MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2023/2666 E., 2024/587 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: Ankara 28. İş Mahkemesi
SAYISI: 2017/499 E., 2023/463 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili asıl davada 100,00 TL tedavi masrafı ile 100.000,00 TL manevi tazminatın iş kazası tarihi 16.03.2013 tarihinden itibaren faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili birleşen davada, iş kazasına bağlı sürekli iş göremezlik nedeni ile fazlaya ilişkin hakkını saklı tutarak 324.589,67-TL maddi tazminatın ve geçici iş göremezlik zararının tazmini için şimdilik 100,00-TL maddi tazminatın iş kazası tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş , birleşen dava yönünden sürekli iş göremezlik nedeniyle oluşan maddi zarara ilişkin talebini 464.915,35-TL olarak arttırdığını beyan etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı definde bulunduklarını, davacıya raporlu olduğu dönemde ücret ödemesinin tam yapıldığını, şirketin kusurlu olmadığını, davacının konteynerden inmek isterken havanın yağışlı olmasından dolayı kayıp düşmesi sonucu yaralandığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile" asıl dava yönünden, davanın tedavi gideri açısından reddine, davanın manevi tazminat açısından kabulü ile 100.000,00 TL' nin olay tarihi 16.03.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, birleşen dava yönünden, davanın sürekli iş göremezlik tazminatı açısından kabulü ile 464.915,35 TL' nin olay tarihi 16.03.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, davanın geçici iş göremezlik tazminatı açısından reddine" karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, konteynerin zincirlerini takan davacının havanın yağışlı olması sebebiyle düştüğü ve SGK, Yüksek Sağlık Kurulu ve ATK 3.İhtisas Kurulu raporu uyarınca % 49,2 oranında sürekli iş göremez durumda kaldığı; SGK Teftiş raporunda, olayın iş kazası sayılması gerektiği, iş kazasının meydana gelmesinde işveren ... Turizm Yatırımcılığı A.Ş.'nin % 80 ve işçinin % 20 oranında ağır kusuru bulunduğunun belirtildiği; 29.03.2021 tarihli heyet raporunda, davalı işveren şirketin % 80 ve kazazede işçinin % 20 oranında kusurlu olduklarının belirtildiği anlaşılmış olup; iş yerinde iyi bir iş organizasyonu sağlayarak işçilerin hangi işleri, hangi şekil ve yöntemlerle yapmaları gerektiğini belirlemeyen, işçileri yapacakları işlerde oluşabilecek riskler ve alınacak önlemler konusunda bilgilendirmeyen, yeterli düzeyde denetim ve kontrol mekanizmasını işletmeyen işverenin iş bu dosyada tanzim edilen kusur raporu doğrultusunda sorumlu olduğu ve raporun olaya uygun düştüğü anlaşılmış, SGK Teftiş raporu ile kusur raporunun birbirleri ile uyumlu olduğu değerlendirilmiş; tespit edilen iş göremezlik oranı ve işçinin kusur durumuna göre hesap yapılmasında hata bulunmadığı, davacı işçinin davalıya karşı açmış olduğu işçilik alacakları davasında ibraz edilen cevap dilekçesinde açıkça davacının net 2500 USD ücret aldığının kabul edildiği, dosya kapsamında beyanı alınan tanıkların da ücreti doğruladıkları, emsal ücretin de aynı doğrultuda bildirildiği gözetilerek dosyalar arasında ücret yönünden çelişki bulunmadığı kanaatine varılmış; giydirilmiş ücretin 135 USD yemek ve barınma yardımı eklenerek tespit edildiği, rakamın içtihatlardan farklı olarak ve fakat davalı lehine olacak şekilde ele alındığı saptanmış; Yargıtay 10.Hukuk Dairesi tarafından yerleşik ... gelmiş şekilde TRH2010 tablosunun kullanılması gerektiği belirtildiğinden davalı tarafın bu yöndeki istinaf gerekçesine itibar edilmemiş; davaya konu iş kazasından kaynaklı tazminat davasında davacının maddi tazminat alacağının tespiti, yargılama sürecinde taraflarca gösterilecek delillere göre belirlenip hesap edilecek olmasına göre davanın açıldığı tarih itibariyle davacının maddi tazminat alacağını tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyecek olması nedeniyle ve hukuki nitelendirmenin Hakime olduğu hususu da dikkate alınarak birleşen davanın 6100 sayılı HMK’nun 107. maddesine dayalı belirsiz alacak davası olarak değerlendirilmesi gerektiği, Yargıtay 10.Hukuk Dairesi'nin 2021/3834 esas ve 2022/5880 karar sayılı ilamının da aynı doğrultuda olduğu gözetilerek davalı tarafın zamanaşımı definin belirsiz alacak davası çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmiş, yargılama sürecinde sunulan maddi tazminatın artırılmasına dair istemin de ıslah olarak değil talep artırım talebi olarak değerlendirilmesi ve buna göre de zamanaşımının dava tarihi itibariyle tüm alacak yönünden kesildiğinin kabul edilerek talep artırıma yönelik dilekçe için zamanaşımı def’inin kabul edilmemesi gerektiği anlaşılmış; birleşen davaya ilişkin tazminat istemlerinin dava tarihi gözetilerek belirsiz alacak davasına konu edildiğinin kabulü ile
davacı lehine hükmedilen manevi tazminatın işçinin yaşı, kusur durumu, iş göremezlik oranı ve olayın gerçekleşmesi çerçevesinde hakkaniyete uygun olduğu ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varılmıştır gerekçesi ile davalı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; birleşen davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının belirsiz alacak davası olarak birleşen davayı ikame etmeden önce asıl dava kapsamında alınan 06.09.2021 tarihli rapor ile birleşen davaya konu sürekli maluliyet nedeniyle tazminat taleplerini belirleyebilecek duruma geldiğinin kabulü gerektiğini, birleşen davanın hukuka uygun bir şekilde kısmi dava olarak açılması durumunda davacı tarafın 26.06.2023 tarihinde ıslah ettiği sürekli iş göremezlik alacağının zamanaşımına uğramış olacağını, olay davalı şirketin ... şantiyesindeki çalışması sırasında vuku bulduğundan ilgili yabancı hukukunun uygulanması gerektiğini, davacı lehine hükmedilen manevi tazminatın fazla olduğunu, davacının iş kazasının meydana gelmesinde tam kusurlu olduğunu, kalça kemiğinde meydana gelen hasarın, müvekkili şirkette fiziksel güç gerektirmeyen işler yapan davacı işçiyi, %49,2 şeklindeki fahiş oran ile malul ... getirmemesi gerektiğini, ücretten fazla mesainin ayrıştırılarak tenzil edilmesi gerektiğini, bilirkişinin raporlarında yemek ve barınma bedelinin aylık 135,00 USD olduğuna ilişkin çıkarımda bulunurken hangi verilerden yararlandığını açıklamadığını, TRH 2010 tablosunun kullanılması suretiyle hesap yapılmasının isabetli olmadığını, kaçınılmazlığın değerlendirilmesi gerektiğini, tanığının beyanının değerlendirilmediğini belirterek kararı temyiz etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
A)Davalı vekilinin manevi tazminata ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110. Maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır.
Dosya içeriğine göre, temyize konu edilen miktarların Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL’nin altında bulunduğu anlaşılmakla bu kısma yönelik temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir.
B) Davalı vekilinin maddi tazminata ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
1.Davalı vekilinin manevi tazminat istemine yönelik temyiz isteminin miktardan REDDİNE,
2.Davalı vekilinin maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının reddine, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgiliden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
07.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.