MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 50. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2024/461 E., 2024/825 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul 33. İş Mahkemesi
SAYISI: 2021/29 E., 2023/925 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacıların murisleri olan ... 'ın 01.06.2020 tarihinde meydana gelen olay sonucu vefat ettiğini belirterek maddi ve manevi tazminat talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının 30.05.2020 tarihinde davalı siteye iş görüşmesine geldiğini, site yönetimi kendisi ile görüştüğünü ve iş için uygun bulunduğunu, davacının henüz işbaşı yapmadığı için kendisine hiçbir iş ve talimatın verilmediğini, sitenin denize 150 metre yakınlıkta olduğunu ve her yaz site havuzuna motor ve dalgıç pompası ile denizden su çekildiğini, 01.06.2020 tarihinde site yönetiminden ...’in ... Teknik Malzeme firmasından sipariş ettiği İMPO markalı dalgıç pompasını siteye getirdiğini, site yönetiminden ... ve birkaç site çalışanı su çekim işlemini yaparken o gün işe giriş evraklarını getirmek için sitede bulunan ve ertesi gün iş başı yapacak olan ... ... 'ın da o esnada işin yapıldığı yerde tesadüfen bulunduğunu, müteveffanın kendisine site yönetiminden bu işle ilgili herhangi bir komut veya talimat verilmediği halde “...Benim çocukluğum buralarda geçti ben de size yardım edeyim...” diyerek doğrudan işe giriştiğini, ... ... 'ın ... ile birlikte motoru kaldırırken aniden sendeleyerek suya düştüğünü, site yönetiminden ...'in müteveffayı derhal sudan çıkarttığını, ilk yardım temel uygulamalarını yaptığını ve derhal ambulans çağrıldığını ama tüm müdahalelere rağmen davacının vefat ettiğini, davalı site yönetimi tarafından iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerinin eksiksiz biçimde tamamlandığını, normalde önce eğitimlerin verildiğini daha sonra da iş başı yaptırıldığını, davacının işe başladığı gün bu eğitimler verilmeden bu talihsiz olayın gerçekleştiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;
1-Davanın kabulü ile
a-Davacı anne ... için 494.791,01 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 01.06.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı anne ...'a verilmesine,
b-Davacı baba ... için 344.886,49 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 01.06.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı baba ...'a verilmesine,
c-Davacı anne ... için 40.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 01.06.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı anne ...'a verilmesine,
d-Davacı baba ... için 40.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 01.06.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı baba ...'a verilmesine,
e-Davacı kardeş ... için 20.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 01.06.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı kardeş ...'a verilmesine, karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı işveren İstanbul Rumeli Feneri Sitesi Toplu Yapı Yönetimi unvanlı işyerinde çalışan ... ’ın 01.06.2020 tarihinde denizin içine dalgıç pompa yerleştirirken elektrik akımına maruz kalması sonucu vefat etmesi şeklinde iş kazasının meydana geldiği, SGK Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı 06.08.2021 tarih, 120653/14/İR/09 sayılı tahkikat raporunda meydana gelen kazanın iş kazası olduğunun tespit edildiği, İlk Derece Mahkemesi tarafından, kusur durumunun tespiti için aldırılan 29.08.2021 tarihli bilirkişi heyeti raporunda; davalı işveren "İstanbul Rumeli Feneri Sitesi Toplu Yapı Yönetimi'nin % 100 oranında kusurlu olduğunun, kazazede işçi ... 'ın kusurlu olmadığının belirtildiği, kusur durumunun tespiti için aldırılan 21.06.2023 tarihli bilirkişi heyeti ek raporunda da aynı kusur oranlarının belirtildiği, İlk Derece Mahkemesi tarafından işverenin kusurunun olup olmadığı varsa oranın belirlenmesi yönünden yaptırılan bilirkişi incelemeleri sonucunda hükme esas alınan kusur bilirkişi heyeti raporunun gerekçeli, açıklayıcı, olaya ve dosya kapsamına uygun olduğu, İlk Derece Mahkemesinin de bu raporları esas alarak yazdığı gerekçenin dosya kapsamına uygun olduğu anlaşılmış, davalı tarafın kusura yönelik istinaf sebebi kabul edilmemiş olup bu nedenle hükme ve hesaplamaya esas kabul edilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, hesaplamanın da dosya kapsamına uygun olduğu kanaatine varıldığı, kaza tarihi, kusur oranı gözetilerek, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, paranın satın alma gücü, özellikle 26.06.1966 gün ve 1966/7-7 sayılı İçtihadı Birleştirme kararının içeriği ve öngördüğü koşulların somut olayda gerçekleşme biçimi, kaza sonrası vefat olayının gerçekleşmesi, hak ve nesafet kuralları dikkate alındığında, İlk Derece Mahkemesi tarafından belirlenen manevi tazminat miktarlarının dosya kapsamına uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1. bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle;
a.Bilirkişi raporları arasında ciddi çelişkiler olduğunu, bu çelişkiler giderilmeden hüküm kurulmasının doğru olmadığını, müteveffanın %10 oranında kusurlu olması hususunun Mahkemece hiç dikkate alınmadan hüküm kurulmuş olduğunu,
b.Mahkeme kararında müteveffanın kazanç durumunu hesaplanırken asgari ücret aldığı esas alınarak hesaplama yapılmış olduğunu, müteveffanın SGK geçmişi incelendiğinde düzenli bir geliri ve işi hiçbir zaman olmadığını, bu nedenlerle sürekli ve düzenli bir çalışan olduğu kabul edilerek hesaplama yapılmasının da mümkün olmadığını,
c.İlliyet bağının kopması, müteveffanın fiilen işe başlamamış olup yalnızca sigorta girişinin yapılmış olması davanın esasına doğrudan etkileyecek hususlar olduğunu, bu hususlar değerlendirmeden bilirkişiden alınması ve alınan maddi tazminat hesap raporunun hükme esas alınmasının mümkün olmadığını,
d.Belirlenen tazminat miktarının, özellikle manevi tazminat miktarlarının çok fahiş olduğunu, manevi tazminatın zenginleşme nedeni olamayacağının Yargıtay İçtihatları gereği olduğunu belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, iş kazasında vefat eden sigortalının yakınlarının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
3. Değerlendirme
1.Davalı vekilinin hükmedilen tüm manevi tazminatlara ve davacı baba için hükmedilen maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
a.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun'un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
b.6100 sayılı HMK'nın 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı dikkate alınmalıdır.
c.Dosya içeriğine göre temyize getirilen miktarlar Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL’nin altında bulunduğu anlaşılmakla bu kısma yönelik temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir.
2.Davalı vekilinin davacı anne için hükmedilen maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, temyiz kapsam ve nedenlerine göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davalı vekilinin hükmedilen tüm manevi tazminatlara ve davacı baba için hükmedilen maddi tazminata yönelik temyiz isteminin miktardan REDDİNE,
2.Davalı vekilinin davacı anne için hükmedilen maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının reddine, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgiliden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
15.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.