MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 47. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2024/356 E., 2024/575 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul 5. İş Mahkemesi
SAYISI: 2020/388 E., 2023/108 K.
Taraflar arasındaki iş kazasına dayalı maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Davacı vekili, dava dilekçesinde, 20.01.2017 tarihinde motor kurye olarak davalı şirkette çalışırken motor kazası yapmak sureti ile iş kazası geçirdiğini malul kaldığını, kazada davacının bir kusuru olmadığını, kusurlu olan tarafın diğer sürücü ve aynı zamanda davalı iş veren olduğunu, davalı iş verenin yeterli güvenlik önlemlerini almadığını, motorsiklet kullanımı için gerekli ekipmanları temin etmediğini, davacıya bu ekipmanları sağlamadığını, davacının kazadan sonra hastanede tedavi gördüğünü, kaza sonrası güç kaybı yaşadığını, asgari ücretle çalıştığını, kazadan bu yana oldukça uzun zaman geçmiş olmasına karşın kazaya bağlı acılarının hala geçmediğini, bu nedenlerle, fazlaya ilişkin
dava ve talep hakları saklı kalarak şimdilik; 1.000,00.-TL maddi, 25.000,00.-TL manevi tazminatın 20.01.2017 kaza tarihinden başlayarak yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davacı vekilinin 21.11.2023 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebi 401.333,85 TL olarak artırılmıştır.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, dava dilekçesi eklerinin kendilerine tebliğ edilmediğini, belgelere ilişkin beyan ve itiraz haklarını saklı tuttuklarını, olayda şirketin kusurunun bulunmadığını, koruyucu kıyafet ve ekipman verildiğini, iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerinin verildiğini, davacının iddiasını ispatlamakla yükümlü olduğunu, davalı ile kaza arasında uygun illiyet bağı olmadığını, Adli Tıp Kurumu'ndan rapor alınması gerektiğini, zarar görenin kusuru olduğunu, hiç kimsenin kendi kusurundan yararlanamayacağını, yüzdeli kusur raporu alınınca müvekkiline yüklenebilecek bir kusur olmadığının görüleceğini, maddi tazminat talebine dayanak gösterilen tedavi giderlerinin dosyaya sunulmadığını, istenilen manevi tazminatın fahiş olduğunu, manevi tazminatın zenginleşme aracı olarak görülemeyeceğini, usulden ve esastan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Dosyada mevcut Bağcılar Sosyal Güvenlik Müdürlüğünün 25.08.2020 tarihli cevabında davacının iş göremezlik derecesinin %10'un altında olması nedeniyle iş göremezlik gelirinin bağlanmadığı, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı yazısında meslekte kazanma gücü kaybı oranının SGK tarafından %7,1 olarak belirlendiği, davacı tarafça maluliyet oranına itiraz edilmesi üzerine Yüksek Sağlık Kurulu tarafından yapılan incelemede maluliyet oranının yine %7,1 olarak belirlendiği, bu sefer davalı tarafça itiraz edilmesi üzerine Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesinin 08.07.2022 tarih 13920 sayılı raporuna göre meslekte kazanma gücü kayıp oranının %7,1 olarak belirlendiği görülmüştür. Tüm bu hususlar dikkate alınarak dosya kusur hesaplaması yönünden bilirkişiye tevdi edildiği, bilirkişi raporuna göre davalı işverenin kazanın meydana gelmesinde; %15 kusurlu olduğunun tespit edildiği, dava dışı kazaya karışan 34 TR 3650 plakalı araç sürücüsünün %70 oranında kusurlu olduğu, davacının ise %15 kusur oranının belirlendiği anlaşılmıştır.
Maddi tazminat yönünden, yerleşik uygulama ve Yargıtay İçtihatları da dikkate alınmak suretiyle hazırlanan 02.08.2023 tarihli aktüerya bilirkişi raporuna göre davacının davalı iş yerinin kusur oranına göre 401.333,85 TL maddi zararının bulunduğu belirlenmiştir.
Yapılan yargılamanın sonunda tarafların ve dinlenen tanıkların beyanları, SGK kayıtları, maluliyet raporları, kusur raporları, hesaba ilişkin bilirkişi raporu ile tüm dosya münderecatından, yukarıda açıklanan gerekçeler doğrultusunda 401.333,85 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesi yönünde karar vermek gerekmiştir. Manevi tazminat yönünden manevi tazminatın zenginleşme aracı olamayacağına ilişkin genel prensipler ile müstekar Yargıtay İçtihatları ve sayılan nedenler hep birlikte değerlendirilerek davacının meydana gelen olay sebebiyle çektiği acı, elem, ızdırap, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, tespit edilen maluliyet oranı, olayın ağırlığı, olay tarihi dikkate alınarak 20.000,00 TL manevi tazminat verilmesi gerektiği hususunda Mahkememizce hukuki ve vicdani kanaate varılmıştır..." gerekçesiyle,
Davanın kısmen kabulüne,
1.Net 401.333,85 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 20.01.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
2.20.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 20.01.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
3.Manevi tazminatla ilgili fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde,;mahkemece kabul edilen %7,11 oranında maluliyetin kabul edilemez olduğunu, Adli Tıp Kurumundan rapor alınması gerektiğini, davalı işverenin kusurunun bulunmadığını, davacıya koruyucu kıyafet ve ekipmanların verildiğini, davacının bunları amacına uygun olarak kullanacağını taahhüt ve beyan ettiğini, davacıya iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerinin verildiğini, davacının aksini iddia etmesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, davacının iddiasını ispatlayamadığını, davalı işveren ile kaza arasında uygun illiyet bağının bulunmadığını, davacının olayda kusurunun bulunduğunu, kendi kusurundan yararlanamayacağını, davacının %70 kusurunun bulunduğunu, manevi tazminat tutarının fahiş olarak belirlendiğini belirterek kararı temyiz etmiştir.
B. Değerlendirme ve Sonuç
Uyuşmazlık, iş kazasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
A) Davalı vekilinin, davacı lehine hükmedilen manevi tazminat tutarlarına ilişkin temyiz istemi yönünden,
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Dosya içeriğine göre davalı aleyhine hükmolunan manevi tazminat tutarının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.290 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davalı vekilinin temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir.
B) Davalı vekilinin davacı lehine hükmedilen maddi tazminat tutarlarına ilişkin temyiz istemi yönünden;
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davalı vekilinin davacı lehine hükmedilen manevi tazminata yönelik temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,
2.Davalı vekilinin davacı yararına hükmedilen maddi tazminat alacağı yönünden yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliye yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.