01.2005 ile 21.07.2005 tarihleri arasında davalı iş yerinde hizmet akdi ile demir doğrama işçisi olarak çalıştığı, yaptığı iş, kıdemi ve mahkemece yapılan emsal ücret araştırmasına göre en son aylık net 750+100 TL(yemek,yol)=850 TL olduğu, Davacının yaralanması ile sonuçlanan olayın 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu, madde 13’e göre bir iş kazası olduğu, meydana gelen iş kazasında Davalının %80 oranında kusurlu olduğu, davacının %20 oranında kusurlu olduğu, sürekli iş göremezlik derecesinin %9,3 olduğu anlaşılmakla, yapılan değerlendirmede olayın oluşu, meydana gelen zararın niteliği ve davacıda oluşturduğu zararın büyüklüğü, davacının kaza tarihindeki yaşı, bu olay nedeni ile duyduğu acı ve ızdırap karşılığı olmak üzere tarafların ekonomik ve sosyal durumu, paranın satın alma gücü ve kaza tarihi gibi öğeler göz önüne alınarak TMK.2 ve Borçlar Kanun'un 41 ve müteakip maddelerinin takime verdiği yetkiye dayalı olarak takdiren 20.000,00 TL manevi tazminata hükmedildiği..." gerekçesiyle ;
"Davanın kısmen kabulü ile;
Net 392.336,91 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 21.07.2005 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte,
Net 20.000,00 tl manevi tazminatın kaza tarihi olan 21.07.2005 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte,
Davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat taleplerinin reddine," şeklinde karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının alacakları ıslah tarihi ile zamanaşımına uğramış olduğunu, davacı taraf 20.07.2015 tarihinde bedel artırım talebinde bulunmuş, HMK'nun 107. maddesinin gerekçesine göre, alacak belirli hale geldiğinde artırım, sadece bir kez yapılabileceğini, hal böyle olmasına rağmen davacı taraf 03.08.2023 Tarihinde HMK 107 Maddesine aykırın olarak ikinci defa bedel artırım talebinde bulunmuş ve mahkemede bu talebi kabul etmiş olduğunu, mahkeme davacının ücretini 850,00 TL olarak kabul etmiş ve bu miktar üzerinde yapılan hesaplamayı kabul edip karar vermiş olduğunu, müvekkili iş yerinde asgari ücret uygulanmakta ve davacı mütevekkilinin iş yerinde asgari ücret ile çalışmış olduğunu, vasıflı elaman olmadığını, bilirkişi davacının tanıklarının beyanlarını baz almış ve mahkemede bu görüşe uymuş olduğunu, davalı taraf olarak kabul ve ret oranına göre tarafımıza vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken vekalet ücreti takdir edilmediğini
belirterek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...davalı vekili, davalı taraf olarak kabul ve ret oranına göre taraflarına vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken vekalet ücreti takdir edilmediğini belirterek itiraz etmiş olup, incelenen kararda reddedilen manevi tazminat miktarı dikkate alınarak vekalet ücretine karar verilmesi gerektiğinden davalı vekilinin bu istinaf nedeni kabul edilmiş ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden karar verilmiştir. ..." gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırılarak yeniden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile vekalet ücreti hariç olmak üzere istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21. maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi
3. Değerlendirme
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Dosya kapsamından; davacı vekilinin kaldırma ilamı öncesi yargılama aşamasında henüz hesap raporu aldırılmadan sunmuş olduğu 21.07.2015 tarihli dilekçesi ile maddi tazminat talebini 260.000,00 TL olarak arttırdığı , Mahkemece 26.01.2023 tarihli Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma ilamı öncesi 17.05.2020 tarihli kök hesap raporu aldırıldığı, raporda davacının ücretinin sendika yazı cevabı ile tanık beyanları dikkate alınarak asgari ücretin 2.42 katı olduğu tespiti ile zararın 132.337,32 TL olarak hesaplandığı, Kurumca yapılan peşin sermaye değerli gelir ödemesinin düşülmesi sonucu ise bakiye zararın 51.220,57 TL olarak belirlendiği, davacı vekilince anılan rapora yönelik sunulan beyan dilekçesinde davacının sürekli iş göremezlik oranının %10 'un altında kalması nedeniyle peşin sermaye değerli gelir mahsubunun yerinde olmadığının belirtildiği, mahkemece 17.05.2020 tarihli hesap raporunun hükme esas alınması suretiyle davacının belirlenen %9,3 oranındaki sürekli iş göremezlik oranı üzerinden davacı lehine 51.220,00 TL maddi tazminata hükmolunduğu, taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulduğu, davacı vekilince sunulan 01.06.2021 