MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
SAYISI: 2022/292 E., 2023/421 K.
Mahkeme kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne ve duruşmanın düzenlendiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hâllerden hiçbirine uymadığından, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı iş yerinde çalışırken 21.09.2007 tarihli iş kazası sonucunda yaralandığını ve sürekli iş göremezliğe uğradığını belirterek 1.000,00 TL maddi, 60.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren davalıdan tahsiline karar verilerek davacıya ödenmesini talep etmiş, yargılama sırasında maddi tazminata ilişkin talebini 31.370,99 TL olarak ıslah etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; kazanın davacının kusuru ile meydana geldiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 14.05.2015 tarihli 2008/640 Esas 2015/415 Karar sayılı kararıyla; maddi tazminata ilişkin davanın kabulü ile 31.370,99 TL maddi tazminatın 1.000,00 TL'sinin kaza tarihinden, kalan kısmının ise ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, manevi tazminata ilişkin davanın kısmen kabulü ile 15.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin ise reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. İlk Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince temyiz isteminde bulunulması üzerine 21.Hukuk Dairesinin 2015/20875 Esas 2017/92 Karar sayılı ilamı ile sigortalının sürekli iş göremezlik oranında oluşan çelişkiyi ATK Genel Kurulundan son bir rapor daha alarak gidermek ve buna göre sonuca gitmek gerektiği belirtilerek kararın bozulmasına, bozmanın niteliğine göre davalı şirketin sair temyiz itirazlarının ve davacının tüm temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.
B. İkinci Bozma Kararı
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonrasında, 24.11.2020 tarihli 2017/138 Esas 2020/625 Karar sayılı karar ile davanın kısmen kabulüne, 31.370,99 TL maddi tazminat alacağının 1.000,00 TL'sine kaza, bakiyesine ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 20.000,00 TL manevi tazminat alacağına kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Dairenin 10.05.2022 tarihli 2021/6264 Esas 2022/6811 Karar sayılı ilamı ile " Mahkemece, hükme esas alınan kusur oranlarına yöneltilen itirazlar gözetilmek ve işyerindeki tehlikeli çalışma uygulaması da gözönünde bulundurulmak suretiyle işverenin, üçüncü kişi niteliğindeki forklift operatörü ile sigortalının kusur oranlarının değerlendirilmesi açısından dosyanın alanında uzman A sınıf İş güvenliği uzmanlarından oluşturulacak üç kişilik heyete tevdi edilerek kusur oranlarının tayin ve tespitini sağlamak, tespit edilecek bu kusur oranlarını usuli kazanılmış haklar doğrultusunda 04.01.2020 tarihli hesap raporuna uygulanmak (bu raporda esas alınan işlemiş/bilinen devre sonunu) değiştirmemek suretiyle maddi tazminat alacağını tespit etmek, usuli kazanılmış haklar ve taleple bağlılık ilkesi de gözetilerek davacının tazminat alacakları hakkında sonucuna göre bir karar vermek "gereğine işaret edilerek davacı asil ve davalı vekilinin temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin karar bozulmuştur.
C.İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın konusunu oluşturan iş kazasında davalı ... A.Ş.'nin %55, dava dışı forklift operatörü ...'in %10 ve davacı kazazede işçinin %35 oranında kusurlu olduğuna kanaat getirildiği, alınan kusur raporunda davalı işçinin kusur oranının değiştiği görülmüş ise de verilen kararlardaki miktarın davacı tarafın yasal süresi içerisinde itiraz edilmemesi/ davacı tarafça temyiz edilmemesi nedeniyle davalı lehine kazanılmış hak oluşturduğu, bu durumda davacının kusur oranında değişiklik oluşmuş ise de kazanılmış hak ilkesi gereğince hükmedilecek tazminat miktarında ve faiz başlangıç tarihlerinde değişiklik gerçekleşmeyeceği, usul ekonomisi gereğince davanın yargılama süresi de gözetilerek maddi tazminat bakımından ilk hüküm gibi karar vermek gerektiği, son olarak ikinci karara davacı tarafın temyiz başvurusu olmaması nedeniyle yine manevi tazminat miktarının da aynı gerekçe ile kesinleştiği gözetilerek karar tesis edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 31.370,99 TL maddi tazminat alacağının 1.000,00 TL'sine kaza, bakiyesine ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 20.000,00 TL manevi tazminat alacağına kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; kusur raporundan sonra maddi tazminat alacağının hesaplanması için yeni bilirkişi raporu alınmamasının hatalı olduğu, davalının sıfatının hatalı olarak belirtildiği gerekçesiyle temyiz yoluna başvurmuştur.
