MAHKEMESİ: Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2024/1238 E., 2024/1101 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: Antalya 6. İş Mahkemesi
SAYISI: 2023/11 E., 2023/384 K.
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özet olarak; müvekkilinin kazanın olduğu 19.03.2018 tarih itibari ile davalı yanında sigortalı işçi olarak çalışmakta iken işi gereği bulunduğu Antalya ili, Korkuteli ilçesi, ... mahallesinde ana şebeke su borularının döşeme çalışması yaptıkları sırada, boruların vinçle taşınması esnasında, müvekkilinin arkasında bulunan 2-3 ton ağırlığında ki su borusunun üzerine yıkılması sonucunda müvekkilinin yaralandığını, bu olay nedeni ile Korkuteli Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 2018/642 Sor. ve 2018/525 K. nolu dosyası kapsamında yürütülen soruşturma sonucunda KYOK kararı ile soruşturmanın sona erdiğini, müvekkilinin asıl mesleğinin kaynakçılık olduğunu, 14 yıl kaynakçılık yapan müvekkilinin kaynakçılık belgesinin bulunduğunu belirterek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5000 TL'si beden bütünlüğünün ihlalinden kaynaklanan 200 TL'si tedavi amaçlı ulaşım giderinden kaynaklanan olmak üzere toplam 5.200,00 TL tazminatın kaza tarihinden başlayacak yasal faizi birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı işveren vekilin cevap dilekçesinde özetle; davacının, müvekkil şirkette 08.02.2018 tarihinde çalışmaya başladığını, 19.03.2018 tarihinde Kızılcadağ-Manay yolu üzerinde Manay köyü mevkiinde içme suyu borusunu vinç ile alırken alt tarafta ki borunun kayması ve davacının yükleme yapılan yere arkası dönük olması nedeni ile yaralandığını, davacının kendi dikkatsizliği ile arkasının dönük olması sebebiyle boruyu fark etmeyerek yaralanmasına kendi kusuruyla sebebiyet verdiğini, kazanın meydana gelmesinde davalı müvekkilinin almadığı veya almayı ihmal ettiği hiçbir tedbirin olmadığını belirterek açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle, davanın kısmen kabulü ile; maddi ve manevi tazminat ile tedavi amaçlı ulaşım giderine hükmedilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemenin asıl davaya ilişkin verdiği kararda esas aldığı aktüer raporunda esas alınan verilerin tespitinde düşülen hatalar ve aktüer hesabında düşülen hatalar nedeniyle hatalı olduğunu, bu nedenle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; aktüer hesap raporunda kullanılan hesap yönteminin hatalı olduğunu, kazanın meydana gelmesinde işverenin almadığı veya almayı ihmal ettiği herhangi bir önlem bulunmadığını, kusur izafe edilemeyeceğini, davacının kusurlu hareketi ile illiyet bağını kestiğini, davacının taraflarınca itiraza uğrayan raporlara dayanılarak yaptığı ıslah talebini kabul etmediklerini, ıslah dilekçesinde ıslah edilen ve dava değeri arttırılan alacakların zamanaşımına uğradığını, müvekkili şirket aleyhine %80 kusurlu olduğu varsayımı üzerinden hareketle hesaplanan gerek maddi gerekse manevi tazminatın hatalı olduğunu, bu nedenlerle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleri ile dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davacının ve davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21. maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi
3. Değerlendirme
A) Davalı vekilinin davacı yararına hükmedilen manevi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden;
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Dosya içeriğine göre İlk Derece Mahkemesince davacı lehine 20.000,00 TL manevi tazminata hükmolunduğu, Bölge Adliye Mahkemesi'nin yukarıda anılan kararı ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği gözetildiğinde kabulüne karar verilen tazminat miktarının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davalı vekilinin temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir.
B) Taraf vekillerinin davacı yararına hükmedilen maddi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden;
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Dosya kapsamından; davacı vekilince dava dilekçesinde davacının kaynak ustası olarak 2.500,00 TL ücretle çalıştığının beyan edildiği, Mahkemece emsal ücretin tespitine dair Antalya Esnaf ve Sanatkarlar Odası ile Enerji Sen ve Birleşik Metal Sendikasından alınan yazı cevapları ile yetinilerek başkaca araştırma yapılmasına gerek duyulmadan dosyanın hesap bilirkişisine tevdi edildiği, 04.10.2023 tarihli hesap raporunda davacının asgari ücretle çalıştığı kabulü ile 685.102,17 TL maddi zararın bulunduğu yönünde kanaat bildirildiği, davacı vekilince anılan raporda belirtilen miktar üzerinden ücret yönünden itiraz beyanını yinelemek suretiyle talebini arttırdığı ve Mahkemece raporun hükme esas alındığı anlaşılmaktadır.
İş kazasına maruz kalan sigortalının veya ölümü halinde desteği altında bulunanların maddi zararılarının hesabında gerçek ücretin esas alınması koşuldur. Gerçek ücretin ise işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarından saptanacağı, işçinin imzasının bulunmadığı iş yeri ve sigorta kayıtlarının nazara alınamayacağı, işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarının bulunmaması durumunda işçinin yaşı, kıdemi, mesleki durumu dikkate alınarak, emsal işi yapan işçilerin aldığı ücret göz önünde tutularak belirlenmesi gerektiği, Dairemizin giderek Yargıtayın yerleşmiş görüşlerindendir.
Somut olayda, davacının ücret iddiası yönünden davalı işverence verilen işe giriş bildirgesinde davacının görevinin kaynakçı olarak belirtilmesi ,yapılan işin niteliği ile davacının ücretine dair tanık beyanları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde Mahkemece emsal ücretin tespitine dair davacının sendikalı olduğu yönünde bir iddia ve ispatta bulunmadığına göre sendika yazı cevabı ile oda yazı cevabı ile yetinilerek başkaca ücret araştırmasına gerek duyulmaması ve davacı kazalının ücretinin ücret iddiası dikkate alınmaksızın asgari ücret olduğu tespiti ile maddi zarar hesabı yapılan bilirkişi raporuna itibarla hüküm tesisi hatalı olmuştur.
Mahkemece yapılacak iş; işçinin yaşı, işi, iş yerindeki kıdemi, mesleki kıdemi belirtilmek suretiyle meslek odalarından, TÜİK, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Yüksek Fen İşleri Kurulundan sigortalının alabileceği ücretleri araştırmak ve bu suretle kazalının ücretini tereddüte yer bırakmayacak şekilde belirlemek ve davacının maddi zararını tespit ettirmek ile oluşacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Davalı vekilinin davacı yararına hükmedilen manevi tazminat alacağına ilişkin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,
Taraf vekillerinin davacı yararına hükmolunan maddi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden;
Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine,
Aşağıda yazılı temyiz harcının davalıdan alınmasına,
17.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.