tarihli istinaf dilekçesinde maddi tazminat talebi yönünden ile raporda hesaplandığı gibi 132.337,32 TL üzerinden karar verilmesinin talep edildiği, Bölge Adliye Mahkemesince davacı istinafı yerinde görülerek maddi tazminatın belirlenmesinde bağlanan gelir miktarının Kurumdan yeniden sorularak bu hususta değerlendirme yapılması gerektiği gerekçesiyle kaldırılarak mahkemesine gönderildiği, Mahkemece yeniden hesap raporu aldırıldığı, yeniden aldırılan ve hükme esas alınan 15.07.2023 tarihli hesap raporunda ise diğer veriler 17.05.2020 tarihli hesap raporu ile aynı kalmasına rağmen bilinen dönemin ileriye çekilmesi ve daha önce itiraza uğramamasına rağmen bakiye ömür tablosunda önceki raporun aksine TRH-2010 tablosunun esas alınması nedeniyle zararın bu kez 392.336,91 TL olarak hesaplanığı, davacı vekilince anılan miktar üzerinden 03.08.2023 tarihli dilekçesi ile talebini arttırdığı , Mahkemece verilen temyize konu kararında ise davacı lehine 392.336,91 TL maddi tazminata hükmolunduğu anlaşılmıştır.
Usuli kazanılmış hak davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrarı sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Usuli müktesep hak, anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usulü kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usulü kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).
Kazanılmış haklar “Hukuk Devleti” kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasa'nın 2.maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez.
Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usuli kazanılmış hak” olgusunun, bir çok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır. Örneğin Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili yeni bir kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usulü kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır.
Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir. (HGK.nun 12.07.2006 T., 2006/4-519 E, 2006/527 K, 03.12.2008 T., 2008/10-730 E., 2008/732 K.) Zira usulü kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir. (09.05.1960 T., 21/9; 04.02.1959 gün 13/5 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı)
Öte yandan iş kazasına maruz kalan sigortalının veya ölümü halinde desteği altında bulunanların maddi zararılarının hesabında gerçek ücretin esas alınması koşuldur. Gerçek ücretin ise işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarından saptanacağı, işçinin imzasının bulunmadığı iş yeri ve sigorta kayıtlarının nazara alınamayacağı, işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarının bulunmaması durumunda işçinin yaşı, kıdemi, mesleki durumu dikkate alınarak, emsal işi yapan işçilerin aldığı ücret göz önünde tutularak belirlenmesi gerektiği, Dairemizin giderek Yargıtay'ın yerleşmiş görüşlerindendir.
Somut olayda, davacı vekilince kaldırma ilamı öncesi aldırılan hesap raporuna ilişkin 01.06.2021 tarihli 17.05.2020 tarihli hesap raporunu kabul ve raporun benimsendiğine yönelik beyanını dikkate alınmaksızın kaldırma ilamı sonrası aldırılan 15.07.2023 tarihli raporla bilinen dönemin ileriye çekilmesi ve bakiye ömür süresinin tespitinde esas alınan tablonun değiştirilmesi suretiyle zararın daha fazla hesaplandığı bilirkişi raporuna itibarla hüküm tesisi davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hakkın ihlali niteliğinde olup bu husus hatalı olmuştur. Ayrıca davacının ücret iddiası yönünden emsal ücretin tespitinde emsal ücretin tespitine dair araştırma yapılmaksızın davacının ücretinin tespiti ve hesaplanması da hatalı olmuştur.
Mahkemece yapılacak iş işçinin yaşı, işi, iş yerindeki kıdemi, mesleki kıdemi belirtilmek suretiyle meslek odalarından, TÜİK, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Yüksek Fen İşleri Kurulu'ndan sigortalının alabileceği ücretleri araştırmak ve bu suretle kazalının ücretini tereddüte yer bırakmayacak şekilde belirlemek, yeniden hesap raporu alınmasının gerekmesi halinde davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hak gereği 17.05.2020 tarihli bilirkişi hesap raporundaki bilinen (iskontosuz), bilinmeyen (iskontolu) dönem başlangıç ve bitiş tarihleri ile açıklanan hususlar dışındaki veriler değiştirilmeden hesaplama yapılması gerektiğini göz önünde bulundurmak, taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış hakları da gözeterek oluşacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgilisine iadesine,
Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.