Davalı ... Ağaç ve ... Ahşap vekili; gerekçeli kararda davalı adının yanlış yazıldığı, karar tarihi olarak 26.10.2024 tarihinin gösterilmiş olmasının hatalı olduğunu, Mahkemece verilen ilk karardan sonra davacı lehine hükmedilen maddi ve manevi tazminat tutarlarını davacının banka hesabına göndermek suretiyle ödediğini, tazminat alacağı davalı tarafça ödenmiş olduğundan maddi tazminat yönünden davanın konusuz kaldığını, davalı iş yerine %55 kusur oranı tespiti doğru ve gerçekçi bir oran ve tespit olmayıp, kusur yönünden de gerekçeli karar hatalı ve yanlış olduğunu belirterek temyiz yoluna başvurmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava açıldıktan sonra ortaya çıkan bir olgu nedeniyle artık dava konusu edilen talep hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesine gerek ya da neden kalmıyorsa, burada davanın konusuz kalmasından söz edilebilir.
Öte yandan davanın hukuksal niteliği gereği davalı, temyiz aşamasında dava konusu borcu söndüren nitelikte bir belge vermiş veya iddiada bulunmuş ise bu belge üzerinde gerekli inceleme yapılmak suretiyle bir karar verilmesi gerekir. Gerçekten de, yargılamada davayı inkâr eden davalının savunması borcun bulunmadığı savunmasını da kapsar. O nedenle, davalının borcun ne sebeple bulunmadığını açıklama ve iddianın aksine, delillerini ikame etme hakkının ortadan kalktığından söz edilemez.
Sonuç itibariyle yargılama aşaması henüz tamamlanmamış böyle bir durumda, borcu itfa eden belgenin söz konusu olduğu hallerde, dava sonuçlanıp kesinleşmemiş ise ibraz edilen ve borcu söndüren yazılı belgenin dikkate alınması gerekir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 04.07.2007 gün 2007/13-453 Esas ve 2007/453 Karar sayılı kararlarında da aynı ilke benimsenmiştir.
Somut olayda davalı tarafından maddi ve manevi tazminat olarak belirlenen ve ilk kararda hüküm altına alınan miktarların davacıya ödenmiş olduğunun iddia edilmiş olması karşısında, yapılan ödemenin niteliği, borcu sona erdirmeye yönelik bir ödeme olup olmadığı ve davacının tazminat alacaklarının ödeme yoluyla dava açıldıktan sonra karşılanıp karşılanmadığı giderek davanın konusuz kalıp kalmadığı hususu değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olmuştur.
Mahkemece yapılacak iş, yukarıda açıklanan şekilde ödeme iddiası araştırılarak davanın konusuz kaldığı anlaşılırsa buna göre hüküm kurulması, konusuz kalmadığı belirlenirse de şimdiki gibi karar verilmesidir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, temyiz eden taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları gözetilerek Mahkemece verilen karar bozulmalıdır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Taraf vekillerinin temyiz itirazları dikkate alınarak HUMK'nın 428. maddesi gereğince Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,
Dosyanın kararı veren Mahkemeye gönderilmesine,
03.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.